Biri doğruca Türk kamuoyunu, öteki ise uygar ülkelerin neredeyse tamamının kamuoyunu ilgilendiren olayların yoğunluğuyla dolu bir haftanın sonuna geldik. Şimdi geriye bir göz atabiliriz:
İç kamuoyunu meşgul eden Silivri’deki İBB yargılamalarının bir bölümünün bitmesiyle ilgiliydi.
Yargılamayı yapan heyet, baş sanık olarak yargıladığı Ekrem İmamoğlu’nun kendisini savunma hakkını kısıtlayarak kendilerinden bekleneni (!?) yaptı ve Türk yargısına güvenen bir avuç insan kaldıysa onları da hayal kırıklığına uğrattı. Burada her şey o kadar açık yaşandı ki olan biteni yorumlamaya bile değmez.
İkincisi “NATO zirvesi” isimli toplantıya katılmak üzere bazıları NATO’yla uzaktan bile ilgisi olmayan 32 ülkenin cumhurbaşkanı veya başbakanını Ankara’da ağırlamamıza imkân veren iki günlük toplantılardı. Bunu da görünür kılan sorun, NATO üyesi ülkelerin NATO’nun savunma sorunlarını ABD’nin sırtına yükleme kolaycılığından vazgeçmek için her yıl milli gelirlerinin artık yüzde 2.5’ini değil, yüzde 5’ini savunma giderlerini karşılamak için ayırmaya söz vermeleriydi.
ABD Başkanı Trump bu isteğini bir önceki NATO zirvesi nedeniyle zaten açıklamıştı. O nedenle bu zirvede o konu çözülmüş göründü.
Kalan konulara gelince:
Türkiye bu zirveden en az yarar sağlayan ülke olarak çıkmış gibi görünüyor. Anımsanacaktır, Donald Trump daha yola çıkmadan bol keseden çok laf etmişti. Örneğin, Türkiye’ye aziz dostu “Tayyip Erdoğan’ı mutlu edecek kadar eli dolu gideceğini” söylemişti. Bu sözler başta iktidar çevreleri olmak üzere bazı kesimleri çok heyecanlandırmış, “Trump F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye satılmasını engelleyen kararı kaldıracak” yorumlarına yol açmıştı.
Trump Türkiye’ye geldikten sonra da aynı sözleri Erdoğan’a da söylemiş olmalı ki Erdoğan beş adet F-35 alacağımızı söyledikten bir gün sonra Trump bu konuyu soran gazetecilere “Düşüneceğiz” dedi. Yani 24 saatte 180 derece çark etti.
Türkiye’nin bir de ABD tarafından istenmeyen yerlerle ticaret yapan ülkelere uyguladığı CAATSA ambargosunun kaldırılması beklentisi vardı. Neticede bu ambargonun sona ereceği yolunda Türkiye’ye söz verilmiş gibi bir hava esti. Ama bu beklentiyi doğrulayan bir açıklamaya rastlayamadım ben.
NATO zirvesinden pek işe yarar bir fayda sağlanmazken bazı kaynaklara göre iki günlük zirve ülkemizin bütçesinden 13 milyar TL’yi götürdü. Bir de Ankara halkına yaklaşık bir haftalık acımasızca sıkıntılı bir “açık hapishane” hayatı yaşattı.
Türklerin konukseverliği dünyaca bilinir. Ama konukseverlik görgüsüzce yapılmış masraflara dönüşünce sadece bu işlerle ilgili olmayan insanımız değil, bu ölçüsüz masraflara muhatap olan konuklarımız da yüzde yüz inanıyorum ki -yaşadıklarından ve gördüklerinden-rahatsız oldular.
Her şey bir yana, toplantıya katılmak için Ankara’ya gelen İzlanda başbakanı hanımefendi vesilesiyle İzlanda cumhurbaşkanı ofisiyle oradaki başbakanlık ofisi binalarının mütevazı görüntüleri, anlayan herkese değerli mesajlar verecek kadar önemliydi.