Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

11.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur. Laik Cumhuriyet esası dâhilinde partinizin her türlü siyaset faaliyetlerinin bir engele uğramayacağına güvenebilirsiniz.” (M. Kemal Atatürk, Hâkimiyeti Milliye, 12 Ağustos 1930)

Image

Atatürk’ün en büyük eseri ve mirası -hiç tartışmasız- “Laik Cumhuriyet”tir. Atatürk’ün en büyük eseri ve mirası laik Cumhuriyet’in hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı altında olduğu bu günlerde, laik Cumhuriyet’in anlam ve önemini ortaya koymak; laik Cumhuriyet birikimini yeniden anımsatmak amacıyla son üç yılda yazdığım laik Cumhuriyet konulu yazılarımı, daha önce okurlarımla paylaşmadığım belge ve bilgilerle zenginleştirerek, “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet” adlı yeni kitabımda bir araya getirdim.

İşte bugün, yakında çıkması planlanan, “Atatürk’ün Mirası LAİK CUMHURİYET” adlı kitabımın “Önsöz”ünün bir bölümünü siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum.

GERÇEKLEŞEN BİR ÜTOPYA

1920’lerin başında Türkiye’de laik, demokratik bir cumhuriyet hayal etmek kolay değildi. Her ne kadar 1908 Meşrutiyet Devrimi’nden sonra Mebusan Meclisi’nin yeniden açılması, çeşitli siyasi partilerin kurulması ve özellikle 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM’nin, 1921’de, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir,” diyen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu (1921 Anayasası’nı) kabul etmesinden sonra, Türkiye’de “ulusal egemenlik” düşüncesi güçlenmeye başlamışsa da “kayıtsız şartsız ulusal egemenliğin” gerektirdiği devrimleri yapmak; saltanatı ve halifeliği kaldırmak, yeni rejimin adını koyarak meşrutiyetten cumhuriyete geçmek konusunda Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşları bile büyük tereddütler içindeydi. Ayrıca -Osmanlı kadın hareketine rağmen- 1920’lerin başında Türkiye’de toplumun yarıdan fazlasını oluşturan kadınların medeni ve siyasi hakları yoktu. Anayasaya göre “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindi,” ancak toplumun yarıdan fazlasını oluşturan kadınlar henüz seçme ve seçilme hakkına, dolayısıyla egemenliklerine sahip değildi.

Türkiye’de, 20. yüzyılın başında meşrutiyeti aşarak, yani sarayı (sultanı ve halifeyi) tamamen denklemden çıkararak, sadece meclisin ülkeyi yönettiği, devlet yönetiminde sadece çağdaş hukukun esas alındığı, kadınların medeni ve siyasi haklara sahip olduğu bir cumhuriyet kurmak, dönemin aydınlarına bile bir ütopya olarak görünüyordu. İşte Atatürk, önce 1920- 1923 yılları arasında Türkiye’yi adım adım cumhuriyete taşıyarak,(1) sonra da 1923- 1938 yılları arasında gerçekleştirdiği devrimlerle Cumhuriyeti aşama aşama laikleştirerek o ütopyayı gerçekleştirdi, hatta o ütopyanın da ötesine geçti. Üstelik bunu, kendi ifadesiyle, “kavrama sınırları biten” arkadaşlarının muhalefetine rağmen, savaş yorgunu bir din-tarım toplumunda, çok zor koşullarda başardı. Bu nedenle Türkiye’de Cumhuriyetin, “Atatürk’ün mucizesi” olduğunu söyleyenler vardır. Ancak bence Türkiye’de Cumhuriyet, Atatürk’ün planlı, programlı, sabırlı ve kararlı çabasının, akıllı cesaretinin ve hiç bitmeyen umudunun eseridir.

