Atatürk’ü nasıl bilirsiniz...

21 Ocak 2020 Salı

Çağdaş uygarlık değerleri ile çağdışı şeriatçı düzensizliğin “tartışıldığı” bugünlerde Atatürk’ü anmak istedim:

- Ben onu, zeybeği de tangoyu da severek yapan “sentezci” biri olarak görürüm...

- “Emperyalizme karşı, kurtuluş için yapılmıyorsa savaş bir cinayettir” diyecek kadar yücelen bir hümanist olarak bilirim...

- Küçücük çocuklara A B C’yi karatahta başında öğretecek kadar önemseyen alçakgönüllülük içinde biri olarak hissederim....

- 1927’de İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilerin yanına oturarak öğretmeni dikkatle dinleyecek kadar yücelen bir büyük insan olarak görürüm...

- Yalova’da ağacın kesilmesini engellemek için, evin yerini değiştiren bir çevreci olarak algılarım...

- Cephede savaştığı düşmanının bayrağına bile “saygı duyan” bir insanlık abidesi olarak anımsarım...

- Florya’daki mütevazı yazlığında, insanlarla sohbet eden bir yurttaşımız gibi severim...

- “Yurtta barış dünyada barış” felsefesinin yaratıcısı olarak anımsarım...

- Traktör üzerine çıkıp köylüye (ve tarıma) verdiği önemi ısrarla gösteren bir lider olarak bilirim...

- Bütün komşu ülkelerle “karşılıklı ulusal çıkarlarımızı geliştiren bir öncü düşünür” olarak bilirim...

- Kadın-erkek eşitliğini, çağdaş ve uygar yaşam tarzını benimsemiş ve çökmüş Osmanlı Devleti’nin gömüldüğü karanlığı, aydınlatma çabası içine girmiş bir insan olarak bilirim...

- Sanatçısını yüceltmek ve gençlerin yolunu açmak için çağdaş ve uygar kültürel değerleri öne çıkaran, Avrupa’da faşizmden bunalan bilim insanlarını Türkiye’ye getiren bir öncü olarak tanırım...

- Anadolu’nun ulusal ve yerel kimliği ile uygar çağdaş küresel değerlerin “sentezini yapan” bir bilge olarak görürüm...

- Sömürgecilerin pençesi altında ezilmekten kurtulamayan Müslüman ülkeler dünyasında, Batı emperyalizmine karşı mücadele ederek ülkemizi Sevr’den Lozan’a getirme başarısını gösterebilmiş bir deha olarak görürüm...

- Refah ve uygarlığa ulaşmak için laikliğin en başta gelen vazgeçilmez bir öğe olduğunu, Atatürk devrimleri ile, uygulamada da kanıtlamış bir insan olarak bilirim...

- Gözlerini kapadıktan sonra bile Hindistan’dan Cezayir’e, Küba’dan Şili’ye, “onların kurtuluş savaşlarında örnek olmuş, heykeli dikilmiş bir yüce insan” olarak bilirim... Gandi’ler, Bin Bella’lar, Fidel Castro’lar, Allende’ler yüce Atamızı örnek almışlardır. Onun sayesinde Türkiye Cumhuriyeti bir ilki başararak azgelişmiş dünyada örnek olmuştur.

Ben 1933’te Almanya’dan Atatürk Türkiyesi’ne 33 yaşında gelen, Prof. Fritz Neumark ile 1976, 1983 ve 1987 yıllarında Türkiye’de ve Almanya’da beraber oldum. Atatürk Türkiyesi’ni birinci elden, ondan dinledim ve bunları da yazdım. (*) Kendisi hem “Boğaziçi’ne Sığınanlar” kitabında, hem de 1981’de Banka ve Ekonomik Yorumlar dergisindeki makalesinde anlatmıştır.

Bugün Atamızı neden mi yazdım: Atatürk düşmanlarının sinsice boy gösterdikleri, karanlık tarikat dehlizlerine ışık tutmak için.

Bu arada, sevgili Alev Coşkun’un kurtuluş ve kuruluş dönemine ışık tutan son kitapları, önemli bir boşluğu doldurdu.


Son zamanlarda kimi dostlar hiç gereği yokken “Atatürk-Kemalizm” farklılaştırması yapıyorlar, içini Atatürk devrimleri ile donattığımız zaman adı hiç önemli değil, özü önemlidir. Hele bugün yaşadığımız koşullar kapsamında. Ben “Atamızı” kalpaklı ve üniformalı resmini sevmeme rağmen, sadece o format içinde görmek istemedim. Uygarlaşma, çağdaşlaşma, değişim ve antiemperyalist duruşunun zenginlikleri içinde görüyor ve değerlendiriyorum.



(*) Yolumun Kesiştiği Ünlüler, Kırmızı Kedi, syf 45, 2017

Yüzleşme, Cumhuriyet yayınları, syf 18, 2019


Yazarın Son Yazıları