Almanya krizi ve jeopolitik deprem
Nilgün Cerrahoğlu
Son Köşe Yazıları

Almanya krizi ve jeopolitik deprem

22.07.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Kuzey Denizi’ndeki tatilini yarıda kesip Berlin’e dönüyor. Bürokratlarıyla bir araya gelip Türkiye’ye restini çekiyor:
21 Temmuz günü öğlene kadar hapisteki Alman yurttaşlarını salın!
Almanya krizindeki son eşik bu.
Büyükelçi bir dostuma sordum: “Yıllardır diplomasinin içindesin. Böyle bir ültimatom/ restleşme örneği yaşadın mı?”
Ne yaşadım, ne de duydum!” yanıtını veren muhatabım ardından ilave etti:
Bu hiçbir diplomasiye sığmayacak, son derecede sert, fevkalade ekstrem bir reaksiyon. Şoke edici, olağanüstü bir durum. Almanların canına belli ki tak etmiş ve diplomasinin sonuna gelinmiş. Buraya nasıl geldiğimizi sorarsan, çeşitli açıklamaları var. Bunlardan ilki Almanya’da artık Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğuna dair inancın kaybolması. Diğer neden ise eylüldeki seçimler. Sağdan sola kadar tüm partiler Türkiye’ye bundan böyle baskı yapılmasını istiyor. Bardağı taşıran son damla sade bir insan hakları aktivistinin terör’ suçlaması altında içeri atılması değil. Son dönemde Almanya’ya yönelik ‘Nazi suçlamaları da, sinirleri germiş vaziyette. Geçmişle yüzleşmesini çoktan yapan Berlin’de hâlâ böyle Nazi suçlamasıyla karşılaşmanın ne derece katlanılmaz olduğunu bilemezsin. Gelinen noktada hiç kuşkun olmasın ki yakın dönemde en üst perdeden yapılan ‘Nazi atışmalarının’ da küçümsenmeyecek payı var!

Eylülde belli olur
Almanya gibi Türkiye’nin bir numaralı ticaret partneri olan ve 3 milyon Türk’ün yaşadığı bir ülkeyle tüm diplomasi bariyerlerini yıkan gerilim aşağı çekilebilecek mi?
Bu yazının başına oturduğumda Başbakan Binali Yıldırım’dan “teeni ile hareket etmek gerekir” kabili gerilimi düşürmeye yönelik birtakım açıklamalar geliyordu.
Ama bunun hemen akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çırağan Sarayı’ndaki bir imza töreninden seri şekilde çektiği “Eyyy Almanya!” ayarı, Saray’ın “ip inceldiği yerden kopsun!” çizgisinde olduğu izlenimini doğurdu.
Bir hafta önce “Türkiye nereye gidiyor?” başlıklı yazımda 15 Temmuz’un yıldönümü vesilesiyle yapılan değerlendirmeleri aktarırken, Fransa’da “Figaro” gazetesinin ilişkilerin bir biçimde hâlâ sürdürüldüğü Batı’yla geri planda ciddi bir diplomatik kriz yaşandığını not ettiğini, Avrupa’ya “bakan düzeyinde” ziyaretlerin bile engellendiği dönemde “Türkiye’nin uluslararası yalnızlığının arttığını” belirttiğini ve “bu yalnızlığın Erdoğan’ın içeride büyüyen gücüyle doğru orantılı geliştiğini” kayda geçtiğini belirtmiştim.
Almanya ile varılan son noktadaki durum da böyle.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Eyy Almanya” dozunu ne kadar arttırırsa, Berlin’le ilişkiler de o kadar dönüşü olmayan bir noktaya sürüklenecek.
Başyazısını ve manşetini geçen hafta 15 Temmuz’un yıldönümüne ayıran Fransız gazete, “Batı’yla ilişkilerin artık sadece statükonun ivmesiyle sürdüğünü (sürüklendiğini!)” de ekliyordu.
Almanya ile son restleşmeden sonra artık ahı gitmiş, vahı kalmış o statükonun da bundan böyle yerinde olup olmadığı meçhul.
Yaz ortasındayız. Avrupalı siyasetçiler, tatilini yarıda keserek Berlin’e dönen Alman Dışişleri Bakanı Gabriel örneğinde gördüğümüz gibi, plajda. Avrupalılar tatilden dönsün ve Almanya seçimleri geçsin… toz duman yatışınca büyük resmi görürüz.

