Köşe Yazısı

A+ A-

Saray rejiminin dev dip dalgaları

18 Haziran 2019 Salı

Aynı zarftan çıkmış oyların bir tanesi iptal ettirilerek İstanbul’un tüm yerel seçim sonuçları geçerli sayılıp, bir tek seçilmiş İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu için Saray, Cumhur İttifakı’nın bir dizi itirazları üzerinden YSK’nin, kuşkusuz çok tartışmalı, inandırıcı olamayan, birbirleriyle çelişkili kararları üzerinden 23 Haziran’da yenilenecek seçim için, sınırsız komplo teorileri gündemde..
Sarayın tanımadığı seçim sonuçları için yenilemeye formül bulunur, sonuçlar tersyüz edilir, nasılsa bağımsız yargı, istenen dayatmalara karşı durabilecek YSK yoktur önyargısı.. Yaşanmış deneyimlere dayandığı için en geçerli toplumsal algı, seçmene yönelik baskıdır..”
En çok Saray odaklı anket çalışmaları sonuçlarının tam tersini gösterdiği, İmamoğlu’nun lehine puan farkının çıktığı duyumları sonrası, 23 Haziran seçim stratejilerinde, Saray, Cumhur İttifakı adına seçim taktiklerinde çarpıcı değişimler yaşandı. Yandaş medyada da yok sayılamayan haberler, eleştiriler, çıkışlar sonrasında, İmamoğlu’nun hakkının, hukukunun elinden alınması, mağduriyeti üzerinden bir tek öne çıkarılan gerekçelendirmeler karşısında, üretilen zikzaklı siyaset oyunlarında bu kez “gerçek mağdur Yıldırım”ın cilalanması odağa alınmıştı.
2002’den günümüze, içindeki siyasal ittifaklarında birbiriyle çelişkili, siyasal İslamcı sağ, uluslararası ittifakları kimliği zikzaklı, bir tek lideri Erdoğan’ın gücüne biat edilmiş, otoriterliğin gücünün, her anayasal, yasal değişiklikler ötesinde icraatlarla pekiştirildiği İktidarlarında, üstyapı, ittifak siyasetleri göreceli bilinse de yaşanan kırılmalarda, dev dip dalgaları hep karanlıkta kaldı..

***

En yalın haliyle 2002’de, Irak işgaline onay vermeyen Ecevit koalisyon ortaklığının nasıl devrildiğini, Amerika’nın Irak işgali tezkeresine söz verilmesi karşılığı, Milli Görüş’ten yaşanan kopuşla Gülen Cemaati ile ittifak yapıldığı ne kadar ortadaysa.. Sözü verilmiş tezkerenin Meclis’ten geçirilememesi sonrası yaşanan çok fazla zikzaklı gelişmelerin pek çoğunda asıl yaşamsal ayrıntılar, karanlık dalgalar olarak diplerde kaldı...
Ama Saray’ın otoriterleşmeyi sınırsız kullanarak istediği dayatmaları elde etme gücünü yitirmesinde, asıl kırılmalara yol açan kendi çelişkilerinin dip dalgası sonuçlarını da görmezlikten gelmek akıl işi değil. “Davutoğlu parti kuracak, Gül karşı duracak, Arınç’ı susturma formülleri..” aslında buzdağının görünen yüzündeki ayrıntılar olmalı..
Kişisel kanım “Yıldırım’ın isteksiz, zikzaklı görevlendirmelere sadık kalma zorunluluğu da..” incelikli bahane olabilir.
Dip dalgalarının derinlikli gücü, emperyal çıkarlar adına seçilmiş ister siyasal İslamcı, isterse farklı inanç ve ırklar kimlikli, sağ liberal siyasal iktidar modellerinin, hele de en kirlisinden emperyal çıkarlar adına dayatılabilme ömürleri ile doğrudan ilişkili.. Askeri, sivil darbeler hukuk düzenlerinde getirilmiş olmaları çok fark etmiyor. Ömrü bitenin yükü çekilemez, en kolayı değiştirilmeli..
Kuşkusuz emperyal güç odaklarının merkez ülkeleri, göreceli hak-hukuk-adalet düzeni, güçler ayrılığı ilkelerinin var olduğu ülkelerde sömürü, insan hakları ihlalleri ağır yaşansa da iktidar erki değişimlerinin kansız olması şansı geçerli. Kanlı sömürü, insan hakları ihlalleri, en ağır boyutları ile kör inançların kullanılabilmesi, biat kültürü, kirli çıkar ağlarının izansız oluşturulabilmesi ile doğrudan ilişkili..

***

Siyasal İslamcı cemaat örgütlenmesine inanmış, ancak inanç sömürüsü üzerinden yaşatılanlara, dipteki karanlıkta kalmış dalgalara isyan adına, hak-hukuk-adalet, demokratik düzeni savunma çabalarından örnekler ister misiniz?
Ortaklık ittifakı içinde birlikte sınav yolsuzluklarına da göz yumularak, bağımsız yargı, kamu örgütlenmesinde liyakat ilkelerine, kamu algısına ihanette icraatlara göz yumulurken.. Çocuk yaşlarda evlendirilmiş kız çocukları, kutsanmış aileleri içinde birçok çocuk, torun sahibi olarak yaşatıldıktan sonra.. Eşleri FETÖ’cü darbenin suçlarını işlemiş olsalar da, binlerle, on binlerle, suçların şahsiliği yok sayılarak, binlerle, yüz binlerle her türden hakarete, toplumsal dışlanmaya, cezalandırılmaya hedef yapılırlarsa, sadık seçmen olarak kalabilirler mi?
Ülkenin tarihinde, ilk kez kriz dalgasında 4 ay üst üste 1 milyon üstünde artış yaşanmışsa? Ücretlilerin çok büyük çoğunluğu için asgari ücret geçerli iken, asgari ücretle asgari kârın doyurabilmenin şansı ortadan kalkmışsa? Kurtuluş, kuruluş savaşları, laik Cumhuriyet Atatürk devrimleri, insan hakları, demokrasi, sosyal devlet kazanımları, kimileri için sadece bilinçaltına kazınmış olsa dahi sarılınacak, umut olabilecekse?.. Nüfusun en azından bir yarısı için ise kazanılmış ortak değerler, yaşam hakkı ölçeğindeyse?..