Başkanla yok olan kökler ve yeni adaylar

Başkanla yok olan kökler ve yeni adaylar

21.09.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

CHP’de kazan yine kaynıyor. Geçtiğimiz hafta, Özgür Özel ve Örsan Öymen aynı gün Genel Merkez’de Genel Başkan aday adaylıklarını açıkladılar. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir çeşit “İzninizle rakibiniz olabilir miyim?” şeklinde icazet isteyip aday oldu. Öymen ise, kendi çıkışıyla, tabii ki Genel Merkez’den “izin” almadan adaylığını ilan etti! Parti Meclisi eski Üyesi Prof. Örsan Öymen adaylık açıklama sürecinde tercihini, geleneksel politik kampanya metodolojisinden uzak, akademik bir dilden yana yaptı. Parti içi demokrasi konusu ve diğer birçok başlıkta benzer görüşler paylaştığım değerli dostum Öymen, genel başkan aday adaylığı sürecini içerik olarak çok zengin bir metinle sunmakla birlikte, ana mesajını halka ve medyaya nasıl iletecek, buna da zamanla şahit olacağız sanıyorum.

Öymen aday adaylığı açıklamasını, medya kuruluşlarının haberleri baskıya yahut yayına daha kolay yetiştirebildiği saatlerde yapabilseydi, tabii ki daha geniş bir kitleye daha kısa sürede ulaşabilirdi. Uzun yıllardır temelinde var olan akademisyenlik, hitabet tarzında da kendini belli ediyordu. İdeolojik olarak parti programına gereken “demokratik yönü” verecek donanıma sahip çok önemli dostlarımdandır kendisi. Kararlı bir muhalif olarak, zamanlama seçimleriyle masaya vurduğu yumruk daha sert bir etki yaratabilirdi… hala da yaratabilir!

Özgür Özel, farklı bir konumda; bir yandan “Seçimden sonra özeleştiri yapmamız lazımdı yapamadık” şeklinde yakınmalar içinde, “üzerime düşeni yapacağım, sorumluluksa sorumluk, fedakarlıksa fedakarlık” diyerek başladı kampanyasına. Ancak öte yandan doğal olarak Genel Merkez’e karşı açık bir muhalefet yapamıyor, çünkü daha düne kadar Genel Başkan’la aynı kaptan köşkünün içinde ve zaten aynı frekanstaydı. Şimdiyse hem kendisine rakip görünüyor, hem de saygıda kusur etmeden “bastığı toprağın kaygan zemin olup olmadığını” hissetmeye çalışıyor! Ki bu da kolay bir yöntem değil… Ayrıca Özel adaylığını açıkladı ancak grup başkanvekilliğinden istifa etmedi. Bu da tabii kendisinin bir muhalif olarak algılanabilmesini, halkın nezdinde pek kolaylaştırmıyor. Bir de buna bağlı olarak şu soru aklımıza geliyor: Yarın Özel bu seçimi kaybederse Kılıçdaroğlu’nun Grup Başkanvekili olarak yoluna devam edecek mi? Herhalde “kontrollü adaylık” söylemleri, buna benzer şüpheler yüzünden ortaya çıkıyor… Son seçim sonrası dilden düşmeyen yenilenme söylemleri furyasında bırakın Kılıçdaroğlu’nu, değişim adına genel başkanlık için adı geçen Özel veya geçmişte İmamoğlu’nun da bu sihirli “değişim” sözünden ne anladıkları bir türlü anlaşılamadı. Hakkını yemeyelim, İmamoğlu zaten net olarak başkanlık yarışından vazgeçip İstanbul’a yoğunlaşınca, partiyi bir devrime ve dönüşüme sokma iddiaları artık geçerli olmadığı için, onun tavrını eleştiremeyiz. Ama doğruyu söylemek lazım: Özel’den, mesela Demokratik Dijital Devrim Tüzüğü (D3) gibi amacı ve mesajı net bir metne karşı ne düşündüğünü, ne kadarını onayladığını ne kadarını yaşama geçirip geçirmeyeceğini öğrenmek ister CHP’nin tabanı.  “Değişim” içeriksiz kalmamalı. Özel, kamuoyunda haklı bir itibarı olan çok önemli bir genç siyasetçi. Yıllardır kitlelerin AKP baskısı karşısındaki en güvendiği seslerden biri. Kendisinin bu konularda hızla somutlaşmasını, Parti içi Demokrasi konusunda hangi noktada olduğunu net olarak belirlemesini temenni ediyorum.