Retorik ve gerçek farkı
Ama bu köşede daha öncede farklı vesilelerle aktardığım gibi, “15 Temmuz” artık yalnız karanlık bir darbe teşebbüsünün yıldönümü olarak değil, jeopolitik bir depremin başlangıcı olarak da görülüyor.
Türkiye’nin “15 Temmuz 2016” ile artan uluslararası yalnızlığına işaret eden gözlemciler, süreçte Batı ile bağların gözle görülür biçimde yıprandığına ve ülkenin Avra- Asya cephesine savrulduğuna dikkat çekiyor.
Savruluşta “rasyonel” hatlarla tanımlanan bir strateji ayırt edilmiyor.
Başta Almanya olmak üzere Türkiye’nin halen ihracatı ve ticari ilişkileri ağırlıklı olarak Avrupa’yla. İhracatının yarısı örneğin AB’yle. Yabancı yatırımların yüzde 75’i gene Avrupa kaynaklı.
Türk özel şirketlerinin borçları, Avrupa bankalarına...
Bu çok kritik tablo, Avrupa’nın geneliyle ilişkileri şartlayabilecek Almanya krizinde Türkiye’nin yumuşak karnını oluşturuyor. Retorik ve ekonomik gerçeklikler diğer deyişle örtüşmüyor.
Biz ekonomik gerçeklik tanımayız” zıtlaşmasıyla Avrupa’nın lideri konumundaki bir ülkeyle ilişkiler “icabında kopar” deniyorsa; her belirsizliğe açık bir döneme giriyoruz demektir.
Kemerlerinizi bağlayın.  

Yazarın Son Yazıları

FAFO

“FAFO”yu tercüme etmeyeceğim...

Devamını Oku
11.01.2026
Mamdani: ABD’nin en büyük siyasi şoku

Dünya 2026’ya Venezüella ve İran türbülansıyla girdi.

Devamını Oku
04.01.2026
2026’yı beklerken...

Capranica Meydanı’ndaki dev Noel ağacı, kilisenin çatısına kadar yükseliyor.

Devamını Oku
28.12.2025
2025 ‘müesses nizamın’ sonu

Yılbaşı mesajları şimdiden akmaya başladı.

Devamını Oku
21.12.2025
Nermin Abadan Unat

Nermin Abadan Unat’ı en son TV’de 2022 Aralık’ında İmamoğlu için yapılan destek mitinglerinin ilkinde gördüm.

Devamını Oku
14.12.2025
Masterchef’te yılın kelimesi: Nasip

Görmüşsünüzdür: “Siyaset dışı en güvenilir isimler anketi”nde Sedat Peker ilk sıraya oturdu.

Devamını Oku
07.12.2025
Epstein: Körlerin fil tarifi

“Gerçeklerin, çoğumuzun gözünden kaçan bir yapısı var”...

Devamını Oku
23.11.2025
BBC’ye darbe... Faşizme kayış

İngiliz yazar Ian McEwan uyarıyor...

Devamını Oku
16.11.2025
Mamdani tarih yazdı

Turhan Selçuk’un çok sevdiğim bir karikatürü vardır: Küçük balıklar bir araya gelip devasa bir köpek balığını kovalar.

Devamını Oku
09.11.2025
Mamdani kasırgası

Annesi Mira Nair...

Devamını Oku
02.11.2025
Kaddafi’nin İntikamı

Mezardan yükselen intikamlar bunlar...

Devamını Oku
26.10.2025
Ortadoğu’da altın çağ...

Shehadeh Dajani’nin yüzü hâlâ gözlerimin önünde...

Devamını Oku
19.10.2025
Nobel’in prestiji çakıldı

Michael Wolff... Trump döneminin kara kutusu.

Devamını Oku
12.10.2025
Geç olmadan

"87 yaşındayım" diyor Jane Fonda...

Devamını Oku
05.10.2025
Meşruiyet nedir?

“Cesur bir adım atalım ve ona (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a!) bire bir ilişki temelli gereksinim duyduğunu verelim. O nedir? Meşrutiyet!”

Devamını Oku
28.09.2025
Trump’ın korku imparatorluğu

Sizler bu satırları okurken Trump Amerika’sı geçen hafta içinde öldürülen radikal sağ aktivist Charlie Kirk’ü ulusal törenlerle uğurluyor olacak.

