Kritik iki gün: Pazar ve salı

Kritik iki gün: Pazar ve salı

28.03.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Henüz 4-5 yaşındayken, iki kurum hayatıma derin ve kalıcı girişlerini çoktan yapmışlardı bile! Bunu da her zaman gururla söyledim. Cumhuriyet Halk Partisi ve Fenerbahçe’den söz ettiğimi anlamışsınızdır. Normalde tabii ki bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir yerel seçim öncesinde, yazımın tamamını bu konuya ayırırım. Fakat Fenerbahçe, 2 Nisan Salı günü toplayacağını açıkladığı olağanüstü genel kurul ile kendisini bir alt lige düşürecek “protesto kararı” alabileceğini açıkladı. Bu da Türkiye’de herkesi ilgilendirmesinin dışında 25-30 milyon arası Fenerbahçeli için yarı bitkisel hayata girme riski demek. Dolayısıyla kaçınılmaz şekilde yazımın ikinci yarısını da bu konuya ayıracağım.

YEREL SEÇİMLERDE CHP VE MUHALEFETİN KAPASİTESİ NE?

CHP’nin çokça eleştirdiğimiz aday belirleme yöntemlerini, 1 Nisan’dan itibaren değerlendirmeye alacağımızı daha önce belirtmiştim. Şu anda gerek bu iç kavgalardan gerek muhalefet partilerinin kendi aralarında parçalanmasından Ataşehir’de, Sarıyer’de, Beşiktaş’ta, Bodrum’da, Trabzon Ortahisar’da, Bursa’da, Balıkesir’de, Antalya’da, Hatay’da, İzmir’de ve daha sayısız noktada yaşadığımız rahatsızlıkları ve oy bölünmelerini ibretle izliyoruz. İYİ Parti ve DEM gibi adeta AKP’ye doğrudan hizmet taşıyan partiler dışında, şayet Demokratik Dijital Devrim Tüzüğü’ne geçilmiş olsaydı, bu rahatsızlıkları belki Türkiye’nin hiçbir yerinde görmeyecektik ve her yerde muhalefetin huzur içinde seçtiği adayların ve hatta aday seçilemeyenlerin gönül rahatlığıyla beraber yarattıkları sinerji ve ortak sesi izleyebilecektik. Bunlar şu anda kesinlikle konumuz değil. Şu anda hedefimiz Özgür Özel’in deyimiyle “Vicdan İttifakı”nı ve ekleyelim “mantık ittifakı”nı yaşama geçirmek! Şu anda Türkiye’de demokrasi, laiklik, insan hakları, hukuk ve adaletten yana bütün güçlerin bu seçimden muhalefetin nasıl en güçlendirilmiş şekilde çıkabileceklerini düşünmeleri lazım.

İstanbul, Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve sosyal başkenti. Dünyanın en önemli 5-6 şehrinden biri. Ekrem İmamoğlu bu şehri onca zorluğa, çelmelere ve arkadan hançerlemelere karşın inatla ve ısrarla bir kültür kentine çevirebilmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane, Botter Apartmanı, Beykoz Çubuklu Silolar, Dijital Deneyim Müzesi ve daha pek çok sanat mekanı, İBB Miras’ın yürüttüğü restorasyon ve geri kazanım çalışmalarının çok değerli sonuçlarını bize gösteriyor. Dahası, her biri Kültür Bakanlığı’nın kalıcı hiçbir hamle gerçekleştiremediği bir ortamda, İstanbul’un gerçek bir Dünya kültür başkenti olduğunu bize yavaş yavaş, tekrar hissettirdi. İmamoğlu geniş vizyonu ile salt İstanbul’un değil, Türkiye’nin kültür hayatını bambaşka boyutlara taşıyor ve yeni projeleriyle bu konuda ülkeye çağ atlatacak! İmamoğlu bunları Belediye Meclisi’nde ekseriyete sahip olamamalarına rağmen başardı. Sanat, kültür ve demokrasi konularında, Atatürk ve İnönü’den sonra ilk defa bu kadar kapsamlı, kararlı ve zengin bir makro bakışa sahip bir devlet insanı görüyorum! Öte yandan İstanbulluların taksi sorunun UKOME eliyle sürdürülmesi veya toplu taşıma sorununu çözmek için talep edilen kredilerin verilmemesi ya da yeni projelere başlamaları noktasında yetki sınırlamasına uğratılmaları gibi konular da bunca gayrete rağmen aşılamayan başlıklar olarak kaldı. Bu nedenle hem belediye başkanlığı hem de belediye meclis seçimlerinde muhalefetin ekseriyeti kazanması şart! Bugüne kadar bütün engellemelere rağmen Metro ve toplu ulaşıma büyük ilerlemeler kaydettiren İmamoğlu, dar gelirli vatandaşın da yaşamına değecek bir çok adım attı, üniversite öğrencileri, ev kadınları, anneler, emekliler onun yaşam kalitelerini arttırmak için çok çaba harcadığı kesimler oldular.  

