Macron’u Fransa’da nasıl bir gelecek bekliyor?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Macron’u Fransa’da nasıl bir gelecek bekliyor?

11.12.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Dr. Erhan Akdemir

Anadolu Üniversitesi

7 Mayıs 2017’de Emmanuel Macron'a Elysee Sarayı'nın kapısını açan yol, seçmene verdiği değişim sözüydü. Bu değişimin altındaki en önemli madde ise Macron’un Fransa için ne yapacağını anlatıyor olması değil, Fransa’da insanların fırsatları nasıl yakalayacağını anlatıyor olmasıydı. Macron, bu yaklaşımıyla elde ettiği yüzde 64.16 oyla cumhurbaşkanlığı ipini göğüslemişti ve ilk açıklamasında ülkeyi yeniden birleştirme sözü vermişti. Öte yandan, Macron'un uygulamayı planladığı sosyal politikalar ise sol sosyalist kesimler tarafından Fransız sosyal sistemine karşı savaş açmakla eleştiriliyordu. Macron’un eski yatırım bankacısı kimliği ve kamu sektörünü yıkacak radikal programları da sol sosyalistler tarafından Macron’a yöneltilen eleştiriler arasındaydı. Ama “Fransa siyasetine yeni bir soluk getirme” söylemi bu eleştirilerin dikkate alınmasının önüne geçmişti. Bununla birlikte Fransız seçmeninin dörtte biri sandığa gitmemiş ve Macron’a oy verenlerin önemli bir kısmı da oy vermesinin sebebini aşırı sağcı Marine Le Pen iktidarını engellemek olarak dile getirmişti.

Etki devam ediyor

Bugün Macron’un eleştirildiği noktalara dönüp bakıldığında ise o gün göz ardı edilen söylemler olduğu dikkat çekmektedir. Bu eleştiriler Macron iktidarının güvenirliliğini ve meşruluğunu ciddi şekilde sorgulatmaktadır. Ekonomi bakanı olduğu dönemde de politikaları protestolara neden olan Macron’un 2017-2022 döneminde kamu harcamalarını azaltma, işsizliği yüzde 10’dan yüzde 7’ye indirme ve gelir vergisini düşürme önemli vaatleri arasında yer alıyordu. Ancak, seçim sonrası süreçte Macron’un kamu sektörünü hedef alan politikaların hayata geçiyor olması ve sosyal adaletsizliği giderecek politikaların hayata geçmiyor oluşu Macron iktidarının sağlık durumunu ciddi şekilde tehdit etmektedir. 

Macron iktidarının sağlık durumunun iyiye gitmediğine yönelik ilk sinyal ise Kasım 2018’de yelekliler hareketinden geldi. Fransa'nın siyasi, sosyal ve ekonomik yaşamını kimsenin öngöremediği ölçüde derinden sarsan sarı yelekliler hareketi geçim derdine, hayat pahalılığına ve akaryakıt üzerindeki tüketim vergilerine zam kararına bir tepki olarak doğdu. Asgari ücrete 100 Avro zam yapılması ve ayda 2 bin Avro’dan az kazanan emeklilere getirilen sosyal güvenlik vergisi zammının iptal edilmesiyle gösteriler oldukça hafiflemiş olsa da hareket yine de bir yılı aşkın bir süredir Fransız siyaseti üzerindeki etkisini devam ettirmektedir. Söz konusu gösterilerin ortaya çıkışına dair burada dikkat çekmemiz gereken bir diğer noktada Macron’un AB ve dış politika ile ilgili söylemleri ve bu söylemlere ilişkin ABD’nin yanıtlarıdır. Macron cumhurbaşkanı seçilmeden önce de seçildikten sonra da AB'nin kendisini yenilemesi gerektiğini, bu yönde de en önemli alanın Avrupa’nın kendisini savunması doğrultusunda kendi ordusunu hayata geçirmek olduğunu savunmuştur. Bu yöndeki en somut teklifini ise Kasım 2018’de açıklamıştır. ABD Başkanı Donald Trump ise Macron’un Rusya, Çin ve hatta ABD’den korunmak için Avrupa ordusu kurulması önerisine tepki göstermiş ve öneriyi “rencide edici” olarak nitelendirmişti. Ardından da Fransa’da Sarı Yelekliler hareketi ortaya çıkmıştı. 

Dikkat çeken detay

Macron iktidarının sağlık durumunun iyiye gitmediğine yönelik daha güçlü sinyal ise emeklilik reformunu protesto amacıyla 5 Aralık’ta başlayan genel grevlerdir. Emekliliğe puan bazı getirilmesini içeren reformla, karışık emeklilik sisteminin birçok meslek dalı için özel düzenlemelerle basit hale getirilmesi amaçlanıyor. Ancak planlanan reformla, halihazırda 62 olan emeklilik yaşı da daha ileri tarihlere çekilerek, insanların daha uzun süre çalışmaları öngörülmektedir. 

Söz konusu emeklilik reformuna tepki amacıyla düzenlenen genel grevler özellikle ulaşım, eğitim ve sağlık hizmetlerini olumsuz etkiliyor. Yaklaşık 50 kentte düzenlenen protesto gösterilerine katılanların sayısı ise 800 binin üzerindedir. Ancak burada yine dikkat çekmemiz gereken bir durum bulunmaktadır. O da söz konusu eylemlerin Macron’un The Economist dergisine kasım ayında verdiği röportajında, NATO’nun ABD ile yaşanan sorunlar nedeniyle “beyin ölümünün” gerçekleştiği yorumunu yapmasından sonra başlamasıdır. Macron, röportajda Avrupa ülkelerini NATO müttefiklerini savunmak için artık ABD'ye güvenemeyecekleri konusunda uyararak ABD yönetiminin kendilerine “sırt çevirdiğini” kaydetmiştir. Macron’un bu açıklamalarına ABD Başkanı tepki göstermiş, ardından da Fransa yeni kitlesel gösterilere tanık olmaya başlamıştır.

‘Beyin ölümü’ tehlikesi

Netice itibarıyla, iç politikada oldukça sıkıntılı günler geçiren Macron, dış politikada da kullandığı söylemler ve takip ettiği politikalarla önemli müttefikleri ile ilişkilerinde kalıcı hasarlar bırakabilecektir. Fransa’nın AB’de yeniden sözü geçen ve oyun kurucu aktör olabilmesini arzulayan, ama gerçekte Almanya karşısında bu üstünlüğe sahip olamayan, bununla birlikte Avrupa dışında Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki etkinliğini ve gücünü de uzun zamandır yitirmiş olan Fransa’nın ABD ile olan ilişkisinde de ABD çıkarlarını tamamen zedeleyen politikalar takip ettiği ve söylemlerde bulunduğu görülmektedir. İçeride yaşanan kitlesel olaylar Fransa’da Macron’a olan güveni dibe çekerek meşruiyetinin ve güvenilirliğinin sorgulanmasına yol açacaktır. Bu tür bir sorgulama ise “emaneten” aldığı oyların kendisine tepkiye dönüşmesine, o da Macron döneminin “beyin ölümünün” gerçekleşebileceği anlamına gelecektir.

Yazarın Son Yazıları

Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025