İftar Yasağı...

13 Ağustos 2011 Cumartesi
\n\n\n

Medya gücü, kamuoyu baskısı, AKP iktidarlarında giderek etkili, yaygınlaşan, lüks iftar yarışını yasağa dönüştürdü. İnanmıyorsanız, iletişimin her alanında ramazan aylarında en büyük ilan grubunu oluşturan iftar reklamlarının nasıl da bıçak gibi kesildiğine bir bakın. Zengin yemek mönüleri ile fiks fiyat indiriminde yarışan reklamlardan birazı ramazan öncesi günlerde başlamış, ramazana girilmesi ile patlama yaşanacakken birinci haftanın sonunda dibe vurmuştu. Markalar, firmalar yarışı olsa olsa evlere dağıtılacak yardım kumanyaları belediyelerin iftar sofraları için.\n

\n

AKP iktidarlarında kendi zenginlerinin işi, dünyası, sosyetesinin yaratılması bağlantılı önce ramazan ayında, iftar sofralarında gözlemlenen, görünür olan zenginlik, güç yarışı bu yıl birden neden böyle ters tepen bir silaha dönüştü?\n

\n

Afrikada hep var olan ancak bu yıl kuraklıkla yeni ve büyük boyutlar kazanan açlık, çocukların ölümleri, çarpıcı, medyatik, görsel boyutları ile de kamuoyunun gündemine girince insanlar çarpıldı. Bakılması zor görüntüler, dramatik öyküler, çarpıcı verilerle milyonların açlıkla savaşı gözümüze sokulunca, yaz ayına rastlayan, uzun susuzluk, açlık çekilen bu ramazan günlerinde insanlarımızı daha bir farklı etkiledi.. Dünya ekonomik krizinin bitti derken gündeme gelen yeni, daha korkutucu boyutları ile açlığa, çaresizliğe karşı duyarlılığımız tetiklendi... Ülkemizde yeni zenginleşmeler, İslamcı sermayenin önlenemez yükselişi ile perçinlenince, diğer yandan da kuralsız ekonomi, kuralsız büyüme, çarpık zenginleşme koşullarında yardımlara, sadakaya muhtaç kitlelerde patlama yaşanınca, gelir dağılımı çok daha çarpılaşınca.. Sadaka düzeni ile zengin gösterişinin çatışmasına sahne olan ramazan gelenekleri toplumsal sorunları, yaraları deşen bir boyut kazandı.\n

\n

Sonunda AKP, cemaatlere yakın siyasi, toplumsal örgütlenmeler İslami inançlarla ters bu gelişmelere karşı çıkış yapılması gereği, zorunluluğunu gördü.. Sistemi değil, sisteme ayna tutan medyatik görüntüleri sorun olarak gördükleri için de bu görüntüleri ortadan kaldıracak çabalar için eyleme geçtiler.. Lüks otellerden birinin önünde, protesto niteliğinde düzenlenen sade, paylaşım içerikli iftar yemeği eylemi şok etki, uyarı yapmaya yetti de arttı bile...\n

\n

***\n

\n

Aslını ararsanız dışarda, lüks koşullarda iftar yemeklerinin dayanılmaz çekiciliği ortadan kalkmış değil. Ancak ticari, reklam içeriği de olan zenginlik yarışını öne çıkaran, duyurularak yapılan lüks, kalabalık iftar yemekleri düzenlemesinden çarpıcı ölçeklerde vazgeçildi. Getirisi olan, övgüye konu yapılan yarışın şimdi suç, ceza içeriği, algılaması gündemde. Önceden yapılmış tüm rezervasyonlar ya iptal ya da gizli saklı yapılır durumda. Lüksle sevap yarışı, günah, israf damgasını yedi bir kere.. Şimdilerde içtenlikli Müslüman görünme yarışında, en sade sofralarla iftar açma var. Elbette her zamanki gibi kampanyanın başını Başbakan Erdoğanın kendisi çekiyor. Krizin teğet bile dokunmadan geçişi için sihirli formülü, israftan vazgeçme olarak açıklıyor. İslami cemaatler, yardım örgütlenmeleri bir slogan ileri, orta sınıftan bir ailenin israfsız iftar yemeğinde bir gecede dışarda harcayacakları paranın, Afrikadaki açların bir aylık gıda gereksiniminin karşılığı olduğunu rakamları ile açıklıyorlar.\n

\n

Bu arada toplu iftar geleneği ile tasarruf koşulları, evde ucuza iftar yapılması arasında bocalayanlar, inançlı Müslümanlara evleri, yaz günlerinden yararlanılarak sokaklarında komşuları ile paylaşacakları kendilerinin ucuza hazırlayacakları iftar sofraları öğütleri veriyor. Sözün özü medya gücü, kamuoyu baskısı ile yaratılan bu yılın ramazan modası ile ekonomik-sosyal-siyasal koşulların dayatması arasında sıkı bir uyum var.. AKP iktidarları sürecinde çok hızlı, çok çarpıcı büyüyen İslami sermaye, yine çok hızlı, çok çarpıcı zenginleşmiş siyasal İslamcılar, diktatörlüklerle yönetilen, Arap baharlarının, sosyal-sınıfsal içerikli patlamalarından dersler mi çıkardı?sorusuna olumlu yanıt vermek çok abartı olur.\n

\n

Doğrusu hakça olmayan bir düzende göze batan haksız zenginleşme, gelir dağılımı çarpıklığının aynası, bir çirkin vitrinden kaçınmak zorunda kaldıkları olabilir. Ahlak dini İslamın sosyal adalet, paylaşım içerikli değerleri ile siyasal İslamın, İslami inançları kullanarak birilerini haksız zenginleştirmesini sağlayan düzenler arasında yaşanan somut çelişkiler, şeriatla yönetildiği iddia edilen tüm İslami diktatörlük düzenlerinde yeterince olumsuz örnekler olarak var.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Yasa buyruğu bütçe.. 12 Aralık 2020