Bukalemun ahlakı
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Bukalemun ahlakı

14.07.2024 12:44
Güncellenme:
Takip Et:

Bütün canlılar doğaya uyum sağlayarak evrim sürecinde yarına kalmaya çalışırlar. Uyum sağlamak dendiğinde, dünyada başka benzeri olmayan bir şekilde renk değiştirerek çevresine uyum sağlayan bukalemun gelir aklımıza ilk önce. Bukalemuna benzer şekilde renk değiştiren canlılar denizlerde de vardır ancak bukalemun daha bir gözümüzün önündedir. Diğer hayvanlar taşıdıkları renklerle doğada kamufle olurken bukalemun bulunduğu ortama uygun olarak renk değiştirerek göz önünde gizlenir. Bukalemun oradadır ancak renk değiştirmiştir, düşmanları bakarlar ve onu fark edemezler. Böylece hayvan korunmuş olur. 

İNSANLARDA BUKALEMUN DAVRANIŞI

Biyolojik dünyadaki bukalemun davranışına benzer davranışları sosyal ortamlarda insanların da sergilediklerini düşünebiliriz. Bence insanların bu özelliklerini iki grupta toplamak mümkündür. Birincisi uyum sağlamak için bukalemunluk, ikincisi çıkar sağlamak için bukalemunluk. 

Uyum için bukalemunluk: İnsan sosyal bir varlıktır, arada başkalarıyla çatışsa da genelde diğer insanlara uyum sağlamaya çalışır. Uyum sağlama konusunda empati kurmak önemli bir araçtır. Kişi karşısındakinin duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışarak, davranışlarını taklit etmeye çabalayarak onunla uyumlaşma sürecine girer. Bebeklerde gaz ağlaması ile acıkma ağlaması farklıdır. Bir araştırmada bir grup bebeğe teypten gaz ağlaması dinletildiğinde onların da bunu taklit ederek ağlamaya başladıkları, acıkma ağlaması dinleyenlerin ise acıkma ağlaması sergiledikleri gözlenmiştir. Bebeklerdeki bu taklit gelecekte başkalarıyla kuracakları empatinin ilk adımıdır. 

Asch’ın ünlü deneyinde gerçek deneklerin önemli bir kısmı kısa çizgiye kasıtlı olarak “uzun” diyen çoğunluğun görüşüne uymuştur. Bir halk deyişinde, “Eğer bir ülkede herkesin bir gözü görmüyorsa sen de bir gözünü kapat” önerisi dile getirilir. Dilimizde sürüden ayrılmamak, çıkıntılık etmemek gerektiği anlamında “Uyaroğlu olmalı” denilir. Sonuçta işyerlerinde ve mahallelerdeki komşuluk ilişkilerinde insanlar, mümkün olduğunca diğer insanlara uyum sağlamaya çalışırlar. 

Bu tür uyum sağlamada kişi para veya makam sağlamaya çabalamaz, kişiyi motive eden şey sosyal onaydır, göze batmamak, olumsuz eleştiri almamaktır.

Çıkar için bukalemunluk: Bazen de insanlar para, unvan, ikbal için, kısacası nemalanmak amacıyla sahip oldukları düşüncelere, değerlere aykırı davranırlar, kendi özlerini inkâr ederler, örneğin siyasi görüşlerinin tam zıttını savunmaya başlarlar. Bu durumun çıkar için bukalemunluk olduğunu söyleyebiliriz. Burada yanar dönerlik vardır. Eğer kişi inandığı için siyasi veya felsefi görüşlerini değiştirmişse bu bukalemunluk değildir. Ancak bir şekilde nemalanmak için değiştirirse ve bu değişikliğin doğal olduğu konusunda kendisini ve çevresini ikna etmeye çalışırsa, bu durumun çıkar için bukalemunluk olduğu düşünülebilir. 

Sayın Hulki Cevizoğlu dünya görüşünü değiştirmeden önce kitle psikolojisiyle ilgili yazdığı kitapta bukalemunluk etkisini güzel bir şekilde tanımlamıştı.  

Bukalemunun renk değiştirerek kendini koruması doğaldır, doğaya uygundur, bu davranışın ahlaki olup olmadığını tartışmayız. Çünkü doğada ahlak, etik gibi kavramlardan söz edilmez. Ahlak, etik insanın neokorteksinin getirilerindendir. Aslanın geyiği yemesi ahlaka aykırı değildir ancak insanların sadece keyif için avlanmaları ahlaki değildir. Ailelerini beslemek için avlanmak zorunda olan kişiler, eğer isterlerse ahlaki davranabilirler. Forrest Carter’ın “Küçükağaç’ın Eğitimi” adlı kitabında Kızılderili dede ormanda hindi avına çıktığında avlayabilecekken en iri ve sağlıklı olan hindileri değil grubun geleceğini düşünerek zayıf olanları avlamayı tercih etmektedir.

Kişi çevresine uyum için bukalemunluk ettiği zaman başının derde girmemesi veya sosyal onay almak için bu yola başvurur. Çıkar için bukalemunluk edenin ise sosyal onayın ötesinde somut bir çıkar beklentisi vardır. İşte ahlaki olmayan budur. Doğada bukalemun hayatta kalabilmek için renk değiştirir. Eğer bir insan da hayatta kalabilmek için kimliğini ve gerçek düşüncelerini gizliyorsa bu durum bence çıkarcılık değildir, nefsi müdafaa sayılır, ahlaksızlık sayılmaz. Aç gözlülükten kaynaklanan bukalemunluk ise ahlaki zayıflıktır. 

Yazarın Son Yazıları

Çocuğun yüzüne bakmak

Bir çocuğun yaşadığı korkuyu, sıkıntıyı veya güvensizliği her zaman sözcüklerinden anlamak mümkün olmayabilir. Yüzü, bakışları ve davranışları çoğu zaman daha fazlasını anlatır. Çocukla kurulan göz teması yalnızca sorunları fark etmek için değil, özellikle erken yaşlarda güvenli bağlanmanın gelişmesi ve ona dünyanın güvenilir bir yer olduğu duygusunun verilmesi açısından da önem taşır.

Devamını Oku
13.09.2026
Eşitsizliği görmek ve görmezden gelmek

Eşitsizliği görmek ve görmezden gelmek

Devamını Oku
06.09.2026
Bir milletin varoluş savaşı

30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun başka bir orduyu yenmesi değil, yok edilmek istenen bir toplumun varlığını koruma mücadelesinin belirleyici anıydı. 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Dumlupınar’daki kuşatmayla zafere ulaşırken “Ya istiklal ya ölüm” diyen bir milletin bağımsızlığını ve geleceğini kendi elleriyle kurmasının yolunu açtı.

Devamını Oku
30.08.2026
İstanbul Sözleşmesi ve telgraf telleri

İstanbul Sözleşmesi ve telgraf telleri

Devamını Oku
23.08.2026
Çağdaş ahlak eğitimi: Kohlberg

Azarlamak, cezalandırmak ya da otoriteye itaati öğretmek, kişinin ahlaki gelişimini sağlamıyor; yalnızca denetim sürdüğü sürece kurallara uyan bireyler yaratabiliyor. Kohlberg’in altı basamaklı ahlaki gelişim yaklaşımı ise empatinin, sorgulamanın ve kişinin doğruyu kendi vicdanıyla bulup içselleştirmesinin daha ileri bir ahlak anlayışının temelini oluşturduğunu gösteriyor.

Devamını Oku
16.08.2026
Ahlak ve bilim seferberliği

Ahlak ve bilim seferberliği

Devamını Oku
09.08.2026