Meclis’in tarihsel sorumluluğu - Gülizar Biçer Karaca
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Meclis’in tarihsel sorumluluğu - Gülizar Biçer Karaca

08.01.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

2025’e yoğun bir ülke gündemiyle başladık. 2025 ile sadece takvimlerde değil, yaşamlarımızda da yeni bir sayfa açılmasını umut ediyorum. Bulunduğum makam sadece bugüne değil, tarihe ve geleceğe de konuşmayı gerektiriyor. Bu yüzden sırtımızda halkımızın bize yüklediği ağır ama onurlu bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

2024 yılını ardımızda bıraktık. Ardımızda bırakabildiklerimiz arasında ne yazık ki zulümden arınmış bir dünya, adaletle yönetilen bir ülke ya da refah içinde bir toplum yok.

Savaş, yıkım, emek sömürüsü ve doğa talanı, insanlığı uçuruma sürüklemeye devam etti. 

Açlık, adaletsizlik ve eşitsizlik, insanların sırtına bir kez daha ağır bir yük olarak bindi.

Başta Filistin olmak üzere, savaşın karanlık gölgesi derinleşti; yıkımın ve insan hakkı ihlallerinin derin yaralar açtığı bir dönemde bu trajediler, yalnızca coğrafi sınırları değil, insanlığın ortak vicdanını da derinden sarstı. Ülkemize dönüp baktığımızda, farklı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Ülkemizde de eşitsizlik, yoksulluk ve adaletsizliğin pek çok evin kapısını çaldığını, halkımızı derinden etkilediğini gördük.

DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK

Bugün Türkiye’nin karşısında duran sorunların hiçbiri birbirinden bağımsız değil. 

Kürt sorunu, sınıfsal adaletsizlikten, cinsiyet eşitsizliği, sömürü düzeninden ayrı düşünülemez. 

Yoksulluk dediğimiz şey, yalnızca bir eksiklik hali değil... Yoksulluk, çocuğun sabah kahvaltısı olmadan okula gitmesidir. Yoksulluk, kadının emeğinin karşılığını alamadan yaşamda kalma mücadelesi vermesidir. Yoksulluk, işçinin alın teriyle patronun kârını büyütmesidir. Çocuk işçilerin sömürülmesi de emekçilerin alın terinin hiçe sayılması da yoksullukla ilgilidir. Bu sorunların en büyüğü de eşitlik, adalet ve özgürlük talebine karşı duyarsızlık sorunudur.

Biliyoruz ki bu sistem, farklılıklarımızı çatışma alanlarına dönüştürerek kendi egemenliğini sürdürüyor. Biliyoruz ki kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yükünü taşırken; gençler, başka topraklara umut bağlarken; çocuklar, yaşlılar, engelli bireyler, yaşamın her alanında ayrımcılıkla boğuşurken, bu Meclis’in suskun kalma lüksü yoktur. Ve bu Meclis, bu düzeni değiştirme cesareti göstermedikçe, görevini tam olarak yapmış olamaz.

Tüm bu zor süreçlerde milletimizin her zaman gözünü çevirdiği, çözüm umudunu bağladığı yer, Gazi Meclis olmuştur. Çünkü bu Meclis, tarihsel sorumluluğunu her zaman omuzlarında hissetmiş, halkın iradesini en yüksek sesle temsil etmiştir. Halkın bu Meclis’ten beklediği şey, büyük laflar değil, büyük işlerdir. 

HAREKETE GEÇMELİYİZ

Tarihin bu kesitinde bizlere düşen, yalnızca konuşmak değil, harekete geçmektir. Halkın bizden beklediği, kişisel çıkarları değil, milletin geleceğini öncelemek, bu ülkenin çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmaktır. Tekrarlıyorum; halkın, bu Meclis’ten beklentisi nettir: Yoksulluğun, eşitsizliğin, sömürünün ve zulmün sona ermesi...

Peki, biz bu sorumluluğun hakkını verebiliyor muyuz? Bizler bu kaderi değiştirmek için burada, yeterince cesur muyuz?

Unutmayalım ki bir milletin kaderi, yöneticilerinin cesaretinde ve ahlakında saklıdır. Meclis kürsüsüne her çıktığımda, arkamda 100 yıllık bir demokrasi tarihinin, önümde ise bu tarihin bize yüklediği büyük bir sorumluluğun ağırlığını hissediyorum. Tarih bize, bu dönüm noktalarında alınan kararların yalnızca bugünü değil, yarını da şekillendirdiğini defalarca göstermiştir. 

Tarih, sessizlikle yazılmaz. Tarih, eylemsizliği bağışlamaz. Tarih, hareketsizliğin değil, eylemin adıdır. Bizler, Meclis kürsüsünde yalnızca milletin temsilcisi değil, tarihin tanıkları ve dönüştürücüleri olarak bulunuyoruz. Bugün TBMM, yalnızca yasa yapan bir organ değil; halkın adalet, barış ve özgürlük taleplerini karşılanarak tarihe yön veren bir kurum olmak zorundadır. 

Bugün önümüzde bir seçim var: Ya sorunları sadece konuşan bir Meclis olacağız ya da çözüm üreten bir Meclis... Halkın yüzünü çevirdiği bu Meclis’te çözüm üretmek bizim tarihi sorumluluğumuzdur. Sessizliğimiz, yalnızca tarih önünde değil, halkın vicdanında da mahkûm olacaktır. Bu toprakların tarihi, yalnızca kılıçla değil, kalemle de yalnızca savaşla değil, fikirle de yazıldı. Bugün de bu tarih yazımına bir katkı yapacaksak, bunu ancak adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün yeniden inşasıyla yapabiliriz.

ORTAK DEĞERLERDE BİRLEŞMEK

Demokrasiyi yalnızca bir yönetim şekli değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak benimsemek zorundayız. Hak ve özgürlükleri genişletmek, bireyi güçlendirmek ve farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek için bu Meclis, yalnızca halkın değil tarihin de karşısında sorumludur.

Halkımız bizden; kutuplaşmayı değil uzlaşmayı, ayrılığı değil birlikteliği, çatışmayı değil çözümü bekliyor. Bu Meclis halkın umudunun ve adalet arayışının merkezi haline gelebilir. Ayrıştırıcı değil, birleştirici olabilir; farklılıklarımız üzerinden değil, ortak insanlık değerleri üzerinden hareket ederek çözüme kavuşmayacak hiçbir sorun yok. 

Bu halka bir söz vermeliyiz: Bu düzenin yarattığı eşitsizlikleri kabul etmeyeceğiz. Halkın egemen olduğu, sömürüsüz bir toplum idealini bu Meclis’te, ete kemiğe büründürmek zorundayız. 2025 yılını, adaletin, refahın, özgürlüğün ve barışın yılı yapmak için hep birlikte çalışabiliriz. 2025 yılı, geçmişin karanlık sayfalarını aydınlatmak, ülkemizin geleceğini güvence altına almak için yeni bir başlangıç olabilir. Bu da ancak ortak akıl ve dayanışmayla olanaklı olacaktır.

GÜLİZAR BİÇER KARACA
TBMM BAŞKANVEKİLİ
CHP DENİZLİ MİlLETVEKİLİ

Yazarın Son Yazıları

Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026