Virüsle söyleşi (Korona günlüğü - 3)
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Virüsle söyleşi (Korona günlüğü - 3)

05.04.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Hiç kimsenin başaramadığı bir işi başarıp virüsü bir yerde sıkıştırdım ve benimle bir söyleşi yapmaya ikna ettim. İlk sorum şöyleydi: “Senim anan baban, kardeşlerin var mı?” Biraz düşündü, birden sevinerek “elbette var” dedi, “dünyadaki herkesin vücudunda benim akrabalarım, büyük büyük dedem, kız kardeşlerim, amcaoğullarım yaşıyor, beni öksüz ve yetim mi sandın?”

Ben bu yanıt karşısında biraz afalladım, ama birden başımdan geçmiş bir olayı anımsayıp ona hak verdim. Yıllar önce aşırı çalışmaktan ve aşk acısı çekmekten benim bağışıklık sistemim iyice düşmüş, birden sırtımda, sinir uçlarıma yapışmış altmış sivilce çıktı. Acılar içinde kıvranarak doğru benim için “Tanrı varsa odur” dediğim doktor Prof. Atilla Yosmaoğlu’nun kapısını çaldım. Yosmaoğlu, “yandın ki yandın” dedi, meğer çocukken geçirdiğimiz hastalık suçiçeği virüsü daha sonra insanın sinir uçlarına yerleşip yıllarca orada sıcacık yuvasında yaşıyorlarmış. Benim ne zaman bağışıklığım düşmüş, onlar da hemen harekete geçip zona sivilcelerini oluşturmuşlar. Kısaca yıllar sonra virüs olduklarını hatırlamışlar. Yosmaoğlu ne yaptı, her gün lazerli bir iğneyle o sivilcelere bir ilaç yolladı. Ne olduğunu hiç söylemedi ve altmış günün sonunda ben, tüm hastalık boyunca hayalini kurduğum mavi bir denize kavuştum. Korona bana dürüstçe yanıt vermiş. Evet, onun akrabaları, annesi, babası bizim vücudumuzda yaşıyorlar. Yani virüsümüz öksüz ya da yetim değil.

Hemen ikinci sorumu sordum: “Akrabaların seni nasıl karşıladı? Neden bu kadar çabuk yayılıyorsun?” 

Virüs biraz düşündü, başını kaşıdı ve yanıtladı: “Şimdi benim akrabalar çok uzun süredir insanlarla yaşadıklarından kendilerini ortama uydurmuşlar, belli zamanlarda ortaya çıkıp tedavisi bulunmuş hastalıkları yeniden başlatıyorlar. Tedavi bulunduğu için de ölüm sayısı giderek azalıyor. Oysa biz acemiyiz, telaşlıyız, bir an önce yaşama tutunmak için önümüze gelene saldırıyoruz. Biz yarı ölüyüz, yaşamak için hemen beslenmemiz gerek, insanların akciğerlerinde bizi yaşatacak bir protein var, ona hemen ulaşmalıyız, saldırımız bundan. Geçenlerde bir grup arkadaşımız Amerika’da altı aylık bir çocuğun küçücük ciğerlerine yapışıp ölümüne neden oldular. Onları aforoz ettik, yola çıkarken bir sloganımız vardı: ‘Çocuklara asla bulaşmayacağız!’ Neden bu slogan diyebilirsin, şöyle düşün biz de çocuk sayılabiliriz.”

“Tamam, seninle gelen salgını ortaçağdaki vebaya benzetiyorlar. Ne diyorsun?” 

“Şimdi biraz insaflı olalım, doğrudur veba da benim akrabaların yaptığı dehşet verici bir salgın, ama o günlerin öncesinde Papa, insanlara ‘Kediler şeytandır’ diyerek binlerce kedinin yakılmasına neden oldu. Ardından çok hızlı üreyen ve meydanı boş bulan fareler, virüsü her yere taşıdı. Şimdi bizim oluşturduğumuz bu salgını önlemeniz için size bazı ipuçları vereceğim. Birincisi herkes gördü, artık biz de suçiçeği ya da sarılık hastalığı yapan virüs akrabalarımız gibi sizin vücutlarınızda hastalık yapmadan yaşayabiliriz. Çok zorlanmadıkça ölüme neden olmadan. Bunun için yavaş yavaş değişiyoruz, zararımız milim milim azalıyor. Sonunda birlikte yaşamayı öğreneceğiz.”

