Kadın Meselesi Değil Erkek Meselesi
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kadın Meselesi Değil Erkek Meselesi

21.02.2015 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kadın meselesinin çözümü yalnızca kurum ve kural değişikliklerinden ibaret değildir.
Esas olan zihniyet değişimidir.

Bu topraklarda iki önemli mesele var. Birincisi, devletin demokratikleştirilerek yeniden yapılandırılması ve gönüllü vatandaşlık temelinde toplumla devletin mutabakatının oluşturulması. Ama bunun da önünde anahtar bir sorun var, Kürt meselesi. Kürt meselesi, demokratikleşmenin önündeki zihni engellerin kaynağı. Bu nedenle de maalesef Kürt meselesi Kürtlere dair ve Kürtlerden ibaret bir mesele değil artık. Kürt, Türk hepimizin meselesi ve hatta esas olarak Türklerin meselesi haline dönüşeli çok oldu.
İkinci mesele ise dayanışmanın, hoşgörünün, güvenin, hukukun üstünlüğüne inancın, ortak yaşam iradesinin ve umudunun yükseldiği, çoğulcu ve barışçı topluma dönüşüm. Bir bakıma yeni bir toplumsal mutabakat ihtiyacımız olan... Toplumsal dönüşümün önündeki anahtar mesele ise kadın meselesi. Kadın meselesi de kadınlara dair ve kadın sorunlarından ibaret değil artık, enikonu erkek meselesi.
Hem kadın meselesinin hem de Kürt meselesinin çözümü de yalnızca kurum ve kural değişikliklerinden ibaret değil. İkisinde de esas olan zihniyet değişimi.

Mesele kadın ve Kürt meselesi olunca kutuplaşmalar çalışmıyor
İki meselenin de ortak bir başka yönü daha var. Toplumda çeşitli fay hatları, farklı eksenlerde farklı kümelenmeler ve kutuplaşmalar var. Türk-Kürt, Sünni-Alevi, ilerici-gerici, solcu-sağcı, dindar- seküler hangi eksenden, hangi ayrımdan bakarsak bakalım bu ayrımların, kümelenmelerin ve kutuplaşmaların çalışmadığı iki konu var. Konu Kürt veya kadın meselesi olduğu anda tüm bu farklılaşmalar eşitleniyor. Her eksenin her bir kutbu, bu iki konuda zihni ortaklığa geliyor, paralel düşünüyor ve davranıyor.
Zihni eşiklerin tonu, dozu değişebiliyor ama özünde ezberler, lümpenlik, hazımsızlık, sıkışıldığında manevi ve maddi şiddete yatkınlık hemen her kesimde öne çıkıyor.
Kürt meselesinde de kadın meselesinde de önce nefret diliyle örülen manevi şiddet baskın. Sorun bastırılamadıkça veya sorunla baş edilemedikçe manevi şiddet, maddi şiddete dönüşüyor.
Kadın meselesinde, özellikle göç ve metropolleşme, buna bağlı olarak gündelik hayatın yeni ritmi içinde, değişen rol dağılımlarına alışamayan, yeni sorunlarla baş edemeyen erkekler gittikçe lümpenleşiyor ve şiddete yöneliyor. Şiddet siyasi kutuplaşmadan, çalışmayan ve çalışsa da güvenilmeyen hukuk sisteminden, kolayca yaslanılan geleneksel ve dini referanslardan meşrulaştırılıyor kolayca.

