FAHRETTİN 451
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

FAHRETTİN 451

08.02.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Dokuz dolar elli sent: Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 romanının taslağını yazmak için kiraladığı daktiloya ödediği para.

Bradbury, arkadaşıyla yürüyüşe çıkmıştı. “Bir polis arabası durdu ve bir memur çıkarak ne yaptığımızı sordu” diye anlatıyor devamını. “Havayı soluyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz, yürüyoruz” yanıtı aldı. Elbette yanıt, polisin pek hoşuna gitmemişti. Kısa sorgunun ardından “Pekâlâ” dedi polis memuru, “Bir daha yapmayın!

Yürümenin yasaklandığı ve bütün yayaların suçlu sayıldığı” öyküsünü o günün siniriyle yazdı. Sonra ardı ardına öyküler ve bir sıçrama. Kitapların yakalanıp yakıldığı distopya, Fahrenheit 451, işte bu yolculukta çıktı.

Kitapların yakıldığı bir dünya mı? Elbette Bradbury de o günün gelmeyeceğinin farkındaydı. Kitap; gerçeğin, hikâyenin, bir anlatının simgesiydi. Ağza, ele, göze vurulan mühür Fahrenheit 451’di. O da zaten şöyle anlatıyordu: “Eğer dünya öğrenmeyenlerle, bilgisizlerle dolmaya başlarsa, kitapları yakmak zorunda kalmazsınız, değil mi?

Bradbury’nin ömrü yetse, bugün Türkiye’de herkesin konuştuğu ama kimsenin bir şey söylemediği, gürültülü suskunluk düzenini parmağıyla gösterecek, “Fahrettin 451” diyecekti.

Şipşak YAŞ’lar ne anlama geliyor?

Haberlerin, mesajların, manşetlerin ortasında günlerdir aynı soruyu soruyoruz. “Nedense” yanıtı vermiyoruz.

Nasıl oldu da FETÖ operasyonları başladıktan 6 yıl sonra, 15 Temmuz darbesinden 4 yıl sonra, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı’na bir Fethullahçı getirildi. Hükümet medyası bile haklı olarak “Kim korudu” diye sordu. Öyle ya, Tuğgeneral Serdar Atasoy itirafçı olmuş, rütbesini Fethullah Gülen’in taktığını, örgüt içinde kod adının “Servet” olduğunu itiraf etmişti. Gelgelelim, bilinmeyecek iş de değildi. Atasoy, 15 Temmuz gecesi verilen talimata “Emredersiniz komutanım” yazmış, adı yakalanan örgüt belgelerinde yer almıştı. Buna rağmen hem 2016’da hem 2017’deki incelemelerden hasarsız çıkabilmişti. Gelgelelim hakkındaki soruşturmalar bir bir kapatılırken, hızlı yükselişi son YAŞ’ta (Yüksek Askeri Şûra) ordunun İstihbarat Başkanlığı ile taçlanmıştı. Yüzlerce albayın, hatta Atasoy’un koltuğuna gerçekte oturacak ismin de emekli edildiği hatırlanırsa, yükseliş tesadüf değildi.

Biçim değil, “öz”…

Dün, YAŞ toplantılarının sürelerine baktım. Hızla kısalmış görünüyordu. Öyle ki bir zamanlar günler süren YAŞ’lar, 15 Temmuz’un ardından 1 saat 20 dakikaya düşmüş, 2020 YAŞ’ı ise bu açıdan tarihe geçmişti. “Tarihin en kısa şûrası” haberlerine konu olan toplantı, sadece 45 dakikaydı. “Nasılsınız”, “Ne içersiniz”i bir yana bırakırsak bu, YAŞ’ta herhangi bir şeyin konuşulmadığı, tartışılmadığı anlamına geliyor.

Peki, neden?

Sebebi basit. Geçmişte 15 şûra üyesinden 13’ü askerdi. Darbeden 10 gün sonra, 25 Temmuz 2016’da yayımlanan KHK ile 10 hükümet üyesine karşılık 5 asker olarak değişti. 15 Temmuz 2018 tarihli kararnameyle Cumhurbaşkanı dışında YAŞ, 7 hükümet üyesi ve 4 asker üye haline geldi. Yani 8’e 4 üstünlükle YAŞ’ın hâkimi tartışmasız hükümet oldu. Böylece iktidar ne isterse o oldu. “Sevmek bir ömür sürer YAŞ 45 dakika”nın sırrı buradaydı.

