Konumuz ‘iktidar eleştirmek’ değil, daha fazla can kurtarmak

Konumuz ‘iktidar eleştirmek’ değil, daha fazla can kurtarmak

16.02.2023 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Konu, muhalefetin depremi kullanarak iktidarı yıpratmak istemesi değil. Maalesef iktidarın ister sonsuz “tek adam otoritesi” bağımlılığından, ister liyakat kelimesinin anlamını bilmiyor olmasından dolayı kurtarma operasyonlarının tamamen sekteye uğraması, belki şu ana kadar depremden canlı çıkarılan insan sayısının olması gerekenin üçte veya dörtte birinde kalması… Maalesef afet bölgesindeki bu organizasyonsuzluk, otorite boşluğu ve otoritenin akıl almaz bir Aziz Nesinvari hikayeler eşliğinde bürokratik saçmalıklar dizisi içinde müdahale sürecini felç etmesi, yaşanan en büyük felaketlerden biri. Sevgili Orhan Aydın’ın kızı Eylem’i, Pazar günü toprağa verdik, bu keşmekeşin ortasında, içimiz kan ağlayarak. Halbuki zamanında müdahaleyle kurtarılması işten bile değildi! Herkesin ağır kayıpları var çevremizde…

Canhıraş şekilde saniyelere karşı yarışarak bir ses, bir nefes, bir vücut ısısı arayan kurtarma görevlileri, özel eğitimli köpekleri, maden işçileri, vatandaşlar, komşular… Her kurtarılan ister 86 yaşında, ister 26, ister altı aylık ister hayvan dostlarımız olsun, beraberinde alkışlar, mutluluk gözyaşları ve sevinç çığlıkları getiriyor. Üç paralel şehirde operasyonları izlerken insan ister istemez şunu düşünüyor: Şu anda binlerce başka çökmüş evin altında canlı inleyen onca başka insanı kurtarmaya çalışacak kadar ekip, doktor, köpek var mı?

Sokakta kimi durdurup sorsanız, Türkiye’de en büyük arama kurtarma teşkilatının AKUT üyelerinden oluştuğunu, AKUT’un gerçek “ebedi” başkanı Nasuh Mahruki’nin bu konuda hem teoride hem sahada kimsenin eline su dökemeyeceği büyük bir beyin ve koordinatör olduğunu bilmeyen yoktur… Peki yıllar içinde AKUT’un nasıl işlevsizleştirildiğini, Nasuh Mahruki’nin başına nelerin geldiğini biliyor musunuz? Ben biliyorum. Röportajını izledim. Hangi baskılarla yönetimden indirildiğini, bu sürecin ne tür tehdit ve zorbalıklarla gerçekleştiğini teker teker anlatıyor Nasuh. Suçu zaten çok açık: Atatürkçü olmak! Şimdi size soruyorum, bu büyük felaketin orta yerinde Nasuh ve ekibi eski efsanevi gücünü koruyarak yer alsa, kaç can daha kurtarabilirdik?

Peki AFAD’ın Afetlere Müdahale Genel Müdürü olan İsmail Palakoğlu kim? Nasıl bir özgeçmişe sahip? Bu iktidar Nasuh Mahruki gibi yaşamını arama kurtarmaya adamış bir profili herhalde çok beceriksiz ve yetersiz buluyor ki, kendi arama-kurtarma kurumunun en kritik görevine bakın kimi getiriyor: Palakoğlu, İmam Hatip lisesi mezunu, daha sonra İlahiyat Fakültesi’ne başlıyor, ardından temel İslam Bilimleri Bölümü, Tasavvuf anabilim dalı alanında yüksek lisans yapıyor. Sonra sıra Diyanet Vakfı Genel Müdürlüğü’ne ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Başkanlık Müşavirliği’ne getiriliyor. Sonra da 2018’de AFAD Başkan Yardımcısı oluyor. Afet Müdahale Genel Müdürü olmak için harika bir geçmiş değil mi? Bu hesaba göre acaba iktidar başka hangi çok alakalı kurumların başına kendi partidaşlarını ve diyanet işleri görevlilerini yerleştiriliyor, gel de merak etme! Peki, bu mantıkla ben Diyanet’in başına bir profesyonel modern dansçı veya dağcı koysam mutlu olurlar mı?