Türkiye’de cumhuriyetin temelinde Türk Kurtuluş Savaşı vardır. Atatürk de cumhuriyetin temelinde “Türk kahramanlığının” olduğunu belirtirken bu gerçeğe vurgu yapmıştır. Eğer –bir halk hareketi durumundaki- Türk Kurtuluş Savaşı kaybedilseydi, İngiliz emperyalizminin kuklası durumundaki işbirlikçi saray (sultan-halife) varlığını koruyacak, cumhuriyet ilan edilmeyecek; belki ileride emperyalizmin kontrolünde göstermelik bir cumhuriyet ilan edilse bile egemenlik kayıtsız şartsız milletin olmayacak, olamayacaktı. Emperyalizmin, “Türkiye’nin laikleşmesi ve çağdaşlaşması” diye bir derdi de yoktu. Çünkü emperyalistler, laik bir ulus devleti ve aydınlanmış çağdaş bir toplumu kolay kolay kontrol edip sömüremeyeceklerini çok iyi biliyorlardı.

SON CÜRET 

15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlarca işgal edilmişti. Osmanlı Saray Hükümeti işgale boyun eğmişti. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919 Pazar günü öğleden sonra Samsun’dan Havza’ya geçiyordu. Havza yolunda bozulan otomobilinden inip, “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek yürümeye başlamış, arkadaşları da onu takip etmişti.(2) Çünkü Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in işgaline rağmen umudunu hiç kaybetmemişti. İşgal karanlığına rağmen, beklenen güneşin ufuktan doğacağına inancı tamdı.(3)

Mustafa Kemal Paşa, 26 Mayıs 1919’da, Havza’da kendisini ziyaret eden bir heyete şunları söylemişti:

“Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız… Bizi öldürmek değil canlı mezara koymak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir.”(4)

Atatürk’ün önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı ile vatan işgalden kurtarıldı. Ancak gerçek kurtuluş için sadece emperyalist işgalden kurtulmak yeterli değildi. Gerçek kurtuluş için her şeyden önce aklı özgür kılmak, bilime dayanmak, çağdaş hukuku benimsemek, bunun için de laik bir devlet kurmak ve her yönüyle gelişmiş, çağdaş bir toplum inşa etmek gerekiyordu. Bu nedenle “Atatürk’ün son cüreti” Kurtuluş Savaşı değildi; “Atatürk’ün son cüreti” laik Cumhuriyet’ti. Atatürk’ün son cüreti, yüzlerce yıllık saray saltanatının egemen olduğu, büyük bir çoğunluğu okur-yazar olmayan, sanayileşmemiş, aydınlanmamış, yurttaşlık bilincinin gelişmediği, aşiret, tarikat bağının çok güçlü olduğu, kadının adının olmadığı bir din-tarım toplumunda, üstelik çok yıpratıcı bir bağımsızlık savaşının ardından önce cumhuriyeti ilan edip sonra o cumhuriyeti devrimlerle laikleştirmek ve çağdaşlaştırmaktı.

BÜYÜK ZAFER’İN SONUCU 

Atatürk’e göre 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer, Türk ulusuna, daha büyük zaferlere giden yolu açmıştı. Atatürk’ün Türk ulusu için düşündüğü daha büyük zafer, tam bağımsız, laik, çağdaş bir cumhuriyetin kurulmasıydı.

Atatürk, 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da, Meçhul Asker Anıtı’nın temel atma töreninde yaptığı konuşmada “Efendiler, milletimiz burada kutladığımız Büyük Zafer’den daha mühim bir zafer peşindedir,” diyerek, Büyük Zafer’i, (dolayısıyla Türk Kurtuluş Savaşı’nı), kazanılması gereken son bir zafer olarak değil, daha büyük zaferlere ulaşmak için gereken büyük bir aşama olarak gördüğünü açıklamıştı. Aynı konuşmasında Büyük Zafer’in en önemli sonucunun, ulusal egemenliğin gerçekleşmesi olduğunu söyleyen Atatürk, Büyük Zafer ile elde edilen tam bağımsızlığın sürdürülebilmesinin, ulusal egemenliğin korunmasına, tam anlamıyla medeni (uygar) bir toplum inşa edilerek medeni (uygar) eserler yaratılmasına ve ekonomide elde edilecek başarılara bağlı olduğunu ileri sürmüştü. İşte laik Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün bu düşüncelerinin eseridir.

