Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Bari BM ve NATO’yu kapatın!

08.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Maduro ve Venezuela haberleri her yerden üzerimize yağıyor; televizyondan, gazeteden, telefondan, sohbetten… Dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

MADURO KİMLİĞİ ABD SUÇUNU AZALTMAZ

Öncelikle hiç kimse “Efendim Maduro da demokrasiye saygılı bir adam değildi. Siyasi rakiplerini yok etti, seçimleri gasp etti, küstah bir diktatördü. Bütün bunları hak etti, iyi de oldu” demeye kalkışmasın! Ben Venezuela’da yaşasam, tahmin edebilirsiniz ki, böyle bir adama tabii ki oy da destek de vermem. Ama bu saydıklarımızın hiçbiri, emperyal gücün bir ülkeyi basıp devlet başkanını silahlı bir operasyonla kaçırabilmesini anlaşılabilir kılamaz. Dolayısıyla kimse böyle bir mantık yargısının arkasına sığınmasın! İşin daha da trajikomik tarafı, Amerika bir diktatörü ortadan kaldırıp yerine uluslararası hukuka uygun, demokratik bir seçim yaptırma sözü falan da vermiyor. İlk dakikada öğreniyoruz ki konumuz, her şeyden önce petrol! “ABD Venezuela’nın petrol sektörünü yeniden inşa edecek” diye buyuruyor Mr. Trump! Bunun evrensel, diplomatik ve uluslararası alandaki karşılığı; başka bir ulusun zenginliklerini, varlığını çalmak. Anlayacağınız, tarihe altın harflerle yazılacak bir eylem yok ortada! Yanlış anlamayın lütfen, Amerika aynı eylemi yapıp “tam demokrasiyi bu ülkeye getirmeye karar verdim” dese de demokrasiye, anayasal ve evrensel hukuka inanan her insanın gözünde eşit derecede suçlu olurdu. Ama bize övünçle bildiriyorlar ki, durum tamamen “duygusal”!

Maduro, kendi yönetiminde ve ordusunda hangi ihanetlere uğradı da adeta bir kapıyı kırarak eve dalıp bir Başkanı ve eşini rahatlıkta ele geçirdiler? Bu konuda da yarı ifşa/itiraf karışımı bilgiler ortalıkta geziniyor; nasıl olsa ilerleyen günlerde veya aylarda detaylar ortaya çıkar. Ama sonuçta Venezuela cephesinde de övünülecek bir durum yok.

TÜRKİYE’DE, CARACAS SOKAK GÖRÜNTÜLERİ HİÇBİR ZAMAN YAŞANAMAZ!

Olayın yaşanıp haberin patladığı cumartesi günü, dünyayı en yüzeysel şekliyle algılayan sözde demokrasi sever kitleler, Caracas sokaklarında darbeyi alkışlayıp Amerikan bayrakları sallıyorlardı! Yazının en başında hatırlattığım mantığın en bayağı hâlindeki tuzağa balıklama atlayan bir güruhtu onlar! Venezuela halkının bir kısmı, diktatörün yarattığı nefret ve tepkiler nedeniyle, belki büyük bir mutluluk hissetti. Ancak ortadaki durumun gerçek yüzü ortaya çıkıp konunun şimdi “ayı ile yatağa girmek” olduğu anlaşıldıkça, kalplerini yavaş yavaş bir pişmanlık doldurmaya başlayacak. Kendi zenginliklerini kendi halkı için kullanan ya da kullanmıyorsa bile ileride kullanma umudu olan bir ülke olmak yerine, emperyalist bir gücün sömürü kuyusu hâline dönüşmek, fazlasıyla korkunç bir senaryo. Venezuela halkının bir kısmının sokaklara çıkıp bayram etmesi, bir diktatörden kurtulmuş olmanın rahatlamasıyla izah edilemez. Bu, aynı zamanda emperyalizme esir düşmenin farkına varamayan, politik bilinci maalesef gelişememiş bir toplumun teslim bayrağı çekmesidir. Mesela böyle bir tavrı Türk halkı hiçbir zaman göstermez! Türkiye’de böyle bir senaryo yaşama geçemez. TSK ve Türk halkı, hiçbir işgalci kuvvetin, elinde hangi silah olursa olsun, ülkeye elini kolunu sallayarak girmesine ve ortalıkta böyle cirit atmasına olanak vermez. Türkiye’de siyasi bilinç, her şeye rağmen, çok daha oturmuştur. İşgalci düşmanla iş birliği yapmaya kalkışacak densizler çıkar mı? %100 çıkabilir. Ama sayıları çok az olur ve bu şekilde kutlama sahneleri hiçbir şekilde yaşanmaz.