Acı bir şekilde izledik, vatandaşlarımızı kurtarmak için depremin ertesi günü alelacele yurdumuza gelen farklı ülkelerden kurtarma ekiplerinin bir kısmı, aradan 3-4 gün geçtikten sonra “Yetkililer enkazlara iş makineleriyle girmeye karar verdi. Bunun anlamı şu: Eğer makine koyarsanız birçok insanı öldürürsünüz. Biz bunun bir parçası olmayacağız.” diyerek ayrıldılar ülkemizden.

Onları bile dört günde bezdirdik kendi ortamımızın akıl almaz zaaflarıyla… Tercüman eksikliği, kavgalar, yağmacılar ve bunlar yetmiyormuş gibi arama-kurtarma mesleğinin 180 derece düşmanı olan “enkazlara makinalarla dalmak” üst üste gelince, adamlar ne yapsın? Bu arada Meksikalı ekibin arama kurtarma köpeği, aslen de askeri polis tugayının üyesi bir olan Proteo, enkaz faaliyetleri için geldiği memleketimizde hayatını kaybetti. Hem ona hem dostluklarını bizden esirgemeyen tüm arama kurtarma ekiplerine minnetimizi sunuyoruz.

Kurtarma zafiyetini büyüten bir diğer nokta, Ordu’nun, facianın en başından beri on şehre dağılıp kurtarma çalışmalarına askeri disiplinle doğrudan destek vermemesi ve günlerce beklemesiydi. Yoksa en büyük kurtarma ve lojistik gücünün Askeriye’de olduğunu bilmeyenler mi vardı ülkemizde? Hangi korkular yüzünden askerler enkazlara anında müdahale ettirilmediler ve üç gün sonra ancak sokağa çıktılar? Bir türlü anlam veremiyorum! Zaten GATA askeri hastanelerinin kapatılmış olması, buna benzer olaylarda büyük tecrübesi olan askeri cerrahların olay yerinde bulunamaması, bu müdahalelerde ciddi bir boşluk yarattı.

Şimdi yurt içinden ve yurtdışından önce yardım toplanıyor! Ben de haklı olarak merak ediyorum, bu yardımlar sen yapamazsın/illa ben dağıtacağım/şuraya koy/buraya gönder/Ankara’dan izin bekle/Adana’da izin verme kıvamında binbir aşama içinde tıkanıp o yardımlar hedeflerine anında ulaşıyor mu veya buna yaşamsal ihtiyacı olan insanlara daha ulaşamadan arkaik bürokrasinin karmaşasında heba mı oluyorlar? Veya yurtdışından gelen yardımların diyanete yönlendirildiği iddiaları gerçek mi değil mi? Net yanıtını verecek bir devlet görevlisi var mı? Bunları sormak hakkımız! Endişeliyiz…

Sadece bunlar mı? Bakın binlerce insanın bu kurtarmalara desteği nasıl sekteye uğratıldı, sadece birkaç örnek vererek bu acı turumuzu bitirelim.

İngiltere’de travma cerrahı olan İlhan Alçelik depremi duyduktan sonra apar topar İncirlik’e geliyor. İskenderun Hastanesi’nde AFAD yetkilileri Ankara’dan izin alması gerektiğini söylüyorlar, gece izin alamazsın diyorlar, çalıştırmıyorlar. Önüne çıkarılan türlü engellere karşı bu defa Adana Hastanesi’ne gidiyor. Orada da “Sağlık Bakanlığı’ndan izniniz yok” gerekçesiyle çalışmasını engelliyorlar. Ertesi gün Adana Sağlık Müdürlüğü Ankara’dan çalışma izni alıyor ve doktorumuzu yönlendiriyor; fakat orada da soğukta bekletildikten sonra AFAD görevlisi yanlarına gelerek hekime ihtiyaç olmadığını söylüyor. Sonuçta Dr. Alçelik hiçbir hastaya dokunamadan duruma ve hayata lanetler yağdırarak o bölgeden geri dönüyor!

