Virüs kanıtlıyor: Ekonomik sistem değişikliği de gerek
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Virüs kanıtlıyor: Ekonomik sistem değişikliği de gerek

18.03.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Virüsle mücadele için bilim insanları tedavi arayışlarını, aşı geliştirme denemelerini sürdürürken, hekimler ve sağlık emekçileri canla başla çalışırken; bir yandan da insanlığın geleceği açısından mevcut ekonomik modeli sınıyoruz. Sonuç iç açıcı değil.

Tarihçi Hobsbawm, 20. yüzyılı neredeyse baştan sona kat eden yaşamını anlattığı anı kitabına “Tuhaf Zamanlar” adını vermişti. Biz de 21. yüzyılın tuhaf zamanlarının içinden geçiyoruz. Tuhaflıklar sadece yaşanan an açısından değil; iyice belirsiz hale gelen gelecekle de ilgili.

Tablo ortada: Virüs krizi, spekülasyona dayalı kumarhane kapitalizmini borsalarıyla vuruyor. Üretken sermayeyi ise başka boyutlarla. Bir yandan dünya artık bir küresel üretim, tedarik zincirine bağlı işliyor. Çin’deki üretim durdurma, Amerika’yı etkiliyor. Avrupa’da sınırların kapanması, dolaşımın durması Türkiye’deki üreticiyi zora sokuyor. Virüsün yayılımı bu tempoyla sürer ve tedbirler bu şekilde birkaç ay daha hayatı durdurursa, üretim, ihracat, ithalat ve tüketim zinciri açısından tüm dünyada kâr oranlarının düşeceği, hem de oldukça sert düşeceği, iflasların kapıda olacağı bir dönem kaçınılmaz. Dünya içe kapanıyor; pazarlar daralıyor. Virüse karşı insanlık olarak bir dayanışmacı model geliştiremezsek, savaşlar yoluyla rekabetin devletler arasında yeniden sertleşmesi, faşizmin daha da yükselmesi gibi tehlikeler kapıda. Yani, tuhaf zamanlar.

Kapitalizmin küresel üretim zinciri ve tüketim pazarı daralmıyor sadece. Krizdeki kapitalizm genelde çareyi faturayı işçiye çıkarmakta bulur. İşçi sayısını azaltır, ücretleri düşürür, iş yükünü artırır. Ancak tüketimin ve ticaretin durma noktasına gittiği bir ortamda; birçok ülkede sokağa çıkma yasağı tedbirleri uygulanmaya başlamışken, buradan bir kârlılık telafisi de yeterli gelmeyecektir. Toplumsal maliyetler daha da artabilir; işsizlik ve geçim sıkıntıları da.

Ne mi olacak? Sermaye her krizde olduğu gibi yine zararlarını kamulaştırması için devleti, yani hepimize ait kaynakların kullanımını göreve çağıracak. Böyle bir model zaten bizde uzun süredir işliyor. Hazine garantili ihalelerle serpilen, kamu kaynaklarıyla beslenen kesimlerle, buradan yeniden pay almak isteyenler arasındaki sermaye içi rekabetin daha da sertleşeceğini şimdiden öngörmek mümkün.

Zorunluluklar

Oysa bunlar, insanlığın bugün yüzleştiği sorunlar karşısında hepimizi kurtaracak çözümler değil. Sermaye, sınırsız kâr dürtüsü nedeniyle öncelikle kendisinin kurtuluşunu arar; ama bunu herkesin çıkarı gibi sunar.Sermaye kamuculuğu” böyledir. Karşısına halkın çıkarına bir kamuculuk koymak için virüsün etkilerinin geçmesini beklemekse hata olur. Asıl şimdiden başka bir kamuculuk için harekete geçmek; devletin yönü için uygulanması gereken sosyal programları belirlemek, kaynakların halk için kullanılması yolunda mücadeleyi artırmak ve aşağıdan, mikro örneklerle sosyal dayanışmayı geliştirmek gerek. Halkçı ve kamucu çözümlerin kaynaşması, insanlık için hayatileşiyor.

Memleketin kaynaklarının yerinde, verimli ve halkın ihtiyaçları doğrultusunda seferber edilmesi için, sağlık başta olmak üzere yatırımların bu önceliğe göre geliştirilmesi için önümüzdeki süreçte daha fazla PLANLAMA demeliyiz.

Bireyi, özeli, birkaç kişi ya da aileyi değil; hepimizi ilgilendiren kararlar dönemindeyiz. Bir virüs insanlığı tehdit ediyor. Etkilenen milyonlar olarak karar süreçlerinden dışlanmadığımız bir devlet düzenine ihtiyacımız artıyor. Bütün yetkiyi talep edenler, en zor anlarda ortalıkta görünmüyor. Sorunları ise ekmeğinin, sağlığının peşindeki halk çoğunluğu yaşıyor. Şimdi daha fazla DEMOKRASİ demeliyiz.

Ülkemiz bu krize hazırlıksız yakalandı. Zaten işsizlik fazla, pahalılık aldı başını gidiyor. Şimdi ekonomik yaşam duruyor; esnaf kan ağlıyor, işçiler izne ya da işsizliğe zorlanıyor. Devletin tekil birkaç sermaye grubu için değil; halk için bir kurtarma paketi hazırlamasını, sırtımızdaki vergi yükünü düşürmesini; tarımda, hayvancılıkta ithalata bağımlı bir ekonomi modelinden uzaklaşarak yerli, halk sağlığına uygun, kooperatiflerle üreticiyi de tüketiciyi de koruyan bir üretim stratejisi geliştirmesini talep etmeliyiz. Daha fazla HALKÇILIK demeliyiz.

Eğitimi, sağlığı özelleştirme arayışlarına set çekmeliyiz. Daha fazla KAMUCULUK demeliyiz.

Korona biter, başkası gelir. İnsanlığı bekleyen tehlikeler küreselleşirken; kapitalizm ötesi yeni bir paradigma tartışmasını, virüsle mücadele, sağlığımızı koruma çabalarımızla eşzamanlı yükseltmekten başka yol görünmüyor.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021