Diğer tarafta ise, söylendiğine göre “Seni Türkiye’ye yollayalım” teklifini reddeden Maduro, New York’a resmen derdest edilmiş, aşağılanmış, elleri bağlı, terlikli, başına ayı kulaklığı olan kepimsi şey geçirilmiş hâlde, sanki bir av gibi oradan oraya sürüklenen bir profile hapsedilmiş şekilde getirildi.. Amerika’da belki Cumhuriyetçiler, bu görüntülerle bir güç gösterisi yapıp özellikle Orta Amerika’da gözle görülebilir şekilde oylarını artırmayı umuyorlar ve hatta belki gerçekten de arttırıyorlardır; ama Amerika kurulduğundan beri dünya ölçeğinde bundan daha büyük bir prestij çöküşü yaşamadı. Yani dünyanın gözünde o görüntülerde aşağılanan Maduro değildi; koskoca tarihiyle beraber Amerika Birleşik Devletleri idi! Aynen Netanyahu ile İsrail’in artık dünyanın gözünde yerin dibine göçtüğü gibi!

New York’ta zorla mahkemeye çıkarılan Maduro’lar, kendilerine yöneltilen bütün suçlamaları beklenildiği gibi reddettiler. Amerika, yarattığı bu ortamla, herhâlde Maduro’ya en çok düşman olan insanların bile dünyada devrik diktatöre neredeyse sempati duymasını sağladı. 

ABD ARTIK “DÜNYAYI” TEHDİT EDİYOR’

Trump, birçok ülkeyi artık doğrudan tehdit ederek yeni askerî hedefinin onlar olacağını üstüne basarak belirtiyor! Bu sahne kaçınılmaz şekilde İkinci Dünya Savaşı’nın başını bize hatırlatıyor. Hadi diyelim İran, Kolombiya ve Küba, cumhuriyetçi sağcı bir diktatörün gözünde zaten “olağan şüpheli”; peki Meksika, Danimarka–Grönland veya Kanada’yı bu listeye ekleyen Trump mantığına ne diyebiliriz ki? Düşünün ki Danimarka, NATO üyesi bir ülke ve bugüne kadar kendisini teorik Rus tehdidine karşı Amerika ve NATO tarafından korumaya alınmış zannederek yaşamını sürdürdü. Şimdi ise Trump’ın sert sataşmaları ve provokasyonlarıyla tehdit edilen bir “keklik” konumunda. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, her ne kadar dik duran, sert bir yanıt vererek Amerika’nın tehditlerini şimdilik boşa çıkarmaya çalıştıysa da, eminim şu anda kabine toplantılarında “Yahu gerçekten böyle bir delilik yaparlarsa biz ne yaparız? Avrupa bizi korur mu, yoksa onlar da ‘aman itidalli davranın’ saçmalığına devam ederler mi, yapayalnız kalır mıyız?” diye ekibiyle kara kara düşünüp duruyordur!

Unutmayın ki en köklü Avrupa ülkelerinden birinden söz ediyoruz; yani Küba’dan değil! Çünkü Kübalılar 66 yıldır zaten doğdukları andan itibaren bir Amerikan saldırısı yaşayabileceklerini düşünerek nefes alıp verirler, Danimarkalıların ise böyle bir düşünce bugüne kadar akıllarından bile geçmemiştir! Fransa, biraz gecikmeli olarak olsa da doğru tepkiler verdi ama esas izninizle bir ülkeyi candan alkışlamak istiyorum: İspanya! Aynen Gazze konusunda İsrail’e ve Amerika’ya gösterdikleri net tavrı, şimdi yine Venezuela konusunda da aynen öne sürüyorlar! İspanya’nın kendi inandığı evrensel, etik, demokratik değerler var ve onların insan haklarına ya da barışa olan inançları, diplomatik zorlama veya “kurtlarla bilinçli dans” havalarına hiç yaklaşmıyor. Bravo!

Amerika’nın Venezuela’ya yaptığı saldırının, kendi ülkesinin hukukî sistemine veya dünyada geçerli uluslararası hukuka göre kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Ne ortada Senato’dan veya Temsilciler Meclisi’nden geçirilmiş bir onay var ne de kaçınılmaz bir ulusal güvenlik durumu nedeniyle aniden yapılması gereken bir müdahale söz konusu! Dolayısıyla Amerikan iç siyasetinde New York Times’ın, Kamala Harris’in ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin verdikleri sert, negatif tepkilerin büyük önemi var! Demokrat senatörler şimdilik “Trump Venezuela konusunda ne yapacağını tam bilmiyor, ortada hazır bir planı yok” demekle yetiniyorlar. Zaten Trump’ın işgal ettiği ülke hakkında “yönetim konusunda ne yapacağıma henüz karar vermedim, bakıyorum” diyebilmesi, aynı zamanda da bir hukuk devleti olarak ABD’nin kendi anayasasıyla beraber çöküşüdür. 