Deprem bölgesine ulaşan ilk arama kurtarma ekibinden Merve Özkorkmaz, deprem sabahı yola çıkıp en hızlı şekilde bölgeye intikal etme planlarına rağmen ulaşımın nasıl saatler sürdüğünü, bilgilendirme zafiyeti yüzünden AFAD’ın koordinasyon merkezinin yeni yerinden kimsenin haberdar olmadığını, binayı iki farklı lokasyonda arayıp saatler sonra üçüncü noktada bulabildiklerini, burada da sevkiyat, trafik, organizasyonsuzluk nedeniyle büyük zaman kaybettiklerini ve müdahale noktası olarak tayin edilen İslahiye’ye nasıl hayatlarını tehlikeye atarak gitmeye çalıştıklarını ve tüm bu keşmekeş içinde tam 14 saat sonra afet merkezine ulaşabildiklerini sosyal medya hesabından paylaştı. Yaşam kurtarmanın saniyelerle yarıştığı bir ortamda müdahale için komuta beklerken aldıkları “yatın uyuyun, sabah çıkarsınız” cevabı karşısında yaşadığı duyguyu şöyle ifade ediyor Özkorkmaz: “AFAD’ın devlet bürokrasisinin içinde nasıl işlevsiz kaldığını o an anladım. İlk ekibin helikopter ve malzeme ile direk alana, kriz merkezine bile değil mahallelere sevkiyatı sağlanabilir. AFAD’ın içinden çıkamadığı envanteri biz bu süreçte çok kısa zamanda oluşturabilir, ihtiyaç duyulan makine ve teçhizat konusunda bilgilendirme yapabilirdik. Yetkilendirme yapılmadı, sorumluluk alınmadı. Herkes birbirinin suratına boş boş bakıyordu, devlet destekli bir afet kurumunun iş yapamamazlığıydı karşımdaki; ancak zaten bu kurumu bu yıla kadar bu halde var etmek, buna göz yummak, kötü niyetin ta kendisi idi.”

Şimdi soruyorum size: Gözlerimi delip geçen, bu akıl almaz zaaf noktalarına tanık olduğumda ve bunlar üzerine düşünüp kahrolup, bu konuları dile getirdiğimde vatana, millete ve bayrağa ihanet mi etmiş oluyorum; yoksa tam tersine benzer durumlarda çok daha fazla vatandaşımız kurtulsun diye yapmam gereken, olmazsa olmaz “hayati ikazları” mı yapıyorum? Yanıtınızı bekliyorum, siz düşünün.

Yazarın Son Yazıları

İktidar borazanları-butlan kargaşaları

Türkiye’de iktidarı destekleyen gazeteci olmak da zor!

Devamını Oku
03.09.2026
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne nasıl kavuştu?

Devamını Oku
28.08.2026
Buyurun buradan yakın!

Ülkenin hak etmediği gündemler okyanusunda yüzdüğü kesin.

Devamını Oku
27.08.2026
İmamoğlu’nun savunma hakkı ve Bay Kemal duruşu

Hangi dönemde olursa olsun, gözaltındaki veya tutuklu her insanın savunma hakkı kutsaldır.

Devamını Oku
20.08.2026
Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Devamını Oku
16.08.2026
Çerçeve yasa ve artçı şokları

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı.

Devamını Oku
13.08.2026
Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Fenerbahçe'nin artan formu ve Talisca

Devamını Oku
06.08.2026
En büyük siyasi devrim!

