Cumhuriyet, Atatürk devrimlerinin bekçisidir! Hakkı Keskin
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet, Atatürk devrimlerinin bekçisidir! Hakkı Keskin

23.10.2018 09:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’nin kurtuluş ve bağımsızlık savaşı, emperyalist ülkelerin sömürgelerine, bağımsızlık yolunu gösteren ve cesaretlendiren örnek olmuştur. Hindistan’da Mahatma Gandhi’nin, Çin’de Mao Zedong’un, Kuzey Afrika’da Cezayir’in, Latin Amerika’da Küba’nın bağımsızlık savaşlarına ışık tutmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt olan, Mustafa Kemal’in isteğiyle, Kuvayi Milliyeci Yunus Nadi tarafından kurulan ve Kemalist ilke ve devrimlerine kararlılıkla bağlı kalan Cumhuriyet gazetesinde, 7.8.2018 tarihinde yapılan seçimle yeni bir Vakıf Yönetimi göreve geldi. Kendilerini uzun yıllardır yazılarından ve şahsen de tanıdığım Alev Coşkun, Ali Sirmen, Mustafa Balbay’ında görev aldığı yeni vakıf yönetimine, Almanya’daki bazı medya kuruluşlarında asla hak etmedikleri eleştiriler yapıldı.
Vakıf yöneticileri aşırı milliyetçi Kemalist (ultra Kemalist ve nationalist) ve hatta neredeyse faşist olarak nitelendirildi. Atatürk, Kemalizm ve Cumhuriyet gazetesi karşıtı bu yazılar beni son derece rahatsız etti. 1968’den bu yana okuduğum Cumhuriyet gazetesine ve Kemalizme yapılan bu eleştirileri son derece haksız bulduğum için, Almanca 6 sayfalık ayrıntılı bir yazı kaleme aldım. Yazımı Almanya`daki medya kuruluşlarına, Almanya Cumhurbaşkanına, Şansölye Merkel’e ve bazı politikacılara gönderdim. Amacım Kemalizmi ve bu çizgideki Cumhuriyet gazetesini bilmeyenleri bilgilendirmektir.
Bu açıklamamın bazı bölümlerini Türkçeye çevirerek Cumhuriyet okuyucularının bilgisine sunuyorum. Türkiye’de, İslam ülkelerinde ve hatta dünyada günümüzde yaşadığımız terör ve demokrasi bağlantılı sorunlara, Kemalizmin çözüm modeli olacağına inandığım için yazımı aşağıdaki başlıkla kaleme aldım.

Din istismarına karşı
“Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti için önemini anlamak, onun devrimlerine ve Kemalizm olarak nitelenen temel görüşlerine göz atmak gerekir.
Müttefiki olan Almanya İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girmesine neden olduğu Osmanlı İmparatorluğu, savaşı kaybedince, galip ülkeler Büyük Britanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan tarafından günümüz Türkiye’si de işgal edildi ve bölüşüldü. Mustafa Kemal ve yakın subay arkadaşları öncülüğünde bu işgale karşı ulusal kurtuluş hareketi başlatıldı. 19 Mayıs 1919’dan 9 Eylül 1922’ye değin organize edilen ve Türkiye Millet Meclisi kararlarıyla yürütülen ulusal Kurtuluş Savaşı, işgal güçlerinin yenilgisi ve Türkiye’nin bağımsızlığını elde etmesiyle sonuçlandı. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi.
624 yıllık Osmanlı saltanatı ve bir nevi Papalık olan Şeyhülislamlık kaldırıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi ulusal kurtuluş savaşının lideri Mustafa Kemal’i, Meclis tarafından kendine verilen isimle Türklerin babası anlamına gelen ‘Atatürk’ü Cumhurbaşkanlığı’na seçti.
Türkiye’nin kurtuluş ve bağımsızlık savaşı, emperyalist ülkelerin Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki sömürgelerine, bağımsızlık yolunu gösteren ve cesaretlendiren örnek olmuştur. Hindistan’da Mahatma Gandhi’nin, Çin’de Mao Zedong’un, Kuzey Afrika’da Cezayir’in, Latin Amerika’da Küba’nın bağımsızlık savaşlarına ışık tutmuştur. Çin Halk Cumhuriyeti ders kitaplarında, Atatürk’ün ulusal kurtuluş savaşının önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak günümüzde de öğretilmesi bundandır.

