Camiye gitmeyen imam olur mu?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Camiye gitmeyen imam olur mu?

16.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir. 

Çok değil, 4 ay önce bu köşede başlık attım: Fatihli Müslümanlar rahatsız! 

Fatih’e gidip cami cemaatiyle buluşmuş, onları dinlemiştim. Osmanlı yadigârı camilerin yoğun olduğu bölgede, işe gitmeyen imamlardan rüşvetle atama soruşturmasına kadar bir dizi hikâyeyi bu köşede aktarmıştım. Aradan geçen zamanda ne oldu diye merak ettim. Gidip bir tabure üstünde yine onları dinledim. 

Önce bir gözlem... 

Fatih demek aynı zamanda İsmailağa demek. Bu köşede okudunuz. Tarikat yakın zamanda bir dizi ayrışma yaşadı. Sonunda Cübbeli Ahmet aforoz edildi. Gördüğüm o ki Fatih’te Diyanet bürokrasisi İsmailağa Vakfı’ndan yana tutum alırken Cübbeli daha çok kitle damarını tutmuş. Bir kesim ise tepkiyle hepsine sırtını dönmüş. Tarikat filmi hep olduğu gibi, inananları ayrıştırmayla sonlanmış. 

Gelelim haberlik meseleye... 

HİZMETLİYDİ İKİ AYDA UÇTU 

Fatihli Müslümanların son dönemde konuştuğu bir isim var: E.Y. Kim derseniz, müftülüğün kritik bir bürokratı. Camiler, imamlar, müftülük üzerinde boyunu aşan bir etkisi var. Anlatılana göre her işi o çözüyor. Camilerin kasalarında bile yetki onda. Haliyle hakkında çok hikâye anlatılıyor. 

İşte o E.Y’nin Diyanet’teki kadro safahati önümde... 

18 Ağustos 2014’e kadar Fatih Müftülüğü’nde “hizmetli” kadrosundaymış. Doğru tahmin ettiniz. İsmailağa Kuran Kursu’nda hizmetli olarak görev yapmış. Gelgelelim... 1 Eylül 2014’te bir anda Düzce’de bir camiye imam-hatip olarak atanmış. Nasıl olmuş derseniz, ben de bilmiyorum. Ama bu kadar değil. Oraya gittiğini gören olmamış. Kasım 2014’te Haseki Abdurrahman Gürses Dini İhtisas Merkezi Müdürlüğü’ne, “veri hazırlama ve kontrol işletmeni” kadrosuyla geçmiş. Yani 2 ayda, “hizmetli” kadrosundan memuriyet basamaklarına uçmuş. 31 Ağustos 2015’te de kadrosu Fatih Müftülüğü’ne memur olarak alınmış. 

Bu kadar değil... 

İMAMLIK BAHANE EK GÖSTERGE ŞAHANE 

Biliyorsunuz 2022 yılında yapılan düzenlemeyle, Diyanet’te imamlara 3600 ek gösterge hakkı tanınırken Diyanet memurlarına bu hak verilmedi. E.Y. maaş ve emeklilik ayrıcalığından faydalansın diye bir ayrıcalık daha yapılmış. Akseki Mescidi’ne kadrosu imam olarak alınmış. 

“İşi çoktur” demeyin. 1453 yapımı mescit, Kuran kursu olarak hizmet verirken cuma günleri hariç ibadete kapalı. Konuştuğum cemaat “Mescitte görmüyoruz” derken nasıl oluyorsa cami denetim defterinde “her şey yolunda” görünüyormuş. E.Y. ise müftülükte “işbitirici memur” olarak yoluna devam ediyormuş. 

Üstelik bu ilk değil. Sosyal medyayı tarayınca görünüyor. Benzer çok örnek var. “İmamlık bahane ek gösterge şahane” diyen “memur imamlar” halkta da tepki yaratmış. İşte Diyanet defalarca “Bu usulsüzlüğe izin vermeyeceğiz” derken iş İsmailağa’nın eski hizmetlisine gelince akan sular durmuş! 

CEMAAT İMAMA İSYAN ETTİ 

Hatırlıyor musunuz, ekim ayındaki yazıda bir camiden bahsetmiştim. İstanbul’un fethinin ilk 20 yılında yapılmış Murad Paşa Camisi’nden söz ediyorum. Buraya da kendini İsmailağacı olarak tanıtan imam atanmıştı. Ancak o da pek çok zaman vakit namazlarında ortada görünmediği için, caminin sadık cemaatinden bir kişi kamet getiriyor, öbürü namazı kıldırıyordu. Cemaat, oğluna kapıda para toplatmasından yazın klimaları çalıştırmamasına, caminin bakımsızlığından ve yeterince temizlenmediği için kötü kokmasına kadar bir dizi konuda şikâyette bulunuyordu. 

İşte cemaat sonunda isyan etmiş. İstanbul Müftülüğü’ne 21 Ekim’de toplu imzaya açtıkları bir dilekçe vermiş. Bugüne kadar bir örneğini görmediğim dilekçede 10 maddede rahatsızlıklar yazılmış. 

“Yetkisiz kişilere vaaz verdirmek”, “cemaate karşı kaba, sert ve ayrılık körükleyici şekilde davranmak ve konuşmak”,“caminin eşyalarına zarar vermek”, “görevine geç gelip erken ayrılmak” gibi bir dizi itham var. İmamın yerinin değiştirilmesi talebinin ardından dilekçe şöyle bitiyor: “Camimizin tekrar huzura, birliğe ve güven ortamına kavuşması amacıyla yerine uygun bir din görevlisinin atanmasını, eksik imam ve müezzin kadrolarının da verilmesini istiyoruz.” 

Müftülük çok imzalı bu dilekçeyi önce almak istememiş. Israr üzerine alınca da ne yapacağını şaşırmış. Müfettiş görevlendirip peşine düşmüş gibi yapmış. Müfettişler camiye gelip cemaate tek tek “Bu imza senin mi” diye sormuş. Hepsinden “Evet” yanıtı almış. Gelgelelim işin ucunda yine İsmailağa olunca dilekçe havada kalmış. 

TARİKAT SAVAŞLARININ İNSAFI 

Yazacak öyle çok konu var ki... 

Eski Passat’ı beğenmeyip müftülüğe yenisi alınan Skoda SuperB araçtan camilerde toplanan paraların harcanma şekline, hatta tarihi camilere atamada dönen hikâyelerden, lojman kavgalarına kadar... Niyeti sadece camide ibadet etmek olan vatandaşlar din adına görev yapanların hatalarını gördükçe Diyanet’ten soğumuştu. 

Sorsan “ecdat”, “fetih mirası”, “kutsal eser” derler. Gelgelelim, İstanbul’un alınması sonrası ilk inşa edilen camilere, mescitlere, hatta adını fetihten alan Fatih’e bakın... Tarikat savaşlarının insafına, torpilli kadroların atamasına, imamların keyfine, en önemlisi ranta terk edilmiş. Devlet tarikat çatışmalarında taraf olurken Diyanet “hatırlı olan”ın yaptıklarına lal olmuş. 2026 ramazanında Türkiye manzarası bu. 

İnancı çıkardan kurtarmadıkça ne camiler ne cemaati huzura erebilir.

İlgili Konular: #Tarikat

Yazarın Son Yazıları

Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025