Lütfen yanlış anlamayın; bugün görüşülen ve çok şüpheli bir geleceğe çanak tutan terör yasasından değil, Özgür Özel sayesinde kendilerini artık doğrudan siyasi kararların bir parçası olarak hissedecek milyonlardan söz ediyorum.

Devamını Oku
06.08.2026
YENİ Parti ve yarattığı dalgalar

Hayırlı olsun, Yeni Parti kuruluşunu tamamladı!

Devamını Oku
30.07.2026
Halk Yeni Parti için liderine yetki verdi!

Bundan iki ay ve iki gün önce, iki yıldır bir kumpas olarak hazırlanan mutlak butlan rezilliği sonuca ulaştı.

Devamını Oku
23.07.2026
Medyacılar-siyasetçiler: Bilmiyorsanız lütfen susun!

Mutlak butlan ve süregelen 1001 “Kemalvari” komplo yerine, bu hafta önemli bir başka ikaz yapmak istiyorum.

Devamını Oku
16.07.2026
Terminatör Sinner Wimbledon'u yine kazandı: Zverev yine direkten döndü

Terminatör Sinner, Wimbledon’ı yine kazandı ve üst üste ikinci kez bu büyük şampiyonluğa ulaşarak beşinci Grand Slam turnuasını aktifine yazdırdı!

Devamını Oku
14.07.2026
NATO-Silivri hattı

Gündem nedir?

Devamını Oku
09.07.2026
Yeni oluşumun vakti geldi!

Tarihi günler, haftalar, hatta aylar yaşıyoruz.

Devamını Oku
02.07.2026
11 örnekte kırılan dingil!

Birinci sahnemiz, milli takımdan...

Devamını Oku
25.06.2026
CHP’de gergin bekleyiş​​​​

Fakat bu günlerde durum daha da sıkıcı bir hal aldı. “CHP” dediklerinde mecburen “Hangi CHP?” demek zorunda kalıyorum. “KK’nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk’ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel’in Türkiye’de birinci parti yaptığı gerçek CHP’den mi?”

Devamını Oku
18.06.2026
Bay Kemal’in CHP’yi yıkma çabaları!

Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine ve yol arkadaşlarına destek olmaktır; onların saflarında mücadele etmektir. Lütfen artık onlara olan inancınızı öne çıkarın, alkışlayın ve yaşadıkları kumpasa mani olun! İhtiyacımız budur.

Devamını Oku
11.06.2026
CHP bölünmedi, saldırı altında!

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı.

Devamını Oku
04.06.2026
Mutlak şizofrenik kriz

Mutlu bayramlar Türkiye!

Devamını Oku
28.05.2026
CHP nasıl ‘güvenli kilit’ hattında siyasetçi bulabilir?

Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir ‘casusluk’ (!) davamız eksikti

Mühim olan RTE’nin bir numaralı rakibini, onu daha önce İstanbul’da dört kere yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’nu nötralize etmek olduğu için her koldan yeni denemeler yapıyorlar.

Devamını Oku
14.05.2026
‘Barış koordinatörü’ mü dediniz?

Sayın Devlet Bahçeli gündem yaratmaya çok meraklıdır.

Devamını Oku
07.05.2026
Özgür Özel kendi limitlerini aşarken...

Özgür Özel ısınmış pinball gibi, sürekli oyunda kalan, enerjisi hiç düşmeyen (!) Türkiye’nin sorunlarını ülkeye yayma konusunda dinlenmeden çalışıyor!

Devamını Oku
30.04.2026
Silivri’de ‘déjà vu’ yaşıyoruz

İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor.

Devamını Oku
23.04.2026
CHP sinsi senaryolara karşı

Dünyada yaşanan korkunç savaşlar, önce gündeme sonra tarihe kaydoluyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Bir yiğit tanıyorum Silivri’de...

Dün Silivri’de bizleri en candan şekilde selamlarken gülen yüzü, kararlı vücut dili ve yaydığı enerjisiyle bizlere inanç katan yine kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026