Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli nedir ne değildir?

28.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir. 

Image

İsmet Bey tarafından yazılan ve Mustafa Kemal Paşa'nın imzaladığı Müdafaai Hukuk Grubu Programı ve  Misakı Milli taslağının ilk sayfası. 

Tam 106 yıl önce 28 Ocak 1920’de Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde Türkiye’nin bağımsızlık bildirisi “Misakı Milli” kabul edildi. Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı tarih yazımına ve siyasal İslamcı tarih okumasına göre Misakı Milli, bir taraftan Atatürk ve arkadaşlarının çabası dışında hazırlanmış ve kabul edilmiş bir metin gibi anlatılırken, diğer taraftan Atatürk ve arkadaşlarının Misakı Milli sınırlarına sahip çıkamadıkları ileri sürülür. Ancak her iki eleştiri de temelsiz, yanlış ve haksızdır.

MİSAKI MİLLİ’NİN DOĞUŞU 

30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrasında başlayan İşgallere karşı halkın direnme kararlılığı sayesinde, saraydan-sultandan, İstanbul hükümetinden bağımsız biçimde, yurdun değişik yerlerinde Müdafaai Hukuk Cemiyetleri kurulmuş ve Kuvayı Milliye Hareketi ortaya çıkmıştır.

Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak dağınık haldeki yerel direnişlerden ulusal bir kurtuluş örgütü yaratmıştır. Erzurum ve Sivas Kongresi’nde ulusal kurtuluşun yol haritası belirlenmiştir. İşte Misakı Milli de bu sırada temellenmiştir. Erzurum ve Sivas Kongrelerinin sonuç bildirileri, Misakı Milli’nin (Ulusal And’ın) temelini oluşturmuştur.

Image

Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü

MİSAKI MİLLİ’NİN HAZIRLANMASI

Tevfik Bıyıklıoğlu’nun deyişiyle “Türk Devleti’nin sınırları Mustafa Kemal Paşa’nın, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı günlerde, Yıldırım Ordular Grubu Kumandanı olarak başlayan ve daha sonra Samsun’a geçmesiyle bütün Millî Mücadele hareketi boyunca devam eden basiretli, azimli ve hesaplı çalışmalarıyla tespit olunmuştur.”(1)

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da toplanacak Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde bir Müdafaai Hukuk Grubu kurulmasını ve meclis başkanlığı ile “ulusal emelleri içeren ve uygulamaya yönelik bir siyasal program” hazırlanmasını istemiştir.

Bu çerçevede ilk Misakı Milli taslağını 19 Ocak 1920’de Ankara’da bizzat Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) kaleme almıştır. İkinci Misakı Milli taslağı ise İsmet Bey (İnönü) tarafından yazılmış, Mustafa Kemal Paşa tarafından gözden geçirilerek imzalanmış ve 21 Ocak 1920’de Müdafaai Hukuk Programı olarak kabul edilmiştir. Her iki taslak da Erzurum ve Sivas Kongrelerinde kabul edilen kararları içermiştir. Bazı ifadeler dışında her iki taslak da aşağı yukarı aynı içeriğe sahiptir.(2)

Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığındaki Temsil Heyeti’nin 1920 yılı Ocak ayının başlarında Ankara’ya gelen milletvekilleriyle yaptığı görüşmeler sonunda Mustafa Kemal Paşa tarafından hazırlanan “Müdafaai Hukuk Grubu Programı ve Misakı Milli” taslağı, Hüsrev (Gerede) Bey’e verilerek İstanbul’a gönderilmiştir.(3) İsmet Bey’in hazırladığı ve Mustafa Kemal Paşa’nın gözden geçirip onayladığı “Müdafaai Hukuk Programı ve Misakı Milli” taslağı da Binbaşı Salih (Omurtak) Bey aracılığıyla İstanbul’a gönderilmiştir.(4) Mustafa Kemal Paşa, İsmet Bey’in taslağı hakkında, 21 Ocak 1921’de Rauf (Orbay) Bey’e yazdığı notta, “Grup Programı’nın İsmet Bey tarafından yazılan tarzı takdim edilmiştir. Bunda daha ziyade açıklık olduğunu zannederim” demiştir.(5)

MİSAKI MİLLİ’NİN KABUL EDİLMESİ

Image

12 Ocak 1920’de İstanbul’da Osmanlı Mebuslar Meclisi açılmıştır. Bu mecliste, 22 Ocak 1920 tarihinde yapılan özel ve gizli toplantıda Mustafa Kemal Paşa’nın gönderdiği “Grup Programı ve Misakı Milli” metni okunmuştur.