İktidar partisi, İmamoğlu’nu koltukta yalnız bırakmak ve elini kolunu bağlamak için elinden gelen her şeyi yaptı; tabii ki bu yalnız son propaganda sürecinde bütün bakanların İstanbul’a yaptığı çıkartmanın da ötesinde, başkanlığı süresince önüne konulan hukuki engeller üzerinden yaşandı. Diğer taraftan yandaş Saray basını adeta sürekli savcılığını üstlenerek, İmamoğlu’na bir imaj sorunu yaşatmak ve devamlı olarak aleyhinde propaganda malzemesi üretmek için günde 24 saat çalıştı!

Kim ne derse desin İmamoğlu’nun yalnız İstanbul değil, Türk halkı nezdinde bir karşılığı var! İmamoğlu’nu Türk halkı, en azından sosyal demokratlar, Atatürkçüler ülke genelinde bağrına basıyor ve onda bir umut ışığı görüyorlar. Kendisi bunu maalesef parti içinde yaşanan kıskançlıklar ve ego krizlerine rağmen canlı tutmayı, hatta yükseltmeyi başarıyor!

Özgür Özel’in önderliğinde CHP şayet bir Ankara-İstanbul-İzmir zaferlerine, bir de Türkiye çapında oylarını artırmayı ekleyebilirse, iktidar partisi gerçekten Türkiye’de kendisini makro siyaset açısından sıkıntıya sokacak bir sürece girecek.

Burada halka çok iş düşüyor: Meral Akşener’in ve DEM Parti’nin çıkardıkları adaylar birçok yerde oyların çöpe gitmesine neden olacak! Seçmenlerin gerçekten kazanabilecek adaylara yönelmeleri, seçim sonrası ağır pişmanlık duyacakları hatalar yapmalarını engeller. Bu sefer birleşmeyi parti liderleri değil, halk sağlayacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin duyarlı insanları bunu başarmaya mecburlar ve eminim başaracaklar!

FENERBAHÇE 2 NİSAN’DA SUPER LİG’DE KALIŞINI NETLEŞTİRMELİ!

Yalnız Fenerbahçeliler değil, bütün Türkiye nefesini tutmuş şekilde 2 Nisan’da Fenerbahçe Spor Kulübü Olağanüstü Genel Kurulu’nda alınacak kararları bekliyor.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve Fenerbahçe camiası gerçekten üst üste uğradığı haksızlıklar karşısında isyan etmekte haklı. Burada bunların hepsini tekrar saymaya, anlatmaya yer ve mahal yok. Ama son günlerde sosyal medyada patlayan hakem eğitmeni Hugh Dallas’ın kimi hakemlerle olan ve maalesef zaten içeriğini çoktan bildiğimiz ve tahmin ettiğimiz diyalogların yarattığı skandal, zaten birçok şeyin somut kanıtı. Bu arada Türkiye Futbol Federasyonu gaf üstüne gaf, skandal üstüne skandal yaratmaya devam ediyor: Riyad skandalının ardından Süper Kupa finalinin bu sefer Şanlıurfa’ya alınması, tam bir felaket! Federasyon şu anda birbirleriyle, tarihte hiçbir zaman olmadıkları gibi büyük kavgalar yaşayan Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlarının Şanlıurfa’ya aynı günlerde nasıl gidip gelmesini bekliyor? Allah kimseye göstermesin, yaşatmasın ama… Bu gruplar arasında taşlı-sopalı veya silahlı kavgalar yaşanma riskinin hiç olmadığına kim yemin edebilir? Bu çok korkutucu bir durum. Mesela maç İzmir’de olsa, çok daha fazla uçağın gidip gelebildiği ve araba yoluyla da ulaşımın mümkün olduğu bir büyük kentte, Fenerbahçe ve Galatasarayların kullanacakları yol ve caddeler, stadyum giriş kapıları, maç günü net olarak polisler tarafından ayrılabilir ve iyi bir lojistik ve bürokratik yönetimle bu kesimler neredeyse karşı karşıya gelmeden durum kurtarılabilir. Ama Şanlıurfa için bunu söylemek pek mümkün değil!  