Kadına şiddeti doğal gören yüzde yirmi bir
KONDA Hayat Tarzı Araştırması bulgularına göre “erkek sever de, döver de” sözünü “doğru” bulanlar yüzde 21 oranında. Erkeklerin yüzde 26’sı, kadınların yüzde 17’si bu fikirde. Bu oran 15-24 yaş grubunda yüzde 17, 25-34 yaş grubunda yüzde 18, 35-44 yaş grubunda yüzde 21, 45 ve üstü yaş grubunda yüzde 22. İlkokul ve altı eğitimlilerde yüzde 26, ortaokul ve lise eğitimlilerde yüzde 18, üniversite ve üstü eğitimlilerde yüzde 11 oranında insan da bu fikirde.
KONDA “Kadınlarda İnsan Hakları Araştırması” bulgularına göre, kadınların yüzde 25’i, eşinden şiddet görürse “hiçbir şey yapmam, hayat böyle” diyor. Yüzde 41’i karakola başvuracağını, yüzde 34’ü de ailesine, arkadaşlarına başvuracağını söylüyor.
Yalnızca şiddet görme halinde de değil, yine aynı araştırmaya göre kadınların yüzde 39’u kıyafeti nedeniyle komşunun tacizine uğradığında da “bir şey yapamam, hayat böyle” diyor.

Ayrımcılığın mağduru yoksullar ve kadınlar
KONDA “Gündelik Hayatta İnsan Hakları Araştırması” bulgularına göre, “en çok kimlerin, hangi grupların hakkı ihlal ediliyor” sorusuna, kadınların yüzde 48’i yoksulların, yüzde 37’si kadınların hakları ihlal ediliyor şeklinde cevap veriyor...
Kadınların yüzde 18’i cinsiyeti nedeniyle gündelik hayatın çeşitli alanlarında ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. Bu oran 28 yaş altı genç kadınlarda yüzde 21, 28-44 yaş arası kadınlarda yüzde 20.
Kadınların yüzde 35’i kendisini insan hakları ihlali ile karşı karşıya olan bir grubun içinde görüyor.

Kocasından fazla para kazanması bile sorun
Toplumun yüzde 69’u “kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır” diye düşünüyor. Erkeklerin yüzde 75’i, kadınların yüzde 64’ü bu fikirde. 15-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 59’u da.
28 yaş altı genç kadınların yalnızca yüzde 20’si çalışıyor, yüzde 25’i öğrenci, yüzde 47’si ev kadını.
Yine toplumun yüzde 42’si “kadının eşinden fazla para kazanması ailede sorundur” diye düşünüyor. Kadınların yüzde 43’ü, erkeklerin yüzde 41’i, 15-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 43’ü de.

Meselenin kaynağı erkekler, referansı devlet ve gelenekler
Kadın meselesini var eden aktörlerin başında devlet geliyor. Eğitim ve hukuk sisteminde kadına karşı her türlü ayrımcılık geçerli. Hâlâ ilkokul matematik ders kitaplarında bile problemlerin öznesi Ali ise top alır, araba alır, Ayşe ise bebek alır. Ev ekonomisi ders kitaplarında bile kadına ailenin parçası değil, ailenin kölesi rolü anlatılır.
Down sendromlu öz kızına tecavüz eden baba, bakirelik bozulmadığı için hukuken ceza indirimi alır, 26 kişinin tecavüz ettiği 13 yaşındaki kız 6 ameliyat geçirir ama mahkeme “rızası var” diyerek cezada indirim yapar.
“At, avrat, silah” diye kodlanan gelenekleri sürdürdüğünü iddia edenler yalan söylemeyi, hatta rüşvet almayı veya vermeyi şerefsizlik saymaz ama kadının kıyafetinden namus söylemi üretir. Devletin valisi Münevver Karabulut’un ailesini, kızlarına sahip çıkmamakla suçlar.
Din adına fetva veren devletin kurumu daha iki gün önce el ele dolaşmanın bile doğru olmadığına hükmeder.
Namuslarına çok düşkün erkekler, kadınların kıyafetleri ya da hayat tarzları üzerinden şiddeti meşrulaştırmakta mahzur görmezler.
Hikâye uzar gider. Ta ki kadın güçlenene, erkek zihni dönüşüm geçirene, insan hakları ve hukuk hayatımızın vazgeçilmezi olana kadar.

Bekir Ağırdır KONDA Genel Müdürü

Yazarın Son Yazıları

Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025