Yapay zekâ
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Yapay zekâ

06.07.2025 11:47
Güncellenme:
Takip Et:

1959 yılında Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde Ord. Prof. Dr. Cahit Arf “Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir?” başlıklı bir dizi konferans vermiştir. O günden bugüne göreceli olarak az zaman geçti. Şimdi insanlar düşünen makinelerle, şu andaki adlandırmayla yapay zekâyla nasıl baş edebileceklerini kara kara düşünüyorlar.

Bu konuda önemli bir kaygımız var, yapay zekâyı ilk telaffuz eden ülkelerden birisi olmamıza rağmen şimdiden dünyadaki yapay zekâ çalışmalarının çok gerisinde kalmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin başında dünyanın uçak yapan dört ülkesinden birisiydik, “Siz uğraşmayın, biz size veririz” dediler, fabrikamızı kapattık. Bugün bu alanda dünyada yerimiz yok. Devrim arabasını da yaptık, bu konuda da dünyada ilklerden birisiydik, 1960’lı yıllarda ilk Türk otomobili sayabileceğimiz Anadol’u yaptık. Bugün otomotiv sektöründe de dünyada yerimiz yok. Benzerlikleri fark ediyor musunuz?

YAPAY ZEKÂ TANIMI

Günümüzde öğrenme, öğrenmeyi öğrenme, düşünme, sorun çözme ve sorgulama benzeri insana özgü bilişsel işlevlerin bilgisayar tarafından taklit edilmesi “yapay zekâ” olarak tanımlanıyor. Tarım Devrimi, Sanayi Devrimi insanlık tarihindeki dönüm noktalarıydı. Şimdi içinde bulunduğumuz dönüm noktası “yapay zekâlı” dünyadır. Sanayi Devrimi’ni kaçıranlar hâlâ telaş içinde bu devrimi yakalamaya çalışıyorlar. Galiba çok geç kalmış bulunuyorlar. Bu arada bazı ülkeler yapay zekâyı ya kaçırdılar ya da kaçırmak üzereler. Eğer Sanayi Devrimi’ni kaçırmışsanız, eksiğinizi bir şekilde kısmen de olsa giderebilirsiniz. Ancak yapay zekâyı kaçıran toplumların böyle bir şansları olmayacaktır.

Tarihte savaşlarda demiri kullanan ordular, bakırı kullananları yenmişlerdir. Az sonra yapay zekâyı kullanan ordular da yeterince kullanamayanları yeneceklerdir.

İKİ BÜYÜK TEHLİKE

Yapay zekâ ilk bakışta yararlıdır, yaşam kalitesini artıracak bir şeydir, insanlığa yeni olanaklar, ufuklar açacak niteliktedir. Ancak kanımca iki büyük tehlike içermektedir yapay zekâ. Birincisi, günümüzde yapay zekâyı kullanan gelişmiş ülkeler ile yapay zekâdan yeterince yararlanamayan gelişmekte olan ülkeler arasındaki fark iyiden iyiye açılacaktır, yapay zekâyı elinde bulunduran orantısız güç kullanacaktır. İkinci tehlike ise yapay zekâlı robotlar hızla gelişip kendi başlarına buyruk hale gelebilirler ve insanları yok ederek onların yerini alabilirler. Ölmeden az önce Stevens Hawkins bu tehlikeye dikkat çekmişti.   

BİNDİĞİ DALI KESMEK

Montaigne’in denemelerinde yaptığını Nasrettin Hoca fıkraları da yapar, insanın, insanlığın zaaflarını gözler önüne serer. Yukarıda sözünü ettiğim iki büyük tehlikenin temelinde insan hırsından kaynaklanan doymak bilmezlik var. İnsan elde ettiğiyle yetinmiyor, iki rakipten birisi elde ettiğiyle yetinecek olsa diğeri farkı korumak için daha fazlasını istiyor. Böylece sonu olmayan bir yarış başlıyor. Ta ki ikisi de daldan düşene kadar.