Devamını Oku
21.09.2025
Hedef muhalefeti yok etmek

Amaç, muhalefeti etkisizleştirmek ve işlevsizleştirmek...

Devamını Oku
14.09.2025
Titanik’te olmak

Proizvol ve prodazhnost... Rusça iki sözcük.

Devamını Oku
07.09.2025
Hür dünyanın sonu

Prodi’yi hatırlarsınız...

Devamını Oku
31.08.2025
Midas’ın Kulakları

Çocukluğumda “Midas’ın Kulakları” diye çok ünlü bir oyun vardı.

Devamını Oku
24.08.2025
Başyücelik hutbesi

İslam inkılabının ana kanun maddesi şudur: Bütün kanunlar Allah’ın emirlerine uygun ve bağlı olarak insani selim duygu ve düşünceye dayanır.

Devamını Oku
17.08.2025
Epstein Vakası

"Epstein vakası ABD siyaset kültüründe merkezi bir komplo kertesine erişti, bu gidişle Kennedy suikastı mitosu ile yarışır” diyor Michael Wolff.

Devamını Oku
10.08.2025
Kara düzen

II. Trump badiresine karşı Başkanlık yarışına girmek cüretini gösteren Demokrat Parti adayı Kamala Harris ilk kez konuştu ve...

Devamını Oku
03.08.2025
Sevgili Altan bey

Sevgili Altan bey

Devamını Oku
27.07.2025
Siyasette gerçeklik yok oldu

“ Otokratlar rakiplerini artık öldürmüyor” diyor Anne Applebaum ve devam ediyor...

Devamını Oku
20.07.2025
Grok zamanlarında yaşamak

Bir arkadaşımdan geldi. Instagram iletisi... ’70 li yıllar. Bikinili dört kadın güneşin altında mutlu mesut uzanmış.

Devamını Oku
13.07.2025
Zohran efsanesi

Faşizm gemi azıya aldıkça, çarenin yerel siyasetten geçtiği anlaşılıyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Venedik’te düğün

Thomas Mann “Venedik’te Ölüm”ü tam Birinci Dünya Savaşı arifesinde, bir “çöküş” hikayesi olarak kaleme almıştı. “Belle époque/Muhteşem devir”tabir edilen 19. yüzyıldaki 2. sanayi devriminin sonu ile 20. yüzyıl başının sonsuz istikrar, refah ve özgüven çağı sonlanmış, baş döndürücü teknolojik değişimlerle toplumun değerler skalası değişmişti.

Devamını Oku
29.06.2025
İsrail’in ‘pis işleri’

Deyim, Almanya’nın yeni Şansöylesi Friedrich Merz’e ait. Bir haftadır Mertz’in şok...şok...şok bu sözleri konuşuluyor.

Devamını Oku
22.06.2025
Trump’ın ‘oyuncak askerleri’

14 Haziran’da Washington’da bir kutlama için, yerleri dolduracak yedeklere ihtiyaç var.

Devamını Oku
15.06.2025
Dekadans

Donald Trump, Beyaz Saray’a çıktığı ilk yıllarda, “New York’un ortasında, 5. caddede çıkıp birini vursam bir tek seçmen kaybetmem!” demişti.

Devamını Oku
08.06.2025
Kurşun hızı

Adına “muzzle velocity” diyorlar. Deyimi siyasi jargona sokan isim Trump’ın “karanlık prensi” Steve Bannon.

Devamını Oku
01.06.2025
Habeas Corpus nedir?

“Habeas Corpus nedir? Tanımlar mısınız?”

Devamını Oku
25.05.2025
Arabistanlı Donald’ın evreni

İç gerilimlerin cümlemizi sersem ettiği, burnumuzun ucunu göremez hale getirdiği Türkiye’nin dışında bir dünya var.

Devamını Oku
18.05.2025
Trump Vatikan’a da göz dikti

Trump Vatikan’a da göz dikti

Devamını Oku
11.05.2025
Psikolojik harekât

Psikolojik harekât

Devamını Oku
04.05.2025
Vatikan’da dönüm noktası

Vatikan’da dönüm noktası

Devamını Oku
27.04.2025
Romancının ölümü

Romancının ölümü

Devamını Oku
20.04.2025
Starmer’ın sessizliği

Starmer’ın sessizliği

Devamını Oku
13.04.2025
İmamoğlu ‘rakip’ olmasaydı...

İmamoğlu ‘rakip’ olmasaydı...

Devamını Oku
06.04.2025