ATATÜRK’ÜN ESERİ VE MİRASI 

Kendi ifadesiyle Atatürk’ün “en büyük eseri” cumhuriyettir. Atatürk’ün en büyük eseri cumhuriyet, aynı zamanda onun Türk ulusuna bıraktığı en büyük mirastır. Atatürk’ün –yine kendi ifadesiyle- manevi mirası ise akıl ve bilimdir.(5) Atatürk, en büyük eseri ve mirası cumhuriyeti, manevi mirası akıl ve bilimle şekillendirmiştir. Laik Cumhuriyet böyle doğmuştur. Atatürk’ün en büyük eserini korumak, ancak

Atatürk’ün en büyük mirasına sahip çıkmakla mümkündü. Fakat Atatürk’ün en büyük mirasına (Laik Cumhuriyet’e) yeterince sahip çıkamadık. Onu pamuklara sarıp sarmalayarak değil, Atatürk’ün devrimcilik ilkesi çerçevesinde sürekli geliştirip güçlendirerek koruyacağımızı bir türlü anlayamadık.

Oysa Atatürk, en büyük eseri laik Cumhuriyet’i gençlere emanet etmişti. Atatürk’ün laik Cumhuriyet’i gençlere emanet etmesinin temel nedeni, laik Cumhuriyet’in her nesilde yenilenerek değişen ve gelişen çağa yenik düşmeden “ilelebet payidar” kalmasını sağlamaktı.

Peki, ama “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet” nedir? Bu kitapta ayrıntılı biçimde inceleneceği gibi “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet” her şeyden önce egemenliğin saraya (sultana, halifeye veya başka bir otoriteye) değil, kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir siyasal rejimdir. Onun ötesinde, çağdaş hukuk kurallarıyla yönetilen, yurttaşların eşit olduğu tam bağımsız ulus devlettir. Kendi kaderini kendi eline almış, düşünce ve vicdan özgürlüğüne sahip, aklını kullanan bireylerin (kadın-erkek) uluslaşmasıyla oluşan her yönüyle çağdaş toplumdur. Dolayısıyla tam bağımsızlık, ulusal egemenlik (ve demokrasi), çağdaş hukuk, eşit haklara sahip yurttaş, ulus devlet ve her yönüyle çağdaş toplum “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet”in temel değerleridir.

Bu özellikleriyle “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet” emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerini hep rahatsız etmiştir ve bundan sonra da rahatsız edecektir. Gerçek şu ki, emperyalizm ve yerli işbirlikçileri hep birlikte “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet”i hedef aldılar, alıyorlar. Türkiye’de dünden bugüne Atatürk’e yönelik iç ve dış saldırıların temel nedeni de “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet”tir.

ATATÜRK’ÜN MİRASININ ÖNEMİ

Peki, ama “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet” Türkiye için neden hâlâ çok önemlidir? Çünkü Türkiye’de tam bağımsızlığın, ulusal egemenliğin ve demokrasinin, ulus bilincinin, ulusal birlik bütünlüğün, çağdaş hukukun, düşünce ve vicdan özgürlüğünün, yurttaşların eşitliğinin, kadın haklarının, barışın, insanca ve uygarca yaşamın en büyük güvencesi hâlâ laik Cumhuriyet’tir de ondan.

“Laik Cumhuriyet mi kaldı?” dediğinizi duyar gibiyim! Haksız sayılmazsınız! “Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet,” özellikle son 25 yılda artan biçimde gerici, bölücü saldırılara uğradı, yara bere içinde kaldı; kurumları yıkıldı, kazanımları yok edildi, değerleri aşındırıldı. Ancak laik Cumhuriyet’in temelleri çok sağlamdır. Laik Cumhuriyet binasını, Atatürk’ün attığı o sağlam temeller üstünde çağın gerçeklerine ve gereklerine göre yeniden yükseltmek Türk ulusunun elindedir. Bunun için her şeyden önce Atatürk’ün en büyük eseri ve mirası laik Cumhuriyet’i iyi tanımak gerekir.

Şimdiden iyi okumalar…

Not: Sinan Meydan’ın, İnkılap Kitabevi’nden çıkardığı Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet kitabı bu cuma günü raflardaki yerini alacak.

Yazarın Son Yazıları

Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025