ABD, 22 Kasım 1963 travmasını bakın neden atlatamıyor...

ABD, 22 Kasım 1963 travmasını bakın neden atlatamıyor...

07.12.2023 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

O travma, yani 22 Kasım 1963 öğlen 12.30’da Başkan Kennedy’nin Dallas’ta bir cinayete kurban gidişi ve artçı şokları, aradan geçen 60 yıla rağmen Amerika tarafından atlatılamadı. 

En büyük hayalim olan, yaşadığımız anların ve onlara bağlı yaptığımız hareketlerin uzamda bıraktıkları izlerin, bir gün yeniden görüntü olarak elde edilebilmesi gibi sürrealist bir ilerleme kaydedilebilirse, Kennedy’nin nasıl bir komploya kurban gittiğini, net olarak görebiliriz. Ancak o zaman, insanlar Başkan’ın arabasının geçtiği yerin tam önündeki küçük çimenli tepede çitlerin arkasındaki gerçek katili ve yardımcılarını fark edebilir. Veya Oswald, Texas School Book Depository’nin altıncı katında mıydı, yanında suç ortağı ya da bir tetikçi var mıydı veya Dal-Tex binasında da başka bir üçüncü tetikçi konumlanmış mıydı, kontrol edebilirler. Tarihçileri ihya edecek o rüya gerçekleşene kadar, aklı biraz çalışan vicdanlı insanlar, JFK’in derin Amerikan güçlerinden birinin veya gizli toplantılarla oluşmuş bir konsorsiyumun komplosuna kurban gittiğinden emin olarak bunu savunmaya; tutucu, radikal sağcılar ise, Oswald’ın tek başına hareket ettiğini ve onu öldüren Ruby’nin de aynı şekilde “bir suç ortağı olmadığını” ve böylece dosyanın kapandığını iddia etmeye devam edecekler! 

BAKIN YİNE NEDEN BU KONUYA DÖNDÜM

Eserlerimin de sergilendiği dünyaca ünlü Miami sanat fuarı için ABD’ye geldim. Normalde, Akşener’in kendi hezimetinin habercisi GİK kararının (yerel seçimlere CHP ile ittifak veya iş birliği yapmadan girme konusunda) siyasi ortamımızda yarattığı depremi ve bu inadın bedellerini yazacaktım; ta ki Miami’de eşim Sibel ile JFK cinayeti hakkında bu yıl National Geographic imzası ile yapılan “Amerika’da Bir Gün” (One Day in America: JFK) başlıklı, üç bölümlük diziyi görene kadar! O kadar “pes!” deyip şaşkınlıkla izledim ki, sonunda bu konuda yazmaya karar verdim.

Yönetmen, Ella Wright. Bilmiyorum şimdi söyleyeceklerim onun karar mıydı. yoksa bu kalın sınırlar kendisine önceden mi bildirildi… Bence kesin ciddi ve ağır talimatları siparişin ilk anından itibaren aldı. O da tam olarak şu: “Cinayetin 60. yılında öyle bir film yapın ki, insanları ağlatsın ama etliye sütlüye de karışmasın, özellikle de cinayetin büyük bir komplo olduğuyla ilgili hiçbir ize girilmesin.” Zaten prodüktörler bununla ilgili önlemlerini almışlar, bunu da film hakkında yaptıkları röportajda şu kelimelerle vermişler: “Aynı anda her şeyi veremezdik, bu yüzden komplo iddialarına hiç girmedik, konunun yalnız duygusal yönünü yaşayan son tanıklar üzerinden verdik” gibi kimseyi ikna etmeyecek hafif cümlelerle konuyu kapatabileceklerine inanmışlar! Projenin baştan art niyetli olduğunun bir diğer kanıtı, zaten yalnız cinayet hakkındaki resmi Warren Komisyonu’nun sözde elde ettiği sonuçların basit bir parodisinin, Kennedy’ye ateş edilen binanın altıncı katında yaşama sokulan Müze ile beraber yürütülmüş olması! Çünkü bu işbirliğinden resmi görüşten başka hiçbir şey çıkamazdı! 

Bu paranoyanın bu şekilde devam ettiğini ve bu yönde “tarihi markajların yapıldığını” gördükten sonra, tabii ki konunun ülkemizdeki eksperlerinden biri olarak fikirlerimi kendime saklamayı düşünemezdim. 

SÖYLENECEK O KADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ!