Bu arada Fenerbahçe’nin Olympiakos ile yapacağı Konferans Ligi çeyrek final maçlarının yalnız 4 gün öncesinde, Fenerlileri Galatasaray ile yorucu bir Süper Kupa maçı oynamaya mahkum etmek, federasyon adına ibret verici bir utanç vesikası. Galatasaray’ın ise, tabii ki artık Fenerbahçe veya Türk futbolu adına konuya müdahil olup sarı lacivertlilere destek olmasını bekleyen kimse kalmadı ortalarda! Ülkenin puanına doğrudan etki yapacak bir Fenerbahçe galibiyetini adeta sabote etmek için Fenerbahçe’yi Atina’ya yorgun argın yollamak kimin sorumsuzluğu, kimin fikri? Sene başından beri her Avrupa maçı öncesi Türk takılmalarının programı göz önüne alınmışken, şimdi en önemli maçlardan önce bu sorumsuzluk nasıl yaşanabiliyor? TFF’Yİ SON DEFA İKAZ EDİYORUZ: ÇIKABİLECEK OLAYLARIN NEDEN OLACAĞI ÇOK AĞIR FATURALARI NASIL ÜSTLENECEKSİNİZ? BU İKAZLARI HİÇ DUYMAMIŞ GİBİ Mİ DAVRANACAKSINIZ? TEK KİŞİNİN BURNU KANASA, SORUMLU SİZSİNİZ SAYIN BÜYÜKEKŞİ! SORUMLULUĞU ÜSTLENİYOR MUSUNUZ? SONRA “BİZ BU KADARINI BEKLEMEZDİK” FİLAN DEMEYE KALKMAYIN LÜTFEN!

FENERBAHÇE LİGDEN ÇEKİLMEMELİ ÇÜNKÜ:

Evet, Fenerbahçe sürekli olarak kendisine yapılan haksızlıklarla boğuşuyor, bu kesin. Ama bunun bedeli hiçbir zaman Süper Lig’den çekilmek olmamalı. Bunun nasıl bir yıkım yaşatacağı konusunda en az 40 ayrı gerekçe var! Her birini saymak bu makalede pek mümkün değil. Şayet bu karar uygulanırsa, Keçiören ve Boluspor’la alt ligde maçlar başladığı zaman, nasıl bir hata yapıldığı feci şekilde anlaşılacak.

- Diyelim ki plan tuttu ve aşağıya düşüp bir yıl sonra büyük başarıyla Fenerbahçe Süper Lig’e geri çıkmayı başardı. Ne kazandık ne kaybettik? Sonuçta alt lige de aynı federasyon, aynı hakemler bakıyor! Taraftarın yaşadığı hüsran ve kulübün uğradığı maddi-manevi yıkım dışında ne değişmiş olacak?

-Şu anda önümüzde kazanılabilecek üç veya dört şampiyonluk var. Bu kadar kritik bir zamanlamada böyle bir intiharın tarihe karşı sorumluluğunu alabilecek miyiz? Zaten şu ana kadar futbolcular üzerinde oluşan ağır bir psikolojik yıkım var… Fenerbahçe’nin yabancı futbolcuları şu anda maçlara odaklanacaklarına kulübün yaşattığı belirsizlik nedeniyle transfer görüşmeleri yapıyorlarsa kimin onlara kızma hakkı olabilir?

-Fenerbahçe bu kararla rakiplerine ikram edeceği şampiyonluklar ve kendisine yaptığı büyük sabotaj olmayacak mı? Çekip gidebileceğini kanıtlamak uğruna böyle abartılı bir karara değer mi?

-Ezeli rakibimizin büyük bir iştah ve arzuyla bu alt lige düşme projesini yaşama geçirmemizi beklediği aşikâr. Şayet bu gerçekleşirse iki kulübün arasında çok büyük bir maddi uçurum oluşacak, Fenerbahçe büyük zorluklarla 3 Temmuz sonrası kurulmuş en güçlü kadronun ve yabancı futbolcularının en az yarısını kaybedecek!

-Fenerbahçe’nin olmadığı bir Süper Lig’de havuzda toplanacak paranın çok azalacağı ve bu şekilde Federasyon’a ve düşmanlarına bedel ödeteceği yalnız bir varsayım. Atatürkçü Fenerbahçe’den kurtulmak için her türlü açık veya örtülü ödenekler, fonlar devreye girer, zararlar karşılanır. Türkiye en büyük “cumhuriyetçi-Atatürkçü demokrasi kalesini” sabote ettiği ile kalır!