Son yıllarda zaten pamuk ipliğiyle bağlı gibi varlığını sürdüren Birleşmiş Milletler, bu son olaydan sonra doğru tepkileri resmi olarak veremezse, varlık nedenini kaybedecektir. Uluslararası anlaşmaların ve metinlerin artık hiçbir anlama gelmediği bu Amerikan operasyonuyla kesin olarak tescil edilmiştir. Bütün Avrupa Birliği’nin bu konuda ortada top çeviren, komik, çekimser laf ebelikleriyle tavrını sürdürüp “ama lütf en itidalli olun” gibi hiçbir anlama gelmeyen, saçmalık dolu laflar edebilmesi, Avrupa’nın da hukuki vicdan ve etik açıdan çöküşünü hızlandıracaktır. Yapılan kınamalar da hiçbir anlama gelmeyen ve Trump’ı yalnızca güldürecek, o ülkelerin kendi halklarının isyanını dindirmek için atılmış laflardan ibaret olarak kalmaya mahkumdur!

Başta AB, Amerikan Senatosu ve Temsilciler Meclisi; bakalım siyasal literatürümüze girecek daha ne inciler yumurtlayacaklar? Londra’nın ise bu konuda ne kadar derin çukurlara düşebileceğini tahayyül bile edemiyorum! Kimbilir, belki Irak Savaşı’nda bu konuda verdiği muhteşem hizmetlerden dolayı, mükemmel eleman olarak tekrar Tony Blair başa geçer, Downing Street 10 Numara’ya yerleşiverir!

BM, NATO VE… NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ! 

BM, kuruluşunun kökeninde ABD ve New York olmasının, tartışmasız olarak bu süper gücün emperyalist boyunduruğu altına girmek anlamına gelmediğini idrak etmediği müddetçe, artık yaşamını sürdürmesinin bir anlamı kalmamıştır. Dünya artık ya Amerika’nın raydan çıkmış küresel tehditlerine, BM’den başlayarak dur demeyi öğrenecek, ya da Birleşmiş Milletler yok olacaktır.

Trump’ın Grönland konusundaki anlamsız ve sert ısrarı, ABD’yi, belki İran, Kolombiya, Küba üçlüsünden daha önce askeri olarak Avrupa Birliği ile karşı karşıya getirecektir. AB buna her açıdan, diplomatik-hukuki ve hatta askeri olarak direnmeyi başaramazsa, AB’nin artık varlık nedeni bile tartışılır hale gelir.

Gelin bir an düşünelim, süper güçlerden birinin lideri aniden delirir ve onca ülkeye aynı anda tehditler yağdırdıktan sonra savaş açıp bombalamaya geçerse, ona kim “dur” diyecek? Amerika ve sonunda Rusya, Hitler’e “dur” demişlerdi. Peki dehşet güldürüsü senaryosunu bir adım öteye taşıyalım! Danimarka ve Kanada böyle bir saldırıya uğrarlarsa, onları Amerika’dan Rusya mı koruyacak?

Ya da Birleşmiş Milletler’in artık daha fazla uzatmadan kendini feshetmesi, “çok önemli bir şeyler konuşuyor ve yapıyor” havasını sürdürme mecburiyetinden herkesin kurtulması, çok daha hayırlı olmaz mı? Peki, durun, daha bitmedi: ABD, dün hala “Groenland için askeri müdahale dahil her alternatifi, masaya yatırıyoruz diyordu. NATO ne olacak? Kendi içinde ikiye bölünüp hırsızlar ve polisler olarak aralarında kovalamaca mı oynayacaklar? Grönland’da birbirlerine bomba mı atacaklar? Taa ki köşeden bir yaşlı adam çıkıp “Hadi, bence artık hepiniz evinize gidin; bu bina tehlikeli ve çökmek üzere, topunuz altında kalabilirsiniz” diyene kadar!

İlahi Donald! Hadi hepsini anladık! Birden içinden geldi, kötü kovboy olmak istedin! Diyelim ki Çelik Blek, Al Capone, Red Kit, Jesse James hepsi karıştı, kısa devre yaptı; ortaya İkinci Dünya Savaşı’ndaki gibi her ülkeye aynı anda saldıran kolaj bir profil çıkıverdi! Hepsini anladık da daha şurada yalnızca 1 ay önce “Hani nerede benim Nobel Barış Ödülüm?” diye tepinip durmak neydi ya? Ben bu filmin bir tek orasını anlayamadım!

Sürrealist beyin jimnastiğimiz bugünlük bu kadarla kalsın! İzninizle, bu konunun Ankara’ya ve iç siyasetimize olan malum yansımalarına bu ağır gündemde girmiyorum; onları benim yerime kaleme alabilirsiniz zaten!

Yazarın Son Yazıları

Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025