“Peki, sırada bekleyen başka virüsler var mı?” Virüs acıyla başını sallıyor, “Olmaz mı?”

“Birincisi attığınız bombalar, değiştirdiğiniz genetik kodlar, başınıza olmadık işler açacak, en önemlisi de dünyanın iklimini değiştirdiniz, yüzyıllardır kendi halinde duran buzullar erimeye başladı. O buzulların içinde benim yüz bin yıllık akrabalarım donmuş halde duruyorlardı, şimdi buzullar eriyince onlar yeniden canlandı ve kim bilir ne hastalıklar yapacaklar, ben de bilmiyorum. Yakın akrabalarımı tanıyorum ama onların ne yapacakları bizim için de meçhul. Bu arada bizim de biraz azalmamız gerekiyor, basit bir maskeyle pek çoğumuz sizlere bulaşmadan yarı yolda telef olabiliriz. Ama Dünya Sağlık Örgütü bile maske takmayın diye tutturdu. Sonra vazgeçti, bu bilgisizlik nedir Allah aşkına!”

“Senin için bir laboratuvar virüsü diyorlar, yani sen seni yaratanların elinden kaçıp özgürlüğünü ilan etmişsin!” 

“Hayda ben kendiliğimden geldim, bir de baktım o akciğer senin bu akciğer benim dolaşıyorum. Ama HIV virüsünün laboratuvardan kaçtığını biliyorum. HIV yayılırken ‘bu sadece eşcinsellere bulaşıyor’ diye bir yalan söyleyip HIV’in çoğalmasına neden oldular, neyse henüz bize böyle söyleyen yok. Çocuklar dışında her yerdeyiz, benim ricam bizim de ortama uyum sağlamak için sürekli değiştiğimiz günlerde sokağa çıkıp pek dolaşmayın, bulduğumuzu hasta ediyoruz. Ne söyleyeceğini biliyorum: ‘Bizim ülkemiz yoksul, üretim yok, insanlar sokağa çıkmadan evine ekmek parası götüremezler.’ Bu durumu biz de fark ettik. Bu nedenden en çok burada değişmek için çabalıyoruz, virüslerin de insafı vardır. Hoşça kal.” 

Virüs uzaklaştı, ben sustum.


Yazarın Son Yazıları

Ülkemiz şiddetle işgal edilirken

Sevgili okurlarım, 12 Eylül’ün üstünden tam 46 yıl geçmiş, neredeyse yarım asır ve biz neredeyiz?

Devamını Oku
13.09.2026
Şükran, canım sır kardeşim benim

Canım Şükran’ım ölüm haberini aldığımdan beri perişanım, sana bir sır vereyim; ilk kez kendi ölümümü düşündüm.

Devamını Oku
06.09.2026
Umut et ama gerçekçi ol

Sevgili okurlarım, koskoca bir yaz daha geçti ve eylül kapımızda.

Devamını Oku
30.08.2026
Aklımda kalanlar

Sevgili okurlarım, bu belirsizlik günlerinde karşımıza öyle olaylar öyle fotoğraflar çıkıyor ki ben de yüksek politikayı başkalarına bırakıp beni sarsan olaylardan söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
23.08.2026
Geçmiş yolumuzu aydınlatmak için vardır!

Sevgili okurlarım Öcalan’ın PKK örgütüne yaptığı çağrıyla başlayan süreç nihayet çerçeve yasasının Millet Meclisi’nde 457 oyla kabul edilmesiyle başka bir aşamaya geldi.

Devamını Oku
16.08.2026
Figüran olmayı reddediyoruz!

Tamam, şu güzelim ülkede birer figüran durumundayız.

Devamını Oku
09.08.2026
Ağla güzel yurdum

Sevgili okurlarım, artık yerlisi olmaya başladığım Gölcük Belediyesi’ne bağlı Değirmendere’nin deniz kıyısındaki çınar ağaçlarının püfür püfür estiği, çocukların neşeyle oyun oynadığı, yaşlıların derin anılara daldığı Çınarlı Meydan’da; bütün bunları seyreden Gölcük depreminde çoğunu denizin aldığı, kurtulanların ise meydanın müdavimi olduğu ahşap heykeller vardır.

Devamını Oku
02.08.2026
AKP’nin oyları neden düşmüyor

Sevgili okurlarım, kurulacak yeni parti ülkemizde yepyeni bir heyecan yarattı.