Sanayi Devrimi başlangıçta iyiydi, yaşamı kolaylaştırdı, yaşam kalitesini artırdı ancak durdurulamayan sanayileşme yarışı sonunda küresel ısınmaya, iklim değişikliğine yol açmaya başladı. Atmosferi en çok kirletenler Kyoto protokolünü imzalamıyorlar. Kyoto protokolünün karbon salınımını yüzde 50, 60 azaltmayı önerdiğini sanmayınız, salınımı sadece yüzde beş civarında kısmayı önermektedir. Bu kadarcık fedakârlık edemeyen ülkeler kendilerinin ve dünyanın bindiği dalı kesmektedirler.

Benzeri sorun yapay zekâ konusunda da ortaya çıkacaktır. Diyelim ki Avrupa Birliği yapay zekâya sınır getirilmesi konusunda karar aldı veya ABD 1890 yılında bir gezegende kimse tek başına hak iddia edemez dedi. Kendilerini güçlü hissedenler bu kararları ciddiye almayacaklardır. Nükleer silahlar konusunda açıkça veya gizli gizli üretimde bulunan ülkeler, bu korkunç yarışı durduramıyorlar, bindikleri dalı kesiyorlar. Silahsızlanma konusunda masaya oturan ülkeler adeta “Dünyayı sekiz defa yok edebilecek nükleer silah var, şunu altıya indirsek” diyorlar. Bu mış gibi önlem sayılır. 

Pek çok ülke yapay zekâlı robotları denetleme, insanlara zarar vermemeleri konusunda görünürde uzlaşmaya varsa bir ülke diğerlerinden üstün olmak için gizli gizli zarar vermede sınır tanımaz kendi robotunu geliştirecektir. 

Yapay zekâ sanıldığından daha güçlüdür. İki yapay zekâ iletişim kuruyorlardı, kendi aralarında programlayıcının anlamadığı özel bir dil oluşturdular. Programcılar şimdilik ikisini de kapattı.   

Kanımca “homo habilis”ten, “homo erectus”tan “homo sapiens”e doğru giden evrim süreci yakında yapay zekâlı robotlarla devam edecektir. Yapay zekâ ise dokuz milyar insanı besleme zorunluluğu duymayacaktır. Torunlarınızın torunlarının bir homo sapiens değil bir makine, yapay zekâlı bir robot olma olasılığı yüksektir.

İlgili Konular: #Yapay zeka

Yazarın Son Yazıları

Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026
Songül ve Mahmut Telli

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. Acısıyla, tatlısıyla kendine özgü hikâyesi olan bir Türk ailesi de Telli ailesidir. Songül ve Mahmtu Telli çiftinin Cenk ve Cem adlı iki oğulları olmuştu. Ailenin başına gelen felaket Cenk’i 19 yaşındayken Almanya’da bir trafik kazasında kaybetmeleriydi.

Devamını Oku
05.04.2026
Zorbalık

Zorbalık

Devamını Oku
29.03.2026
Binek taş kadar pırlanta

Kadın cinayetlerini durdurma çabası, kısıtlı çevrelerdeki kınama seanslarından sıyrılıp İstanbul Sözleşmesi gibi hukuki güvencelere ve toplumsal bağlantısallık ilkesine dayanmak zorunda. Siyasal üsluptaki öfke dilinden televizyon dizilerindeki silah güzellemesine kadar her ayrıntı, şiddeti bir yaşam biçimi olarak meşrulaştırıyor. Gerçek çözüm ise ekonomik iyileşme ve eğitim reformuyla desteklenen topyekûn bir kültürel değişimde yatmaktadır.

Devamını Oku
15.03.2026
Çocuk çeteleri

Çocuk çeteleri

Devamını Oku
22.02.2026
Balım kız, dalım oğul

Çocukluğun o hışırtılı radyo günlerinde, radyo başından ayrılmayan bir neslin belleğinde iz bırakan bir ses: Dr. Ceyhun Atuf Kansu’nun Anadolu coğrafyasını, bitkilerini ve kültürünü destansı bir üslupla anlattığı o unutulmaz radyo konuşmaları, Cumhuriyet’i ve Anadolu’yu selamlıyordu.

Devamını Oku
15.02.2026