-Kendini Fenerbahçe’nin rakibi gören siyasi yapıların sarı-lacivertlerin Türkiye’nin ana sahnesini terk etmesinden nasıl büyük bir galibiyet duygusu elde edeceklerini ve son kaleyi artık yok ettiklerine inanacaklarını göremiyor muyuz? “Siz zaten 13 yıl önce düşmeliydiniz” diyecek FETÖ’cüleri ihya edeceklerinin farkındalar mı? 

-Böyle bir hamleyle birçok küçük çocuğun veya gencin maalesef doğal akışta Fenerbahçe taraftarlığından ayrılacağını başka kulüplere yöneleceklerini ve sarı-lacivertlerin taraftar sayısı yüzdesinde büyük bir düşüş olacağını, kimse tahmin edemiyor mu?

-Başkan Ali Koç “Her gün öleceğimize bir gün ölelim” diyor. Fenerbahçe’nin neden ölmesi gerekiyor? Kendi haklılığımıza inanıyorsak çetelerin, FETÖ’cülerin, Türk futbolunu içinden çıkılmaz bir duruma getirenlerin bedel ödemesini istememiz lazım. Kulüp ve taraftarları neden böyle bir intihar hapı içiyor? Atatürk “Biz gidelim” mi diyordu yoksa “Geldikleri gibi giderler” mi?

-İster Federasyon’un kurulduğu 1923’ten itibaren, ister 1959 hesabından bu yana sayılan maçları ele alalım; Fenerbahçe, Türk futbolunun puan cetvelinde tartışılmaz açık ara lider. Peki Sarı Lacivertliler, neden kendi eliyle bu liderliği bıraksın, ezeli rakibini kendisinin önüne geçirsin?  

-Fenerbahçe’nin 20-30 veya 40.000 üyesi değil, milyonlarca taraftarı var! Bunlar arasında üniversiteliler, liseliler, işçiler, işsizler, esnaflar, emekliler var. Onların hayatta en büyük heyecanları, aidiyet duyguları belki de futbol ve sevdikleri takım… Onların elinden bu keyfi alıp yok etme hakkı, kimde olabilir?

-Fenerbahçe’ye düşen kendi kendimizi cezalandırmak ve mazoşizm olmamalı. Kendi futbolcularına ve takımın tüm mensuplarına saldıranlar hakkında ivedi olarak dava açmalı, Federasyon’un içine yerleşmiş çeteleri deşifre etmeli ve onları FIFA veya UEFA’ya şikayet etmeli. Yani ricat değil mücadele!

-Ve hepsinden önemlisi: Şayet bu hatalı hamleyle şampiyonluğu bu yıl da kazanma şansımızı yok edersek, karşıtları ve tarih Ali Koç ve dönemini nasıl hatırlayacak? “Fenerbahçe’yi Avrupa şampiyonu yapmak üzere geldiler, Türkiye Süper Lig şampiyonu bile yapamadıkları gibi takımı ikinci kümeye düşürdüler.” şeklinde tamamen deformasyona uğramış bir sahte özet yayacaklar…

 Başkan Ali Koç bunu niye hak etmiyor biliyor musunuz? Göreve geldiğinden beri günde üç vardiya çalıştı, rüyasında bile Fenerbahçe’yi gördü; maddi manevi kocaman bir özveriyle çocukluğunun rüyası olan takıma sahip çıktı. Herhalde bu şekilde hatırlanmayı hak eden son kişidir kendisi; Ali Koç’un, Fenerbahçe Başkan Ali Koç’a bu haksızlığı yapmaması lazım.

 

 Uzun lafın kısası, Fenerbahçe’nin 2 Nisan’ı, bu konularda bir beyin fırtınası yapması ve bu buluşmayı toplu görüş alma fırsatı şeklinde değerlendirmesi, her maçına çıkarak mücadeleye çıkması, kesin dileğimdir.

 Fenerbahçe lütfen ligden çekilme kartını sonsuza dek kaldırsın. Bu efsane kulübün tarihine bu yakışmaz. Her yerde şampiyonluk, her yerde en önde olmak ve mücadele yakışır. Ona hakkettiği sıfatla, “Dünyanın en büyük spor kulübü” olmak yakışır!

Yazarın Son Yazıları

Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025
‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

Devamını Oku
10.04.2025