Değerli hukuk insanı ve eski CHP Milletvekili İlhan Cihaner’in de adaylığı konuşuluyor, ancak henüz bu konu somutlaşmadığından, ele alamıyoruz. Onun tavrını ve çizeceği yol haritasını da merak ediyorum.

Cihaner de, aday adaylığını açıklamış diğer iki isim gibi son derece saygıdeğer bir siyasetçi.

KILIÇDAROĞLU VE ÇEVRESİ BİLDİĞİNİZ GİBİ

Yaşadığımız ortama dikkatle bakarsak, şimdiden “değişti” denilmesine rağmen, halkın nezdinde CHP’li Parti Sözcüsü değişmedi ve Genel Başkan da tekrar aday olmayacağını açıklamadı. Hatta “Beni aday gösterirlerse aday olurum, Parti’nin örgütü nasıl karar verirse…” diyerek, yurdumuzda epey revaçta olan “istemem yan cebime koy” olarak bilinen taktiği yüksek beceriyle sürdürüyor.

Süren il kongrelerinde ise, maalesef “blok liste” ısrarı, birçok yerde gerilime ve hatta çeşitli olayların yaşanmasına neden oluyor. Tabii Türkiye bu bahtsız seçimlerden sonra ana muhalefet partisinde “yeter artık değişim istiyoruz” diye inlerken, yerleşik yapının hala kendi oligarşik sistemini ısrarla ve inatla korumaya çalışması, parti içi demokrasinin temel yöntemi olan “çarşaf liste”ye yanaşmaması, insana gerçekten pes dedirtiyor!

AKŞENER VE KART’IN AÇIKLAMALARI “YOK ARTIK” DEDİRTİYOR!

Ana muhalefet partisinde bunlar yaşanırken, Meral Akşener ısrarla yerel seçimlere ittifaksız/yalnız katılacaklarını vurgulayarak, Mart 2024 gidişatını Cumhur İttifakı lehine şimdiden yönlendirmiş oldu. Son anda iktidar partisine mi yanaşacak, yoksa yine son anda tavır değiştirip İmamoğlu’nun istediği gibi Millet İttifakı’nın önü mü açılacak, yaşayarak göreceğiz.

Ancak Akşener’in, Kılıçdaroğlu’nun kendisine 2018’de Abdullah Gül ismini dayatmaya kalkmasını yıllar sonra itiraf edişi çok önemli! Çünkü biz, siyasi tecrübe ve derinlik ile bunun böyle olduğunu zaten hem biliyorduk, hem tahminlerimizle örtüşen duyumları fazlasıyla almıştık. Ancak bunun açıkça teyit edilmiş olması, CHP Genel Başkanı’nın, Ekmelettin İhsanoğlu faciasından hiçbir ders almamış olduğunu tarihi şekilde kanıtlayan, “yaşama geçirilememiş dramatik bir gafı” olarak kayıtlara geçti.

Bunun dışında CHP eski Milletvekili Atilla Kart’ın, Nevşin Mengü ile yaptığı uzun röportajda vurguladıkları, yine aynı şekilde Kılıçdaroğlu’nun artık CHP Genel Başkanlığı’nda oturmaması gerektiğini kanıtlayan akıl almaz bir olayı üzücü şekilde belgeliyor. Kart, 16 Nisan 2017’de yapılan referandumda mühürlü olmayan -ve dolayısıyla şaibeli- oy zarflarının geçerli sayılmasına karşı yapılan itirazın Danıştay’dan dönüp iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine 45 gün gibi rekor bir sürede düzenlenen dava dosyasını AİHM’e gitmeye hazır hale getirdiğini hatırlatıyor ve kendisine verilen parti adına dava açma yetkisinin son anda geri çekildiğini ve “bu davayı açacaksa parti adına değil şahsi olarak açabileceği”nin tam Strasbourg’a gidecekken kendisine son anda bildirildiğini ve bu yüzden bir fiyasko yaşandığını, bugün hala bu olayı isyan ederek izleyicilerle paylaştı. Buna ne denebilir ki?

Şu denebilir: bütün bunlar üst üste eklendiğinde artık daha fazla CHP’nin örgütü ile, tarihi ile, kurucularıyla hiç kimsenin alay etme hakkı olmadığını artık görmemiz ve yüksek sesle bağırmamız lazım! Bardak, doldu taştı, nehir oldu, sel oldu! 

Yazarın Son Yazıları

İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025