O günlerde İstanbul’da Mebuslar Meclisi’nde “Ahdi Milli” adı verilen bir metin üzerinde çalışılmaktadır. Ahdi Milli’de, Suriye de “ulusal sınırlar” içinde gösterilmiştir. Rauf Bey ve arkadaşları, bu Ahdi Milli’yi Mustafa Kemal’in gönderdiği Misakı Milli metinleriyle pek bağdaştıramadıkları için söz konusu metinlerin birleştirilmesi amacıyla bir komisyon kurulmasını önermişlerdir. Bunun üzerine on kadar üyeden oluşan bir komisyon kurulmuştur.(6)

Sonuçta İstanbul’da Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde kurulan bu komisyon, Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’dan gönderdiği taslak metinler üzerinde bazı düzeltmeler yapmıştır. Böylece son şeklini alan metin, Mebuslar Meclisi’nin 28 Ocak 1920 tarihli özel ve gizli oturumunda Erzurum Milletvekili Celalettin Arif Bey ve 121 milletvekilinin imzasıyla “Aht ve Misakı Milli” adıyla kabul edilmiştir. Önce bir grup programı olarak düşünülen “Misakı Milli”, sonradan bir meclis kararı halini almıştır.(7)

6 maddelik ve toplam 1.5 sayfalık Misakı Milli’ye göre “Osmanlı devletinin özellikle Arap çoğunluğun oturduğu ve 30 Ekim 1918 günlü silah bırakışmasının (Mondros Ateşkes Antlaşması’nın) imzalanması sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının geleceğini buralar halkının serbestçe belirlemesi gerekli olduğundan söz konusu mütareke çizgisinin içinde ve dışında, din, ırk ve emel yönlerinden birleşik ve birbirine karşılıklı saygı ve özveri duygularıyla dolu ve etnik ve toplumsal hakları ile bölgelerinin koşullarına uyum gösteren Osmanlı-İslam çoğunluğun oturduğu kısımların tümü hiçbir nedenle birbirinden ayrılmaz bir bütündür.” Kars Ardahan Batum ve Batı Trakya için halk oylaması yapılmalıdır. İstanbul’un ve Marmara Denizi’nin güvenliği sağlanmak kaydıyla Boğazların dünya ticaretine açılmasına bizimle birlikte öteki tüm devletlerin oy birliğiyle karar verilecektir. Azınlık hakları komşu ülkelerdeki Müslümanların da aynı haklardan yararlanması koşuluyla güvence altına alınacaktır. Kapitülasyonların kaldırılmasına karşılık Osmanlı borçları ödenecektir.

Kabul edilmesinden sonra yaklaşık 20 gün gizli kalan Misakı Milli, 17 Şubat 1920’de Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde Edirne Milletvekili M. Şeref Aykut tarafından okunmuştur.

İstanbul’da Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin Türkiye’nin bağımsızlık belgesi Misakı Milli’yi yayımlaması İngilizler başta olmak üzere İtilaf devletlerini rahatsız etmiştir. Bunun üzerine İtilâf devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etmiş ve Mebuslar Meclisi’ni basarak ileri gelen milletvekillerini ve bazı aydınları tutuklayıp Malta’ya sürmüştür.

23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM, 18 Haziran 1920’de açıkladığı dış politika ilkeleri doğrultusunda Misâkı Millî’ye bağlı kalınacağını tüm dünyaya ilan etmiştir.(8)

Görüldüğü gibi Misakı Milli, Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlık ettiği Erzurum ve Sivas Kongresi kararları doğrultusunda Ankara’da milletvekilleriyle yaptığı toplantılar sonunda bizzat Mustafa Kemal (Atatürk) ve İsmet (İnönü) tarafından hazırlanmış; Ankara’da hazırlanan bu taslak metinler İstanbul’da bir komisyonun yaptığı bazı değişikliklerle Misakı Milli olarak kabul edilmiştir. Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

MİSAK-I MİLLİ METİNLERİNİN FARKI

28 Ocak 1920’de Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde kabul edilen Misakı Milli metni genel olarak Mustafa Kemal Paşa’nın Rauf Bey’e gönderdiği taslak metinleri kapsamakla birlikte bazı farklılıklara da sahiptir. 