YAŞ’ta Akar damgası

Tekrar 2020 Ağustos YAŞ’ının haberlerine, yorumlara baktım. “Hulusi Akar damgası” öne çıkıyordu. Hatırladınız mı? O kararları en çok “15 Temmuz kahramanları” olarak bilinen eski Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı ve eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Metin Temel’in emekli edilmesiyle konuşmuştuk. İki askerin Akar’la gergin olması nedeniyle, kararlar Akar’ın imzası olarak okunmuştu. Eski Genelkurmay Başkanı yeni Savunma Bakanı olan Akar’ın, TSK’ye şekil vermesi kimse için sürpriz de değildi. Özetle, Serdar Atasoy’un terfi ettiği şûradaki Akar damgası genel kabuldü.

Peki, süreç nasıl işliyor? Elbette her kurum gibi TSK’nin de teamülleri var (ya da vardı). Bir beden, atardamarın yanı sıra toplardamar ile de işliyorsa, TSK sistemi aşağıdan yukarıya da işleyen sistemle çalışıyor. Yani önce komutanlıklarda; askerlerin FETÖ bağlantılarına, disiplin ya da sağlık gibi konulara bakılarak terfi-emeklilik listeleri hazırlanıyor. Ardından Genelkurmay Başkanlığı’nda toplanan listelere şekil verildikten sonra, Savunma Bakanı’na sunuluyor. Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanı ile “son hali”ni veriyor. Haliyle YAŞ, fiilen Hulusi Akar ve tabii Erdoğan’ın son kararlarına el kaldırmak için toplanıyor.

Komutanlık belli ki farkında

Serdar Atasoy için hem bağlı olduğu Kara Kuvvetleri Komutanlığı hem Genelkurmay Başkanlığı emekli edilsin demiş olabilir mi? Buna rağmen Savunma Bakanı ve Cumhurbaşkanı arasında son hali verilen liste, terfi şeklinde çıkmış olabilir mi?

Bu sorunun da yanıtı var. Şöyle anlatayım…

Haberlerde Atasoy’un “MİT’in ankesör tespiti” ile fark edildiği yazdı. Yanlış da değil. Ankesörlü telefonlardan FETÖ’nün mahrem imamlarının askerleri aramasının tespitine dayanan soruşturmada, en kritik görevi MİT yapıyor. Ama yazılanlar eksik… Aslında öncesi de var.

Atasoy’un bugün kullandığı numaralar incelendiğinde FETÖ emaresi bulunamadı. Ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda, Atasoy’un FETÖ ilişkilerine dair genel bir kanaat vardı. Bunun üzerine müşterisi olduğu bankalara, elektrik ya da su aboneliğinin olduğu kurumlara bakıldı. Eskiden kullandığı telefon numaraları açığa çıkarıldı. Bu numaralar MİT’e gönderilerek inceleme yapıldığında, FETÖ bağlantıları deşifre oldu.

Yani Serdar Atasoy’un tespiti, aslında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın girişimiyle başladı. Öte yandan; Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar’ın, Atasoy’un atamasının yapılmasına rağmen onu bu göreve başlatmadığı bilgisi de söylediğimizi doğruluyor. Atasoy’un emekli edilmesi kararı, Akar ve Erdoğan aşamasında terfiye dönmüş görünüyor.

Skandalın baş sorumluları

Kestirmeden “YAŞ kararlarının altında imzası olan herkes bu işin sorumlusudur” diyebilirsiniz. Ama Milli Eğitim Bakanı’nın ya da Adalet Bakanı’nın, YAŞ üyesi olduğu için Atasoy skandalının sorumlusu olduğunu söylemek, haksızlık olur. Onların önlerine gelen listeye el kaldırdığı malum. Bir FETÖ’cünün Türk ordusunun istihbarat sırlarının başına getirilmesinin, 2020 yılında bile örgüte devlet sırlarının anahtarının verilmesinin sorumlusunu bulmak için, büyük bir zekâya gerek yok. Bu kararın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ve tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın inisiyatifiyle alındığı, bu skandalın baş sorumlusunun iki isim olduğu çok açık.

Yandaş ya da muhalif, sağcı ya da solcu, cahil ya da entelektüel konuşuyor, yazıyor da… “Fahrettin 451 düzeni”; günlerdir “o olmuş, bu olmuş” diye meselenin etrafından dolaşmamız ama esastan bahsetmememiz için var.

İsmini kâğıdın tutuşma sıcaklığından alan romanda, kitapları ezberleyerek geleceğe bırakanlar ne diyordu: “Bize ne yaptığımızı sordukları zaman onlara, hatırladığımızı söyleyebilirsiniz. İşte uzun vadede kazançlı olacağımız nokta burası. Bir gün, o kadar çok şey hatırlayacağız ki…

Yazarın Son Yazıları

Bu işte bir iş var!

Geçen hafta sıradışı bir olay yaşandı ve biz hiç konuşmadık.

