Zekâ mı çalışkanlık mı?
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Zekâ mı çalışkanlık mı?

20.07.2025 12:11
Güncellenme:
Takip Et:

Çocuklarımızı nasıl övmeliyiz? Zekâlarıyla mı yoksa çalışkanlıklarıyla mı? Bugüne kadar toplum her ikisiyle de övündü ancak galiba daha çok onların zekâlarını övdük. Bunun nedeni çalışkanlığın, çalışmanın yaygın, sıradan bir şey olduğunu, zekânın ise ender bir şey olduğunu düşünmemizdir. Gençliğimde “Benim oğlan çok zeki, öğretmenini bir dinler hemen ezberler, kitap okuması gerekmez” diyen çok baba gördüm. Çocuklara “Pek akıllı maşallah” dendiğini duydum. Ancak bugün böyle düşünmüyoruz.

Şimdilerde çocukların zekâlarını övmenin yeterince işlevsel olmadığı görüşündeyiz. Eğer bir çocuk gerçekten zeki ise onu zeki diye övdüğümüzde yapacak bir şeyi yoktur. Belki zekâ oyunlarına, satranca, go oyununa yönelebilir. Bu da zekâda gözle görünür bir artışa yol açmaz. Ayrıca zekânın kurnazlığa dönüşmesi riski de vardır. Fakat onun çalışkan olduğunu söylersek çalışkanlığını, üretkenliğini artırabilir. Sonuçta çocuklarımıza “zekisin” iletisi yerine “çalışkansın” iletisini vermek daha akıllıca olacaktır. 

Halk arasında kırk defa ne söylersen o olur şeklinde bir inanç vardır. Zeki olduğunu söyleyerek çocuğumuzu daha zeki yapamayız ama çalışkan olduğunu söyleyerek daha çalışkan yapabiliriz. Bir anlamda, geçen hafta belirttiğimiz gibi çalışkan çocukları oluşturabiliriz.

ATATÜRK’ÜN ÖNGÖRÜSÜ

Atatürk bir gün Atatürk Orman Çiftliği’nde dolaşırken 17 yaşlarında iki genç görür. Şehirden buraya gelmiş olmaları ihtimali yoktur, kim olduklarını sorar: Meğer gençler o zamanki adıyla Gazi Eğitim Enstitüsü öğrencileriymiş, okuldan kaçmışlar, hem de tarih dersinden. Atatürk çok sinirlenir fakat bir şey söylemez, gençlerin isimlerini ve sınıflarını sorar. Ertesi günü Gazi Eğitim Enstitüsü’ne gider bu öğrencilerden birisini tahtaya kaldırır, Büyük Taarruz’u anlatmasını ister. 

Gencin işi zordur, Büyük Taarruz’u ne kadar iyi anlatırsa anlatsın mutlaka bir eksiği, yanlışı olacaktır. Konunun profesörü gelse bu taarruzu planlayan ve uygulayan kişi kadar kusursuz anlatamayacaktır. Eksik anlatırsa da Atatürk genci, çok büyük bir ihtimalle korkunç şekilde azarlayacaktır, “Hem tarihi bilmezsin hem de tarih dersinden kaçarsın” diyecektir. Genç başına geleceği anlar ve Atatürk’e “Siz gittikten sonra da ben arkadaşlara Büyük Taarruz’u anlatabilirim ancak aramızda hazır siz varken, bu savaşı kazanan kahraman olarak siz anlatırsanız bizler için unutulmaz bir hatıra olur” der. Genç büyük bir soğukkanlılıkla ve özgüvenle girişken davranmış, o günkü ifadeyle “medeni cesaret” sergilemiştir. Atatürk gencin üstünlüğünü bir an için kabul eder, ona “Çok zekisin” der ve “Ama bana zeki değil çalışkan öğrenci lazım” diye devam eder. Atatürk’ün bir mirası da bu sözüdür.

Bugün dünyanın ileri ülkelerindeki insanlar geri kalmış ülkelerindeki (kibarcası gelişmekte olan ülkelerindeki) insanlara oranla daha zeki değillerdir. İleri ülkeler uzun ve sistematik çalışma sonucunda sağlam sistemler oluşturmuşlardır. 

ZEKÂ, ÇALIŞMA VE DÜRÜSTLÜK

Bence bir liderin, gerçek anlamda başarılı olabilmesi için üç şeye ihtiyacı vardır. Zekâ, çalışkanlık ve dürüstlük. Mafyanın üst düzey yöneticileri ve tarihteki diktatörler, şüphesiz ki çok zeki ve çalışkan insanlardı ancak dürüst değillerdi. 

Mustafa Kemal Paşa, yeni paşa olmuştur, Güneydoğu Anadolu’da bir Alman mareşal bir çekmece altın gönderir kendisine. Mustafa Kemal Paşa bunu belgelemek ve orduya gelir kabul etmek ister. Alman mareşal yaveri aracılığıyla belgeye gerek olmadığını iletir. Yani altınlar rüşvettir. Mustafa Kemal Paşa şöyle demiştir: “İki yaverimi karşıma aldım ve gidip o Alman mareşalden o belgeyi alıp geleceksiniz dedim. Yaverlerim mareşali tanımazlardı ama beni çok iyi tanırlardı.” (Belgeyi alamasalardı yaverlerini kurşuna dizdirmezdi, elini sürmezdi. Bu tür bir olay yaşamamıştı ancak çok sert konuşurdu.) Yaverler belgeyle geldiler. Ertesi gün ise mareşal altınları geri istedi. Böylece olayın rüşvet olduğu kanıtlanmış oldu. 

Son dönem Osmanlı nazırlarından birisinin İngilizlerden rüşvet aldığı orta çıkmıştı. Nazırın açıklaması çok ilginçti, “Para ortada duruyordu, miktar büyüktü, gavurda durmasın bende dursun dedim” diye kendisini aklamaya çalışmıştı. (Buna halk arasında “çevir kazı yanmasın” denir. Dürüst olmayanlar kazı çevirmek zorundadırlar.)  

Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras, çalışkanlık ve dürüstlüktür. Onlar bizi model alırlar. Zekâyı miras bırakamayız. Zekânın bir kısmı genetiktir, bir kısmı yaşantılar yoluyla oluşur. Eğer bir insan çok zeki değilse çalışkanlığıyla bunun üstesinden gelebilir. Bu nedenden ötürü de çocuklarımızın zekâlarını değil çalışkanlıklarını övelim. 

İlgili Konular: #Zeka

Yazarın Son Yazıları

Düşmana saygı insana saygıdır

Düşmana saygı insana saygıdır

Devamını Oku
17.05.2026
Kızılderili nikâhı

Bir süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux) Kabilesi’ne ait bir nikâh töreninde bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye mensup Şaya Hanım kıymıştı. Törenden sonra Şaya Hanım, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Neden teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.

Devamını Oku
10.05.2026
Pers ve İran kültürü

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Devamını Oku
03.05.2026
23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026
Siber zorbalık

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Devamını Oku
19.04.2026
Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026