Sadun Boro’nun pusulası
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Sadun Boro’nun pusulası

25.01.2026 13:12
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyayı yelkenliyle dolaşan ilk Türk denizcisi Sadun Boro sadece dalgalarla değil, merakını yitirmiş bir toplumun sessizliğiyle de mücadele etti. Boro ailesinin 1960’lı yıllarda denizleri aşan öyküsü Cumhuriyetin, “Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma” hedefine de ışık tutuyordu.

Sadun Boro çocukluk yıllarımızın efsanesiydi. Dünyayı 10 metrelik bir yelkenliyle dolaşan ilk Türk denizcisiydi. Yelkenlisinde eşi, kızı ve kedileri vardı. Daha önce bir geminin mürettebatı olarak dünyayı dolaşan Türkler şüphesiz olmuştur ancak Sadun Boro sadece kendi denizcilik bilgisiyle bunu tek başına başaran ilk Türk kaptanıydı. İlk Türk amirali olan Çaka Bey’den sonra dünyayı dolaşan ilk Türk Kaptan, benim için ilginçti.

Sadun Boro bu seyahati 1960’ların sonlarında eşi Oda Boro, kızları Kısmet Deniz ve kedileri Miço ile gerçekleştirdi. O yıllarda ülkemizde televizyon yaygın değildi. Boroların sponsoru bir gazeteydi, Sadun Boro orada seyahat günlüğünü yayımlıyordu. Gazete hemen her gün Boro ailesinin yelkenlisi Kısmet’le ilgili çeşitli kaynaklardan haberler veriyordu. Fırtınaya tutulduklarında ailece kaygılanıyorduk.

Bugün tanıtmak istediğim kitap “Pusulamız Gerçek Dünya”* adını taşıyor. Kitap, Boro ailesinin seyahatini akıcı bir hikâye tadında dile getiriyor. Emre Apaydın tarafından yazılan, Umay Özlem Çeri tarafından resimlenen bu kitap bir Cin Ali Vakfı yayını. 10 çocuk kitabından oluşan Cin Ali dizisi Rasim Kaygusuz öğretmen tarafından yazılmıştı. Cin Ali adını taşıyan vakıf ise Kaygusuz öğretmenin çocukları tarafından kurulmuştur. 

Pusulamız Gerçek Dünya adlı kitapta Emre Apaydın Boro ailesinin seyahatini bire bir ancak farklı isimler altında dile getiriyor. Kitapta Kısmet yelkenlisinin adı Albatros olarak, Boro ailesinin kızı olan Kısmet Deniz’in adı Meltem olarak, kedi Miço ise Poyraz olarak geçmektedir.        

ALBATROS’UN DÜNYA SEYAHATİ

Albatros (aslında Boro ailesini taşıyan Kısmet) İstanbul’dan yola çıkar. Önce Çanakkale’ye uğrarlar, Şehitler Abidesi’ni selamlar sonra Yunan Adaları’na ardından Sicilya’ya giderler, Arşimet’in memleketini görürler, buluşlarını anımsarlar. Cebelitarık’tan geçerler, Karayip Adaları’na uğrarlar, Panama Kanalı’ndan geçerler. Darwin’in ünlü Galapagos adalarına giderler. Bu sırada Meltemler Darwin’in ve Wallace’sın evrimle ilgili yazılarını okurlar. Tahiti’yi, Gauguin’nin yerlilerini (daha doğrusu onların torunlarını) görürler, onların danslı eğlencelerine katılırlar. Boro ailesi yanlarında bir sandık kitap taşımaktadırlar. Sandıkta Gaugin’le ilgili kitap da vardır; okurlar. Aile sadece bir coğrafya gezisine değil, bir kültür gezisine çıkmıştır.

Temmuz 1969’da Ay’a ilk insanlar indiğinde Meltem ve anne babası Pasifik Okyanusu’ndaydılar. Üç astronotu Dünya’ya getiren kapsül Pasifik’e inecekti. Yakınlarına inmedi, uzağa indi ancak o sırada Pasifik’te bulunmak Meltemler için heyecan vericiydi. Ay’a gidip dönen ilk üç insan ile dünyayı ilk kez denizden dolaşan üç Türk, tesadüfen birbirlerine yakındılar.  

Seylan’a ulaşırlar, Kızıldeniz’den ve Süveyş Kanalı’ndan geçip Bodrum’a, oradan da İstanbul’a gelirler. İlk Türk kaptan ve mürettebatı çepeçevre dünyayı dolaşmışlardır. 

