Bunlar gidici

18 Ocak 2020 Cumartesi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, yandaş ihalecilerin panikte olduğuna ilişkin önemli bir açıklama yaptı.

Erdoğdu’ya göre, götürücü takım yurtdışına kaçma derdinde, kimileri de İngiltere’de malikâne alma peşindeydi.

Demek ki AKP işbirlikçisi yetmez ama evetçiler ve de “inanın ben kandırıldım”cıların ardından, iliştirilmiş ihaleciler de yolun sonuna gelindiğinin ayrımına varmışlar…

Hepimiz o deyimi biliriz:

Batan gemiyi ilk önce fareler terk eder.

Ancak, bugün yaşadıklarımızda başka bir şey var. Şair Ece Ayhan’ın bir dizesindeki gibi:

“…ki unutulmasın/Gerçeklikte gemiler terk etmektedir fareleri.”

Şair İlhan Berk, bu dizeleri “müesses nizamı tersyüz etme” olarak algılar.

Dize, bu bakış açısıyla yorumlandığında, kemirgenlerce çürütülmüş, bozuk bir düzen var ortada. Gemi, yani laik, demokratik Cumhuriyet batmamak için kemirgenlerden sıyrılma aşamasında.

O yüzden Aykut Erdoğdu’nun yaptığı erken uyarı önemsenmeli:

“Bu iktidar gidici. Bütün iş dünyası, bürokrasi, yargı hesaplarını buna göre yapsın. Milletimizin kendi kaderine el koymasına ihtiyaç var. Devletimiz kötü bir ekibin işgali altında. Demokrasi, hukuk, kanunlar askıya alınmışsa, milletin kaderi bir ailenin iki dudağı arasına terk edilmişse, millet kendi kaderine el koymak zorundadır.”

Anayasa Yok Hükmünde mi?

Epeydir üzerinde duruyoruz. Saray’daki AKP’li , “Din bize göre değil, biz dine göre hareket edeceğiz” dediğinden beri hukuk metinlerini ve uygulamalarını dinselleştirme adımları giderek hızlandı.

Örneğin, Cumhurbaşkanı Güvenlik Başdanışmanı, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul Üyesi Adnan Tanrıverdi, hani neredeyse yalnızca “Mehdi gelecek” dediği için eleştirildi ve görevinden istifa etti.

Oysa Tanrıverdi, adı “Adaleti Savunanlar” diye başlayan bir dernek kurmuştu ve aralarında MKEK, ASELSAN, HAVELSAN gibi askeri devlet kurumlarının da desteğiyle “İslam Birliği Kongresi” adı altında bir kongre toplamıştı. 

Bu kongre ilk toplantısında, bir bildiri ile “İslam Ülkeleri Konfederasyonu Anayasası” modelini açıklamıştı…

Modele göre, devletin adı ASRİKA (Asya-Afrika) İslam Devletler Birliği… 

Birlik, başkalık sistemi ile yönetilecek, başkenti İstanbul, resmi dili de Arapça olacakmış!

Yani, cumhurbaşkanı danışmanı olan bir kişinin derneği, yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na baştan sona aykırı bir örgütlenme yapısı öneriyor.

Açıkçası, eskilerin deyimiyle anayasayı “ tağyir, tebdil ve ilga etme”yi (bozma değiştirme, kaldırma) gündeme getiriyor. Hem de devlet kuruluşlarının desteğini alıyor!

Ve Türkiye’de kimsenin, özellikle de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve Anayasa Mahkemesi’nin kılı bile kıpırdamıyor!

Katar İlgisi

Ulusal Tank-Palet Fabrikası’nın işletme hakkının yüzde 49.9’u Katar ordusuna ait BMC’ye devredildi.

Kanal İstanbul’un çevresindeki arsalar, başta Katar Emiri’nin annesi olmak üzere yine Katarlılara satıldı.

Merak konusudur:

Katarlılar ile kimlerin çıkarları niye uyuşuyor; Katar ile kimlerin bağları, niçin güçlü?

Ya da, ne bileyim ben, Katar bankalarında kimlerin parası, pulu var?


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020