Ankara’dan gönderilen metinlerden biri 7, diğeri 8 madde olarak düzenlenişken, Misakı Milli metni 6 madde olarak düzenlenmiştir. Savaşın sorumlusu ve anayasaya aykırı faaliyetlerde bulunan hükümetlere soruşturma açılması maddesi, Mebuslar Meclisi’nde ayrı bir madde olarak düzenlenerek Misakı Milli’den çıkarıldığından ve bazı maddeler de birleştirildiğinden böyle bir durum ortaya çıkmıştır.

Misakı Milli metnindeki bazı yapısal değişiklikler ise şunlardı:

Mustafa Kemal (Atatürk) ve İsmet (İnönü)’nün metinlerinde geçen Milletler Cemiyeti’nden (md.6) İstanbul’da kabul edilen Misakı Milli’de hiç söz edilmemiştir.

Misakı Milli metinleri arasındaki en ciddi farklılık “mütareke sınırlarının içinde ve dışında” ifadesinde göze çarpmaktadır. Ankara metinlerinde, Mondros Ateşkes Antlaşması’yla belirlenen “sınırların içinde” yaşayan İslam çoğunluğunun “ayrılık kabul etmez bir bütün” olduğu belirtilirken, İstanbul’da bu maddenin kapsamı daha da genişletilerek “mütareke sınırlarının içinde ve dışında” yaşayan Osmanlı-İslam topluluklarını kapsaması sağlanmıştır. 

Mustafa Kemal (Atatürk) ve İsmet (İnönü) hazırladıkları metinlerde, Osmanlı topraklarındaki Müslüman topluluklar için “özkardeş” deyimini kullanırken (md. 2), İstanbul’daki Misakı Milli metninde bu tanımlamaya yer verilmemiştir. 

Bunların yanı sıra Mebuslar Meclisi’nde kabul edilen Misakı Milli metninde, Batı Trakya’nın hukuki durumundan söz edilirken “Türkiye” kavramının kullanılması çok önemlidir. (Md.3)

Misakı Milli metinleri arasındaki bu farklılıklar arasında Mustafa Kemal Paşa’nın en çok dikkatini çeken nokta, sınırların tanımlanması için kullanılan “içinde” sözcüğünün yanına eklenen “dışında” sözcüğüdür. Rauf (Orbay) Bey, 6 Şubat 1920’de Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde kabul edilen Misakı Milli metnini Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiğinde, Mustafa Kemal Paşa, 7 Şubat 1920’de Rauf (Orbay) Bey’e gönderdiği bir telgrafta, Misakı Milli metnindeki bu değişikliğin nedenini sormuştu: 

“Aht ve Misakı Milli’de Mütareke hattı ‘dâhil ve haricinde’ kalan memleketlerin ayrılmaz bir bütün olduğundan bahsediliyor. Eğer böyle ise sınır hakkındaki prensiplerimde esaslı bir fark yapılmıştır. Bu yönün ve bir de cihana ilan edilmesi lazım gelen bir barış programının gizli tutulmasındaki fayda ve sebebin izah buyurulmasını rica ederiz.”(9) 

Mustafa Kemal Paşa’nın bu sorularına Rauf Bey’in verdiği yanıt şöyleydi: “1. Bu şekilde, Türk olan Süleymaniye ve Kerkük de iddiamıza dâhil oluyor. Herkesin fikri bu merkezde olduğundan fazla ısrarı münasip görmedik… 2. Biz tabii yayımlanmasına taraftarız. Fakat mebusların bir kısmı siyasi bir mahiyete sahip olan bu beyannamenin yayımlanmasına, hariciye memurlarından oluşan bir encümende incelenerek karar verilmesini ve tercüme edilmesini teklif ettiler. Bu zevat çalışmalarında gecikti…”(10) 

Mustafa Kemal (Atatürk), Misakı Milli metininin, sınırları belirleyen ilk maddesine “dışında” ifadesinin eklenmesini doğru bulmamıştı. Çünkü Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığı gün Türk ordusunun elinde bulunan hattın esas alınması ilkesi ilk kez Erzurum Kongresi’nde kabul edilmişti. Kongre bildirisinin 6.maddesinde “30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalan” ülkenin bölünmezliği dile getirilmişti. Bu madde Sivas Kongresi’nde de aynen kabul edilmişti. Bu nedenle Mustafa Kemal (Atatürk) ve İsmet (İnönü), Misakı Milli’nin taslak metnini hazırlarken çok doğal olarak sadece “mütareke sınırlarının içinden” söz etmişlerdi. Ayrıca gerçekçi olan da buydu. Mütareke sınırlarının dışından söz edilmesi, sınır ötesine taşan yayılmacı amaçlar beslendiği biçiminde yorumlanmaya açıktı. Bu durum Türkiye’nin haklı davasına gölge düşürebilirdi.(11) 

