Sınırdaki uyuşturucu savaşları...
Sungu Çapan
Son Köşe Yazıları

Sınırdaki uyuşturucu savaşları...

18.09.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD-Meksika sınırındaki uyuşturucu mücadelesine odaklanan ‘Sicario - Tetikçi’ bizce haftanın en görülesi filmi

Bugün başlayan filmlerden “Sicario”, şiddetin dalağını yaran birtakım kanlı operasyonlar düzenleyen, yasa tanımaz, acımasız erkeklerin arasında ancak ilkelerinden taviz vererek ayakta kalabilen, sürekli “kurtların ham yapacağı bir kuzu” halindeki, aslında çocuk kaçırılma olaylarına bakan idealist FBI ajanı Kate’in (Emily Blunt) bakış açısından anlatıyor hikâyesini.
Film, Hıristiyanlığın başlangıç çağlarında bir Romalı öldüren Yahudiye verilen isimden kaynaklanan, “Tetikçi” (ya da kiralık katil) anlamındaki “Sicario”dan alıyormuş adını.

İntikam ateşi
Uyuşturucu tekelinin ABD’yi mesken tutmuş patronu Diaz’ın peşindeki FBI ile CIA’nin operasyonlarına danışmanlık eden, özel harekât polisi Matt’ın (Josh Brolin) takip ekibine dahil ettiği Kate, tekel tarafından karısının kafasının kesilip kızının da asit çukuruna atılarak öldürüldüğü, intikam ateşiyle yanan, attığını deviren, Kolombiyalı eski savcı Alejandro’nun (benzersiz Benicio Del Toro, sırf onun için yazılmış bu rolde bermutat döktürüyor yine) rehberliğinde yapılan nihai operasyonda, görmemesi gereken bazı durumlara tanık oluyor.
Ama bütün olanın-bitenin yasaların ardından dolaşılarak keyfi biçimde kitabına uydurulmasına mesleki-ahlaki ilkeleri adına karşı çıksa da mecburen sineye çeken Kate, onu kızına benzettiğinden dolayı hep uzaktan kollayan, süper “Ağır Ağbi” Alejandro’nun finaldeki uzak bir taşra kasabasına taşınması öğüdünü tutacak mıdır öldürülmemek için?
Mumya gibi naylonlara sarıp sarmalanmış onlarca cesedin operasyon yapılan Arizona’da Phoenix yakınlarındaki, Bobby tuzaklarıyla dolu çete evinin duvarlarına gömülüp gizlendiği dehşetengiz sahnelerle daha baştan seyirciyi koltuğuna mıhlayan “Sicario”, her ne kadar içeriği bulanık, entrikası karmaşık bulunsa ve sonuçta ilettiği “şiddete karşı daha çok şiddet” mesajı tartışmaya açık dursa da çok profesyonelce kotarılarak çekilmiş, ABD-Meksika sınırında geçen, malum aksiyon- gerilim öğesiyle harmanlanmış, bildik duygusal klişelerle bezenmiş, hatta kimi yerde seyirciye aşırı doz etkisi yapan, tekrarlarla uzatılmış, 2 saati aşkın, sürükleyici bir uyuşturucusuç- macera epiği.
Fonda uyuşturucu tekelleriyle çetelerin borusunun öttüğü, terör, insan kaçakçılığı, fuhuş ve yasadışı karanlık olaylardan geçilmeyen, gözü kara katillerin cirit attığı, sınır kenti Juarez’in sokaklarında işkence edilmiş, çıplak cesetlerin asıldığı, herkesin hayatta tutunabilmek için mecburen kıyısından köşesinden suça bulaştığı, şiddetle yoksulluğun atbaşı gittiği, kısacası tüm sistemin yozlaştığı, kaotik bir üçüncü dünya ülkesi -Meksika var.
Bir de amaca varmak için her yolu mübah gören Amerikalı kahramanlar. Kanada sinemasının Fransız diliyle kültürünün ağır bastığı Quebec yakasının (Jean-Marc Vallee’yle birlikte) kuşkusuz en önemli isimlerinden olup, en son 1913 yapımı “Enemy-Düşman” ve “Prisoners- Tutsak” filmleriyle anımsadığımız yönetmen Denis Villeneuve’ün, sınır sorunlarına vâkıf Teksaslı Taylor Sheridan’ın senaryosundan çektiği ve Cannes’ın yarışma bölümüne seçilmiş “Sicario”da, gece görüşü sağlayan, gözlük dürbünlerin yeşil filtrelerinden saptanmış operasyon sekansı gibi iz bırakan bölümleriyle usta teknisyenliğini de kanıtlıyor yönetmen.