BARBAROS VE BOROLAR

Sadun Boro dünyayı ailesiyle birlikte bir yelkenliyle dolaşan ilk Türk denizcisi olma unvanına sahiptir. Gurur duyuyoruz. Kaptan yanında getirdiği dünya denizlerinin suyunu Barbaros Hayrettin Paşa’nın türbesine serpmiştir. Bu vefalı bir davranışla da gurur duyuyoruz. Ancak beni içten içe esef ettiren bir üzüntüm var. Avrupalılar dünyayı denizden dolaştıktan yaklaşık 450 yıl sonra bir Türk denizci ilk kez dünyayı dolaşabilmiştir. Uygurların buldukları matbaayı unutmuş, 277 sene gecikmeli olarak Batılılardan almıştık. Dünyayı dolaşma konusundaki gecikmemiz ise 450 yıldır. 

Barbaros Hayrettin Paşa, Kanuni tarafından Kaptanı Derya atanır. Ancak padişah gerekli belgeye kendi mührünün yanı sıra Sadrazam İbrahim Paşa’nın da mühür basmasını ister. Sadrazam o sırada Bağdat’tadır. Belgenin Bağdat’a gönderilip geri gelmesi zaman alacaktır. Denizde olduğu kadar karada da iyi olan Barbaros hızla gidip gelebileceğini söyler ve yola çıkar. Bağdat’ta sadrazama ulaşır, mühürletir. Kendi ifadesiyle bu buluşmada İbrahim Paşa’ya “Küffar (Avrupalılar) denizlerin ötesinde yeni bir toprak bulmuştur, oraya sefine (donanma) göndereyim mi” diye sorar. İbrahim Paşa ise “Gerek yok, bir elimizdeki yerlere, Akdeniz’e sahip çıkalım yeterlidir” der. Bu bakış tarzıyla galiba önemli bir fırsatı kaçırmış olduk. Dünyayı dolaşmak 1960’lara kaldı. 

Çocuklarda büyük bir merak, çevreyi, olayları keşfetme isteği vardır. Bazı kültürlerde bu istek zamanla bastırılır. Çocuklar dünyayı merak etmeyen, mevcutla yetinen yetişkinlere dönüşür. Dünya denizlerini merak etmeyen dedelerimiz Aspendos’taki, Ege’deki tarihi eserleri de merak etmemiş, heykelleri taş niyetine evlerinin temeline koymuşlardır. Sadun Boro çocukluğundaki merakı kaybetmemiş az sayıdaki yetişkinden birisidir.

* Apaydın, N. E. (2025). Pusulamız Gerçek Dünya. Ankara: Cin Ali Vakfı.

İlgili Konular: #denizciler

Yazarın Son Yazıları

Köleleşme

Kölelik tarih boyunca zincirlerle ve kırbaçlarla kuruldu. Günümüzde ise tüketim alışkanlıkları, ve görünmez bağımlılıklar, özgürlük duygusunu yeniden sorgulatıyor. Kölelik düzenleri tarihe karışsa da modern yaşamın sunduğu konfor ve teknolojibireyi farkında olmadan yeni bağımlılık ilişkilerinin içine çekebiliyor.

Devamını Oku
05.07.2026
Ahlak eğitimi

Ahlak eğitimi

Devamını Oku
28.06.2026
Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Günümüzde pek çok eğitimci, aydın Finlandiya’daki eğitim mucizesini görüp öğrenmek için Finlandiya’ya gidiyor. Bence gereksiz, görüp öğrensek bile ülkemizde uygulayamayız. Atatürk Finlandiya’daki şahlanışı anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli kitabı Türkçeye çevirtmiş ve askeri okullarda okunmasını istemişti. Biz Finlandiya eğitim sistemini 90 yıldır biliyoruz. Biliyoruz da hayata geçiremiyoruz.

Devamını Oku
21.06.2026
Ey Türk genci

Ey Türk genci

Devamını Oku
14.06.2026
‘Sarı Zarflar’

Nazi Almanyası’ndan Sovyetler Birliği’ne, McCarthy döneminden günümüze uzanan ortak bir hikâye: Düşünceleri nedeniyle hedef alınan insanlar. “Sarı Zarflar”, bu evrensel yarayı sinema diliyle yeniden hatırlatıyor.

Devamını Oku
07.06.2026
Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık

Dalkavukluk, dilencilik ve yalancılık yalnızca insana özgü davranışlar değil. Ancak insanı ayıran şey, bu eğilimleri ahlak ve bilinç süzgecinden geçirebilme sorumluluğu. Doğada sahte sinyal, yiyecek isteme ve çıkar için davranış değiştirme örnekleri var. İnsanda ise bu davranışlar dil, bilinç ve ahlakla birleşince çok daha karmaşık duruma geliyor.

Devamını Oku
31.05.2026