Devamını Oku
26.07.2026
Tanrı’m senin de işin zor!

Küçük bir çocuk Tanrı’ya mektup yazmış, şöyle diyor...

Devamını Oku
19.07.2026
Ters kelepçeli mizah

Sevgili dostlarım, milyonların izlediği “Ölü Deniz” yaratıcısı Deniz Göktaş yurtdışından geldi ve ters kelepçe takılarak Emniyet’e getirilip tutuklandı.

Devamını Oku
05.07.2026
Bizim katmerlenen NATO aşkımız!

Sevgili okurlarım, bizim NATO aşkımız epey geçmişe uzanır; öyle ki NATO’ya girmek için Menderes hükümeti yönetiminde 1950 yılında Kore Savaşı’na en çok asker gönderen ikinci ülke olmuşuzdur.

Devamını Oku
28.06.2026
Monarşi kapıda ‘Ce!’ derken...

Sevgili okurlarım, bana mı öyle geliyor bilmiyorum, zaman çok hızlı akıyor.

Devamını Oku
21.06.2026
İşkence hiç bitmeyen bir işkencedir!

Sevgili okurlarım, mahkemede genç bir kadın, Pınar Türker konuşuyor: O konuştukça mahkeme salonunda hıçkırık sesleri çoğalıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Afyon Kalesi’nden Afyon’a bakarken

Sevgili okurlarım, 3 Haziran’da canımız Nâzım Hikmet’i yitireli tam 63 yıl olmuş ve ben Afyon Kalesi’nde durmuş Afyon’a bakıp Nâzım Hikmet’in ezbere bildiğim o muhteşem şiirini mırıldanıyorum...

Devamını Oku
07.06.2026
Hiçbirimiz masum değiliz

Sevgili okurlarım, neyse bayram bitti.

Devamını Oku
31.05.2026
Korku filmleri bizi kesmez anacığım...

Önümüzde tam dokuz günlük koskocaman bir tatil var.

Devamını Oku
24.05.2026
İhanet, iftira, rüşvet çemberinde debelenen biz!

Sevgili okurlarım, geçenlerde bir kadın arkadaşımla sohbet ediyorduk.

Devamını Oku
17.05.2026
Bugün Anneler Günü’ymüş

Evet, Anneler Günü, acaba ne yazsam?

Devamını Oku
10.05.2026
‘Uzun ince bir yoldayım...’

Sevgili okurlarım; 1 Mayıs günü yollardaydım, 25. Afyon Klasik Müzik Festivali nedeniyle gittiğim Afyon’dan dönüyordum.

Devamını Oku
03.05.2026
Kömür madeninin sırları

Sevgili okurlarım, emeklerinin karşılığı bir yıla yakın zamandır ödenmeyen Eskişehir Doruk Madencilik işçileri yürüyerek geldikleri Ankara’da gözaltına alındı.

Devamını Oku
26.04.2026
Öfkem bir türlü geçmiyor!

Sevgili dostlarım, son olaylardan sonra içimdeki öfkeyi biraz olsun dindirmek için deniz kıyısına gittim.

Devamını Oku
19.04.2026
Durum vahim ancak umutsuz değil!

Sevgili okurlarım, yazıma başladığımda fıkra gibi bir hikâye aklıma düşüverdi.

Devamını Oku
12.04.2026
Şu bizim tüketim sevdamız

Sevgili okurlarım, 2 Nisan’da yapılan tüketim boykotunu yerinde izlemek için yollara düştüm.

Devamını Oku
05.04.2026
Acaba ülkemize havadan biyolojik bir silah mı atıldı?

Sevgili okurlarım başlığımdaki soruya şaşırdınız mı?

Devamını Oku
29.03.2026
Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Devamını Oku
22.03.2026
‘Yurtta sulh, cihanda sulh’

Sevgili okurlarım geçtiğimiz hafta ülkemize üç füze düştü.

Devamını Oku
15.03.2026
Savaşlar da değişir

Sevgili okurlarım her şey değişir, bu bir doğa yasası.

Devamını Oku
08.03.2026
Milli eğitim bakanımızı alkışlıyorum (!)

Dostlarım eğitim bakanımız yemin etmiş, bu ülkeyi şeriat kanunlarıyla yönetilen bir ülke yapacak.

Devamını Oku
01.03.2026
Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025