Birinci sınıf suç seyirliği
ABD’nin Latin kaynaklı uyuşturucu tekelleriyle mücadelesine yeni bir çözüm getirmeyerek, tartışmalı, makyavelist bir “dinsizin hakkından imansız gelir” demeye getiren bir finale bağlanan “Sicario”, yeterince ikna edici olamayan karakterlerine, çeşitli aksaklıklar içeren, sorunlu senaryosuna karşın başından sonuna temposunu yitirmeyen, meraklısının en azından yılların görüntü yönetmeni Roger Deakins’in yetkin kamerasının saptadığı çarpıcı görüntülerine, usta işi aksiyon-gerilim sahnelerine, gergin bir atmosfer kuran, işlek, akıcı anlatımına ve oyuncu kadrosuna ilgisiz kalamayacağı, sonuçta sorunlu senaryosunun daha güçlü bir bütünlüğe erişmesini engellediği ancak yine de bu türün meraklısına salık verilecek türden, ilginç bir film “Sicario”.
Görsel bakımdan birinci sınıf bir suç seyirliği.  

Yazarın Son Yazıları

Polanski eski yarayı kaşıyor

Polanski eski yarayı kaşıyor

Devamını Oku
04.09.2020
Savaşın dehşetinde büyümek

Savaşın dehşetinde büyümek

Devamını Oku
22.08.2020
Elia Suleiman’ı özleyenler için

Filistinli ünlü sinemacı Elia Suleiman’ın(ES’nin), 2009 yapımı “The Time That Remains-Geride Kalan”dan beri süregelen suskunluğuna artık son verdiği ve başrolünü üstlenerek kendini oynadığı yeni filmi “It Must Be Heaven-Burası Cennet Olmalı”, ES’nin Nasıra’daki evinde oturup dışarıyı seyrettiği, konuşmasız sahnelerle açılıyor.Pişkin bir komşusu bahçesindeki ağaca çıkmış, limon araklıyor, avcılığa meraklı bir başka komşusu da başından geçen kartal-yılan hikayesini anlatıyor.Yalnız yaşayan bir dünya vatandaşı olan kahramanımız, Filistin hakkında çekeceği bir film tasarısını Fransız yapımcısıyla görüşmek üzere Paris’e uçuyor ama önerdiği senaryo reddolunca bu kez yine sinema münasebetiyle çağrılı olduğu New York’a geçiyor, gözlemciliğini otel odalarında sürdürüyor.

Devamını Oku
21.02.2020
Sevgililer günü münasebetiyle

Çağdaş, Fransız oyun yazarı, tiyatro rejisörü, komedyen (ve muhtemelen 1960-70’lerin, yaşlandıkça arada bir yönetmenlik de yapan oyuncusu Guy Bedos’nun oğlu) Nicolas Bedos’nun senaryosunu da yazıp çektiği ikinci yönetmenlik denemesi olan “La Belle Epoque-Yeni Baştan”, gösterildiği son Cannes festivalinde seyirciye “hem eğlendirici, hem düşündürücü, hem de duygu dolu” dakikalar yaşatıp yarışma bölümünün en ilginç filmlerinden biri olarak dikkat çekmişti.

Devamını Oku
14.02.2020
Banliyöde ayaklanma var

005’te Fransa’yı günlerce birbirine katan banliyö ayaklanmalarından esinlenerek çekilmiş ve son Cannes festivalinde jüri ödülüne değer bulunmuş “Les Miserables-Sefiller” Cannes’ın sürprizlerinden biriydi.

Devamını Oku
07.02.2020
Arı vız vız vızz... (31.01.2020)

Kotevska ve Stefanov’un yönettiği En İyi Belgesel ve En İyi Yabancı film Oscar’larına aday ‘Honeyland-Bal Ülkesi’ bugün gösterimde.

Devamını Oku
31.01.2020