Bu nedenledir ki, 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM açıldıktan sora Mustafa Kemal Paşa’nın isteğiyle “haricinde /dışında” sözcüğü Misakı Milli’den çıkarılmıştır.(12) 

 ATATÜRK’E GÖRE MİSAKI MİLLİ

Mustafa Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi'nin açılışının ertesi günü, 24 Nisan 1920’de yaptığı, uzun konuşmasında, “Mütarekenamenin imzalandığı 30 Teşrin-i evvel (Ekim) 1334 (1918) tarihinde çizdiği hudut, hududı millîdir” dedikten sonra şunları söylemişti: “Vatanımızın hududu olacak bu hududu ihtimaldir ki, teferruatıyla bilmeyen arkadaşlarımız vardır. Bunu: Şark hududuna Elviye-i Selaseyi (Kars, Ardahan ve Batum) dâhil ederek tasavvur buyurunuz. Garp hududu Edirne’den bildiğimiz gibi geçiyor. En büyük değişiklik, Güney hududunda olmuştur. Güney hududu İskenderun güneyinden başlar. Halep ile Katma arasından Cerablus Köprüsü'ne müntehi olur bir hat ve Şark parçasında da Musul vilayeti, Süleymaniye ve Kerkük havalisi ve bu iki mıntıkayı yekdiğerine kalbeden hat. Efendiler; bu hudut, sırf askeri mülâhazat ile çizilmiş bir hudut değildir, hudud-ı millî'dir.”

Mustafa Kemal Paşa, Misakı Milli’nin Doğu sınırlarını gerçekleştirmek konusunda ne kadar kararlı olduklarını da TBMM’de 21 Mart 1921 tarihli gizli oturumda şöyle ifade etmiştir: 

“Sulh ile alınır; sulh ile alınamazsa bittabi cebren alınır. Savaşmak için ne yapmak lâzımsa yapacağız. (…) Misâkı Millî’mizde Elviye-i Selase bizimdir diyoruz…”

Misak-ı Milli'de Batı Trakya'da halk oylaması istenmişti. Atatürk’ün ve İnönü’nün metinlerinde de (Md.4 ve Md. 3) Batı Trakya’da halk oyalamasından söz ediliyordu.(13) Ancak Atatürk, 16-17 Ocak 1923'te İzmit Basın Toplantısı'nda, Batı Trakya konusundaki maddeyi Misak-ı Milliye kendisinin koymadığını o koşullarda böyle bir beklentinin mantıklı ve Türkiye'nin çıkarına uygun olmadığını belirtmişti.(14)  

Her ne kadar Kanaat Kütüphanesi tarafından Hilal Matbaası’nda bastırılan, 68 x100 cm boyutlarında, 1: 2.250.000 ölçekli, tarihsiz bir Misakı Milli haritası olsa da (15) Misakı Milli’de sınırlar kesin olarak çizilmemiştir. Bu nedenledir ki Atatürk, Lozan Antlaşması'nın Misakı Milli'ye aykırı olduğunu söyleyenlere mecliste şöyle demişti:

"Efendiler toprak konusu ve sınır konusu Misak-ı Milli'nin bilindiği gibi birinci maddesinde yer almaktadır. Ancak Misak-ı Milli şu çizgi bu çizgi diye hiçbir zaman sınır çizmemiştir. O sınırı çizen şey milletin menfaati ve yüksek kurulumuzun yerinde ve doğru kararıdır. Yoksa haritası mevcut bir sınır yoktur."(16) 

Mustafa Kemal Paşa’ya ait açıklamalardan anlaşılmaktadır ki sınırların çizilmesinde tek ölçüt sadece askerî düşünceler değil tarihî, sosyolojik, kültürel, ekonomik gerçekler ile askeri ve siyasi gücün boyutlarıdır. 

MİSAKI MİLLİ’Yİ ANLAMAK 

Misak-ı Milli 1920 yılı başında ülke işgal altındayken; saray/sultan İngiliz emperyalizmine teslim olmuşken, taslak metnini Ankara’ya gelen milletvekilleriyle yapılan görüşmeler sonunda, bizzat Atatürk ve İnönü’nün hazırladığı akılcı, gerçekçi ve Müdafaai Hukuk ruhuna dayanan bir “ulusal hedef” belgesidir.