Bugün Türkiye’deki demokrat veya solcu insanların çoğu, çok farklı “Amerikan Başkanı” profilleri ile büyüdüler; o yüzden tahminimce bu makaledeki satırları da sorgulayabilirler. Kennedy, Eisenhover’dan kalma savaş çığırtkanı Pentagon’u susturduktan sonra, tam Vietnam’dan çekilme kararı alırken yok edildi. Kennedy öldürüldükten yaklaşık 2,5 saat sonra Başkan’ın na’şını Washington’a geri götüren kendi uçağında, İncil’e benzeyen ama İncil olmayan bir dua kitabına elini basarak Başkanlık yemini eden Lyndon B. Johnson ise, Kennedy üç gün sonraki Pazartesi günü, İsmet İnönü’nün de katıldığı bir uluslararası büyük törenle gömülür gömülmez Vietnam Savaşı’nda “tam gaz ileri” komutları vererek savaşın 12 yıl daha sürmesinin ve yüz binlerce insanın daha ölmelerinin doğrudan sorumlusu oldu. Kennedy cinayeti, tam bir emperyalist ABD’ye geçişin trampleniydi.

JFK, “Amerikan Şahinleri”nin tüm arzularının tersine Küba’yla sıcak çatışmaya girmeyen, Rusya ile nükleer savaştan özellikle kaçınan, vergileri orta sınıflara değil, büyük kapitalistlere, petrol ve silah tüccarlarına yönlendiren, sürekli barış, eşitlik ve ırkçılık karşıtlığından söz eden, CIA’i yerle bir edip binbir parçaya bölme kararı alan, FBI’ın başına çöreklenmiş ve her türlü kirli ilişkiye girmiş Edgar Hoover’ı pek yakında azledecek olan, tamamen sosyal demokrat bir kuzey lideri gibi davranan ve bu yüzden bütün dünyada sevilen bir kahraman haline gelmişti. Ölümü dünyanın her yerinde korkunç bir şok ve üzüntü yarattı bu nedenlerle… Türkiye dahil.

Diziye dönersek, asıl konu, somut verileri özellikle gizlemek üzerine inşa edilmiş ve 1963’ten beri süregelen bir koca örtbas operasyonunun parçası olması… Hala yaşayan görgü tanıkları arasında tabii ki komplo iddialarını konuşan hiç kimse zaten olmadığı gibi, özellikle seçilen kelimeler ve çanak soruların ve herhalde verilen yanıt seçkilerinin hepsi Oswald’ın ve Ruby’nin her iki cinayeti kimsenin yardımı olmadan tek başlarına işlemiş olduklarını teyid etmek üzere kurgulanmış. 

Mesela, Parkland Hastanesi’nde veya Washington’daki otopside Kennedy’nin yaraları hakkında doktorların söyledikleri çelişkili bilgilerin hiç yansımaması veya Ruby’nin “Beni Washington’a götürürseniz her şeyi size anlatırım” demesine karşın, Warren Komisyonu Başkanı Earl Warren’ın “Götüremeyiz, çünkü ne bütçemiz var ne de güvenliğini sağlayabiliriz” şeklinde komik ötesi bir yanıt verebilmesi, bu dizide yoktu. Bunlar gibi yüzlerce örnek daha sayılabilir! Derin ABD ortamı, 2023 yılında böylece yeniden bir film üreterek, yeni kuşakları da yıllardır yaptığı gibi yine sedatif haplarla uyutmayı tercih ettiğini hiç çekinmeden itiraf etmiş oluyor! Daha önce ünlü Amerikalı yazar Stephen King’in 2011 yılında yayınladığı 22/11/63 başlıklı kitabı da, cinayetin o tarihte ellinci yılı yaklaşırken resmi hikayenin edebi dille teyidi konusunda önemli bir görev üstlenmişti! 

Tersine, benim bu konuda 2013 ve 2014’te İstanbul ve Ankara’da açılan büyük sergimi ve katalogumu (Dünyayı Değiştiren Sekiz Saniye) veya Oliver Stone’un “JFK” filmini görmüş olanlar, işin gerçek yüzüne dair burada ne demek istediğimi çok daha iyi anlamışlardır… Nasıl “onların” görevi, her yeni kuşağı mışıl mışıl uyutacak uyuşturucuların damardan verilmesi ise, tarih bilinci olan demokrat insanların görevi de, tartışılmaz gerçekleri açığa çıkaran verileri gündemde tutmak!

Yazarın Son Yazıları

İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025