Helikopter anne babalar ve yöneticiler
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Helikopter anne babalar ve yöneticiler

28.09.2025 11:42
Güncellenme:
Takip Et:

Batı’da bir çocuk bir gün annesine “Başımda dönen bir helikopter gibisin” demişti. Çocuğun bu metaforu psikologların, eğitimcilerin hoşuna gitti, “Helikopter anne babalar” kavramı ortaya çıktı. Burada kastedilen şey annenin, babanın veya her ikisinin birden sürekli olarak “ihtiyaçlarını gidereceğiz” diye çocuğun etrafında dolaşmalarıdır. 

Türkçemizde, “etrafında pervane olmak” diye bir kavram var. Genelde bir güçlünün, bir padişahın, vezirin veya bir zenginin etrafında bir emri olursa diye tetikte bulunanlara pervane oluyor denir. Çoğunlukla otokratik rejimlerde halktan diktatöre yaklaşabilenler onun etrafında pervane olurlar. Demokratik rejimlerde ise siyasiler hizmet edebilmek veya oy alabilmek için vatandaşın etrafında pervane olurlar. Despot rejimlerden demokratik rejimlere geçtikçe pederşahi aileler yerlerini çocuk egemen ailelere bıraktılar. Çocuk egemen ailelerde ise helikopter anne babalar çıktı ortaya. Çocuğun etrafında pervane olan, isteklerini hemen yerine getirmeye çalışan, sürekli olarak “Çalış!” diyen, onları kurstan kursa taşıyan anne babalar bu gruba girer.    

BAĞIMLILIK   

Helikopter anne babalar iyi anne baba olduklarını düşünürler. Çevreleri de onları iyi anne baba olarak tanımlar. Ancak bu anne baba tavrı bağımlılık yaratabilir. Hem çocuk anne babaya bağımlı olur hem anne ve baba çocuğa bağımlı olur. Adeta evin ortasında bir bonzai (bonsai) çıkar ortaya. Sahibi çok uğraşmıştır ama bonzai devasa ve özgür bir ağaç olacakken güdük kalmıştır, şirin bir minyatür olmuştur. Bonzai sahibine bağımlıdır, sahibi de ona bağımlıdır.

Birbirlerine bağımlı olarak yaşayanlar bir süre sonra birbirlerine öfkelenmeye başlarlar. Hem çocuk, “Bana çok karışıyorlar” diye anne babasına öfkelenir, hem anne baba, “Onun için saçımızı süpürge ediyoruz, bizi dinlemiyor” diye çocuğa öfkelenir.

Eğer bir felçli yakınınıza bakıyorsanız karşılıklı öfke burada da çıkar ortaya. Felçli kişi ve ona bakanlar karşılıklı olarak bağımlı oldukları için birbirlerine hak etmedikleri öfkeler yöneltirler.

Bir çocuğun ailesine, arkadaşlarına, ülkesine bağlı olması istendik bir şeydir fakat bağımlı olması istemediğimiz bir şeydir. Bağımlı olmak çocukların gerek küçükken gerekse büyüdüklerinde gelişmelerini, özgür kararlar verebilmelerini olumsuz yönde etkiler. 

“Son Bir Saat” ismini taşıyan son romanımda Turhan Bey adında bir tarih öğretmeni var. Bir kızı olan bu babanın kızı evlenmiştir, eşiyle ve çocuğuyla yurtdışına gidecektir. Turhan öğretmen, “Küçükken kızımı çok bağımlı kıldım, bunalttım, acaba şimdi bu yüzden mi uzaklara gidiyor” diye düşünür.

HELİKOPTER YÖNETİCİLER

İlgili kaynaklarda helikopter yönetici gibi bir kavram yok fakat pratikte bu tür yöneticilerin, müdürlerin, diktatörlerin bulunduğunu düşünebiliriz. Bazı müdürler sorumluluklarını yardımcılarına delege etmek istemezler, bütün evraklara paraf atmaya çalışırlar. Bu tavır bağımlı kılıcıdır. Bu tür müdürler işlerin aksayacağı endişesiyle tatile çıkmazlar, hastalanırlarsa geride kalanlar inisiyatif kullanamadıkları için sorunları çözemezler, bağımlı çocuklar gibi anne babalarını beklerler. Müdür ise samimiyetle ben olmadan yapamıyorlar diye düşünür. Oysa elemanları müdürsüz yapamaz hale kendileri getirmişlerdir. 

Bazı diktatörler de helikopter müdürler gibi her iş kendi tekellerinde olsun isterler, bu yüzden becerisi zayıf yardımcılar seçerler. Örneğin Napolyon, Waterloo’da 27 mareşalinden en iyilerini kendi başarısını gölgelemesinler diye cepheye sürmemişti. Hitler de yapılan her işin kendi emriyle yapıldığını vurgulardı. Himmer’in bir denizaltının suya indirilmesiyle ilgili konuşmasını izlemiştim. Himmer “Führerimizin emriyle yapıldı bu gemi, adını da o koydu. Şimdi onun emriyle denize indireceğiz” diyerek ibretlik bir konuşma yapmıştı. 

Tarih ülkelerini bağımlı kılan, her şeyi tekellerinde tutan, sonuçta her şeyin kaybedilmesine yol açan çok lider görmüştür. Bu liderler de helikopter liderlerdir. Ekranlarda, meydanlarda sürekli olarak gözükürler, tüm işlerin kendilerinin eseri olduğu izlenimini vermeye çalışırlar. Helikopter anne babalar da çocuklarını yetiştirmek için çok uğraşırlar, onlar için koştururlar ancak sonuçta yaşamda kendi başına mücadele edemeyecek bağımlı bir çocuk, bir bonzai yetiştirmiş olurlar. 

İlgili Konular: #Ebeveyn

Yazarın Son Yazıları

Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026
Songül ve Mahmut Telli

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. Acısıyla, tatlısıyla kendine özgü hikâyesi olan bir Türk ailesi de Telli ailesidir. Songül ve Mahmtu Telli çiftinin Cenk ve Cem adlı iki oğulları olmuştu. Ailenin başına gelen felaket Cenk’i 19 yaşındayken Almanya’da bir trafik kazasında kaybetmeleriydi.

Devamını Oku
05.04.2026
Zorbalık

Zorbalık

Devamını Oku
29.03.2026
Binek taş kadar pırlanta

Kadın cinayetlerini durdurma çabası, kısıtlı çevrelerdeki kınama seanslarından sıyrılıp İstanbul Sözleşmesi gibi hukuki güvencelere ve toplumsal bağlantısallık ilkesine dayanmak zorunda. Siyasal üsluptaki öfke dilinden televizyon dizilerindeki silah güzellemesine kadar her ayrıntı, şiddeti bir yaşam biçimi olarak meşrulaştırıyor. Gerçek çözüm ise ekonomik iyileşme ve eğitim reformuyla desteklenen topyekûn bir kültürel değişimde yatmaktadır.

Devamını Oku
15.03.2026
Çocuk çeteleri

Çocuk çeteleri

Devamını Oku
22.02.2026
Balım kız, dalım oğul

Çocukluğun o hışırtılı radyo günlerinde, radyo başından ayrılmayan bir neslin belleğinde iz bırakan bir ses: Dr. Ceyhun Atuf Kansu’nun Anadolu coğrafyasını, bitkilerini ve kültürünü destansı bir üslupla anlattığı o unutulmaz radyo konuşmaları, Cumhuriyet’i ve Anadolu’yu selamlıyordu.

Devamını Oku
15.02.2026