Devamını Oku
15.06.2026
‘9 Haziran saflaşması’yla yıkılan köprü

Tarihteki çatışmaların da uzlaşmaların da ardında birikmiş nedenler vardır.

Devamını Oku
11.06.2026
Hedef: Özgür Özel

Elmanın kokusu var.

Devamını Oku
08.06.2026
Seçilmiş fail İsmail Arı!

Önce fail seçiliyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Üniformasını çıkaran hilal bıyıklı müdür

Kimin neyi nasıl tartışacağını haklı olan değil, güçlü olan belirler.

Devamını Oku
01.06.2026
Hak verilmez alınır

Dünyada hiçbir hak, armağan olsun diye verilmemiştir.

Devamını Oku
28.05.2026
Butlan darbesinin üç günlük sonuçları

Savaş, sıkıyönetim, darbe...

Devamını Oku
25.05.2026
Bir tuhaf 15 milyon dolar hikâyesi... AKP’li politikacıların yakınları devreye girmiş!

Cevapsız kalan her soru kendine bir başka soru bulur.

Devamını Oku
21.05.2026
Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar

Düzen bir kez bozuldu mu bütün düğmeler yanlış iliklenir.

Devamını Oku
18.05.2026
Maya’nın masal dinleyemediği babası

Hepimiz aynı şehirde yaşarız.

Devamını Oku
14.05.2026
İsrail’e karşıyız dedikse o kadar da demedik!

İnsanın diline bakarken çoğu zaman elini kaçırırız.

Devamını Oku
11.05.2026
5 Mayıs mutabakatı

Çatışmaları görmek için göz, uzlaşmaları anlamak için akıl gerekir.

Devamını Oku
07.05.2026
Fenerbahçe maçıyla veda eden komutan

Baş ağrısı sandığımız belki de ayağımızın nasırındandır.

Devamını Oku
04.05.2026
En çok senin bayramın kutlu olsun!

"Neler yapmadık şu vatan için/Kimimiz öldük/Kimimiz nutuk söyledik" diyor ya şair…

Devamını Oku
30.04.2026
Tuncay Sonel’in kayyımlık dönemi ihalelerini ele alan o rapor!

“Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” sözü yıllarca Vali Nevzat Tandoğan’a mal edildi.

Devamını Oku
27.04.2026
Çocukluğumuzu bile çaldılar

Çocukluk, insanın büyümek zorunda bırakılmadığı çağda yaşanır.

Devamını Oku
23.04.2026
Ülke duyan için çığlık atıyor

Damla suya düşüyor.

Devamını Oku
20.04.2026
Masadaki solcular neden ‘hayır’ dedi

Gücün sınırları ancak başka bir gücün karşısında belirginleşir.

Devamını Oku
16.04.2026
Hulusi Akar’ı utandıracak kitap

“Zifiri karanlık bir süreçten geçiyoruz ve maalesef çok az kişi aydınlığı unutmadı.”

Devamını Oku
13.04.2026
Son sözünü söylememiş bir cenaze

B-3 koğuşunda sabah sayımı bitti. Sayım dediğime bakmayın, zaten iki kişiyiz.

Devamını Oku
09.04.2026
Alican’ı yemeye karar verenler

Kanunların nasıl uygulandığını anlamak için kimin elinde olduğuna bakmak gerekir.

Devamını Oku
06.04.2026
NATO’yla nikâh tazeleme

Soğuk Savaş’ın meşhur çocuk tekerlemesi böyle başlıyordu: Bir iki üçler, yaşasın Türkler.

Devamını Oku
02.04.2026
Mesele öyle değil dekan bey!

Bir yanlışı örtmek için bin doğru feda etsen de yetmez.

Devamını Oku
30.03.2026
Vazgeçilen pişmanlığın bilinmeyen öyküsü

Uçup gitti sandığın, doğanın asla kaybetmediği varlıktır.

Devamını Oku
26.03.2026
Bakanlıktan doğrulattığım bilgiler...

Bakanlıktan doğrulattığım bilgiler...

Devamını Oku
23.03.2026
Bayramı zehir eden adamlar

Bayram aslında bahane...

Devamını Oku
19.03.2026
Dilovası davası başlıyor: Başkanın olmadığı yargılama

Türkiye, Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki İBB yargılamasını konuşurken bir başka cezaevinde kritik bir dava başlıyor.

Devamını Oku
16.03.2026
İddianamede adları 1087 kez geçiyor, ama sanık değiller!

Tarihte çelişkili görünen içinde kocaman bir gerçeği saklar.

Devamını Oku
12.03.2026
‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Devamını Oku
09.03.2026
Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026