Misakı Milli idealdir. Kurtuluş Savaşı’nın gelişimi Miskı Milli’yi şekillendirmiştir. Örneğin, Temmuz 1921’de Yunan ordularının Ankara’ya 50 km. yaklaştıkları bir ortamda Misakı Milli hedefi Musul’u ve Batı Trakya’yı kurtarmak değil, Ankara’yı kaybetmemek Eskişehir’i Afyon’u Kütahya’yı Bursa’yı kurtarmaktı; Büyük Zafer’in kazanıldığı 1922 sonunda Misakı Milli hedefi Doğu Trakya’yı ve İstanbul’u da kurtarmaktı. Ankara’da masa başında hazırlanan Misakı Milli, İnönü’de, Sakarya’da, Afyon’da ve Dumlupınar’da savaş meydanlarında “askeri zaferlerle”; Mudanya’da ve Lozan’da ise “diplomatik zaferlerle” uygulandı.

Atatürk, Misakı Milliyi hazırlarken 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması sırasında Türkiye’nin elinde olanları korumayı ve tam bağımsızlığı amaçlamıştı. Bunun dışına taşan hayalci isteklere karşı çıkmıştı. O sırada 12 Ada, Ege Adaları, Kıbrıs ve Batı Trakya Türkiye’nin elinde değildi. Buralar, I. Dünya Savaşı öncesinde kaybedilmişti. Doğu Trakya, İstanbul ve Anadolu toprakları ile Musul, Hatay ve Batum Türkiye’nin elindeydi. Buralar, Mondros sonrası işgal edilmişti.

Türkiye, Lozan görüşmelerindeki yol haritasının esaslarını Misakı Milli’ye göre belirlemişti. Türkiye Lozan’da, Misakı Milli’de öngörülen sınırları büyük oranda gerçekleştirdi. İstanbul’u, Doğu Trakya’yı ve Anadolu’yu kurtardı. Boğazların güvenliğini sağladı. Kapitülasyonları kaldırdı. Musul için mücadele etti. Musul sorunu Lozan’da çözülemedi, Lozan sonrasına bırakıldı. Musul, Lozan’da değil, Şeyh Sait İsyanı sonrasında 1926’da kaybedildi. O koşullarda Musul’u askeri güçle almaya çalışmak Misakı Milli’de başka büyük kayıplara yol açabilecek bir maceraya atılmak olurdu. Türkiye, çok doğru bir kararla, böyle bir maceraya atılmadı. Batum ve Hatay da Lozan’da değil, Kurtuluş Savaşı sırasında, bu savaşın kazanılmasında etkili olacak derecede çok önemli bazı kazanımlar karşılığında bırakıldı. Ayrıca 1921’de Fransa mandasında Suriye’ye bırakılan Hatay, 1938’de kurtarıldı, 1939’da anavatana katıldı. Dolayısıyla Lozan’da Misakı Milli’den büyük tavizler verildiği, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının bir kara propagandasıdır.

Misakı Milli’de sınırı çizen şey önce askeri, sonra politik güçtü. Atatürk, bu gücün sınırlarını çok iyi biliyordu.

Kaynaklar, Dipnotlar

1.Tevfik Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu'da 1919-1921, Ankara 1981, s. 32.

2.Atatürk’ün Bütün Eserleri, (ATABE), C.6, s.161-166.

3.ATABE, C.6, s.159.

4.Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, 2. Kitap, Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti’ne, 2. bas, Ankara, 1998, s. 83; ATABE, C.6, s.160.

5.ATABE, C.6, s.164; Turan, s. 83.

6.Turan, s. 85.

7.ATABE- C.6 s.160, 167-171.

8.Hikmet Öksüz, “Atatürk ve İnönü Dönemi Dış Politikaları Üzerine Bütüncül Bir Değerlendirme”, Türk Yurdu, S. 300, Ankara 2012, s. 1.

9.ATABE, C.6, s.171.

10.ATABE, C.6, s.171.

11.Turan, s. 79-80.

12.ATABE, C.6, s. 160; Turan, s. 90.

13.ATABE, C.6, s.162-163.

14.ATABE, C.14 s. 267.

15.“Misak-ı Milli ve Misak-ı Milli Haritası, https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2024/06/Misak-i-Milli-Uzun-Metin-1.pdf. 

16.TBMM ZC. C.4 s. 173 174.

---

Yazarın Son Yazıları

Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025