Atatürk’ün 100. doğum günü
UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu), 1978 yılında 152 ülkenin oybirliğiyle Atatürk’ün 100. doğum gününü, Atatürk’ü anma yılı olarak kabul etmiştir. UNESCO kararı aynen şöyledir:
“Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün bir kişi, olağanüstü reformlar gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün hayatı boyunca insanlar arasında renk, din ve ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz bir devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu.”
Atatürk liderliğindeki Türkiye, devrimci yenilikler ve köklü reformlarla, ortaçağ düzeyinde geri kalmışlığı hızla gidermeyi ve çağdaş ülkeler düzeyine yükseltmeyi hedef almıştır. Köklü bir eğitim ve hukuku reformuyla, Latin alfabesiyle, Cumhuriyetin temel dayanağı olan Din ve Devlet işlerini ayıran Laiklik ilkesiyle, kadın erkek eşitliği ve çokevliliğin (poligaminin) yasaklanmasıyla, hızla kalkınma ve sanayileşmesiyle, finans ve ekonomide bağımsızlığın sağlanması yönünde büyük başarılar gerçekleşmiştir.
Atatürk tarafından yürürlüğe konan laiklik ilkesi, İslam ülkeleri arasında tek örneği oluşturmaktadır. Laiklik, özellikle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde, demokratik hukuk devletinin yaşama geçirilebilmesi için vazgeçilemez koşuldur. 50’den fazla İslam ülkesinin nerdeyse hiçbirinde gerçek demokrasi ve hukuk devletinin olmayışının temel nedeni, bu ülkelerde laikliğin olmaması veya uygulanmayışıdır.
Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşını oluşturur. Dine dayalı devleti amaçlayan kökten dincilerin karşılarındaki ana düşman ve hedef bu nedenle Kemalizm ve Kemalistlerdir. Günümüz Türkiye’sinde Tayyip Erdoğan başkanlığındaki tutucu- (konservatif) dinci AKP ile Kemalistler arasındaki çekişmenin ana nedeni budur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine ve ilkelerine sahip çıkanlar, kendilerini Kemalistler olarak tanımlamaktadırlar. Cumhuriyetin kuruluşundan 1950’lere değin Kemalistler büyük bir coşku ve özveriyle, devrim ve reformların gerçekleşmesine ve toplumun refahına çalışmış, rüşvete ve kendilerini zengin etmeye yanaşmamışlardır. (...)

Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıttır
Cumhuriyet gazetesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan altı ay sonra, 7 Mayıs 1924 tarihinde yayına başladı. Türkiye’nin kurtuluş ve bağımsızlık savaşında Atatürk’ün yanında yer alan Yunus Nadi, gazetenin kurucusu, isim babası Mustafa Kemal’dir. Cumhuriyet gazetesi kararlılıkla bağımsızlığını koruyan ve Atatürk devrim ve ilkelerini savunan günlük gazete olarak yaşamını sürdürmüştür. Yunus Nadi’nin ölümünden sonra oğlu Nadir Nadi gazete yönetimine gelmiştir. Gazete İlhan Selçuk, Uğur Mumcu ve tanınmış birçok gazeteci ile Atatürk devrim ve ilkelerine bağlı kalınarak etkin yayın politikası sürdürülmüştür. (...)
Nadir Nadi’nin ölümünden sonra, gazete sahipliği 1993 yılında kurulan ‘Cumhuriyet Vakfı’na verilmiştir. Vakfın kuruluşuyla birlikte, gazetenin yayın çizgisi ve politikası da karara bağlanmıştır. (...) 7 madde olarak belirlenen ve uyulması gereken bu kurallar, 8.9.2018 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmıştır.
Uzun süren mahkeme kararları sonucunda, Cumhuriyet gazetesi vakıf yönetiminde yapılan yeni seçim, Alman ve Fransız medyasında eleştirilere neden oldu. Mahkeme 18.2.2014 tarihinde Cumhuriyet Vakfı için yapılan seçimi iptal etmişti. Vakıf yönetiminin mahkeme iptal kararlarına yaptığı itirazlar, son olarak Yargıtay tarafından da 3.8.2018 tarihinde reddedilerek, önceki mahkeme kararları onanmıştır. 7.8.2018 tarihinde yapılan yeni vakıf yönetimi seçimini, gazetenin yeniden Atatürkçü ilkelere bağlı kalmasını savunanlar kazanmıştır. Yeni seçilen vakıf yönetimi, Cumhuriyet gazetesinin bağlı olduğu 7 maddelik ilkelere vurgu yaparak, seçimi kaybeden önceki vakıf yönetiminin aksine, Cumhuriyet gazetesinin kuruluşundan bu yana savunduğu Atatürk’ün devrim ve ilkelerine bağlı kalacağını açıklamıştır.

Cumhuriyet hep hedefti
Almanya Türk Öğrenci Federasyonu Başkanı kimliğimle, Türkiye’deki siyasi gelişmelere yaptığım eleştiriler nedeniyle, Türk vatandaşlığından çıkarıldığımda, Cumhuriyet gazetesi yazarları, bu kararı şiddetle eleştirdiler. Aynı zamanda hukukçu olan Uğur Mumcu avukatlığımı üstlendi. Danıştay kararıyla vatandaşlık hakkımı yeniden kazandım. Kendi örneğimde olduğu gibi, Cumhuriyet gazetesi her zaman haksızlıklara ve haksız kararlara karşı tavır alarak, Türkiye’deki durumu eleştirel olarak değerlendirmiştir. Gazete her zaman emperyalizme karşı, kararlılıkla laikliği, demokrasiyi, hukuk devletini, basın ve fikir özgürlüğünü ve sendikal hakları savunan bir çizgi izlemektedir. Gazete yazarlarının önemli bir kesimini, sol sosyal demokrat olarak değerlendirmekteyim.
Bu nedenle Cumhuriyet gazetesi ve yazarları, tutucu ve sağ hükümetlerin 1950’lerden bu yana hedefinde olmuştur. Türkiye’nin en ünlü ve sevilen Cumhuriyet yazarları, Prof. Dr. Muammer Aksoy, Prof. Dr. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, büyük bir olasılıkla laiklik karşıtı kökten dinci teröristlerin saldırılarına kurban gitmiştir ve hükümetler söz verdikleri halde bu cinayetlerin failleri bulunmamıştır.

Prof. Dr. Hakkı Keskin Siyasi Bilimci, Almanya Parlamentosu ve Avrupa Parlamenterler Meclisi Eski Üyesi

Yazarın Son Yazıları

Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025