İmza
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

İmza

10.06.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Çocukluğumdan beri, misafirliğe gittiğimiz evlerde önce kitaplık ararım. Çocukken kitaplara duyduğum merakla ilgiliydi sadece; şimdi ise kuşakların, ailelerin ve ülkenin değişiminin izini kitaplar aracılığıyla sürmekle de ilgili.

Çoğu zaman kitaplık, evin de tarihidir. İlk alınan kitabın, zaman içinde değişen beğenilerin, merakların izini sürmek, bir tarihçi titizliğiyle sayfaların arasında gezinmek size fikir verir, yeni ufuklar açar. Baskısının olmadığını bildiğiniz bir kitapla o raflarda karşılaşmak, yazıldığından haberdar olmadığınız bir eserle göz göze gelmek, kitapsever için az şey değildir.

Sadece bunlar mı? Kitabın üstüne, satın alındığı yer, tarih ya da hediye eden kişinin ismi not edilmişse; kimi satırların altı kalın kalın çizilmişse; uyanışa geçen çağrışımlar sayfaların boşluklarına küçücük harflerle yazılmışsa, orada bir hayat çizgisi de vardır. İnsanın duygu ve düşünce dünyasının evrimi, gerçek maddi dünyanın koşturmacasından düşsel dünyaya kaçış anlarındaki yükselişlerin bu işaretlerine bakılarak rahatlıkla anlaşılabilir.

Benim en çok da yazarına imzalatılmış kitaplar ilgimi çeker. İmzalatan, binlerce kitap ve yazar arasından o kitabı, o yazarı seçmiştir. Duyarlılığın haritasıdır. İmzalayan ise gecesini gündüzüne katarak; baskıyı, sürgünü, işsizliği ve mahpusluğu da göze alarak üretmişse eserini, o imza ve kitaba yazdığı satırlar aracılığıyla geleceğe dair dileklerini, umutlarını evinize, kitaplığınıza, zihninize taşır. Fikri akrabalık için bir çağrıdır. Aynı özlemi okurunun duymasını ister; duyduğunu da bilir. Yine de o umut, kendi okurundan çok, gelecekteki okurlarına da bir taze aşıdır.

Yazarın imzasının üstünde ya da altında kalıcılaşan dileklere bir bakın; yazarın okuru aracılığıyla gelecekten beklentilerini duyurduğunu görürsünüz. On yıllardır hiç değişmez; arzulanan “güzel ve güneşli günler”dir, “motorları maviliklere sürmek”tir; “özgür ve demokratik bir Türkiye’de buluşmak”; “baskıların bittiği, fikirlerin serbestçe savunulabildiği günlere kavuşmak”tır. On yıllardır Türkiye’nin bedel ödemiş aydınlarının, yazarlarının, gazetecilerinin okurlarına kuşaktan kuşağa aktarılmak üzere bıraktıkları miras, bu dileklerde saklıdır. Bu dilekler bir yandan da yaşanmakta olan günlerde bu koşulların bulunmadığının itirafıdır. 

Bugün de karanlık, baskı dolu günlerden geçiyoruz. Gazeteciler tutuklanıyor, aydınlar susmaya zorlanıyor, akademisyenlerin çoğu kamusal konulardan, uyarma ve önerme görevinden çekilerek dönemi sessizlikle geçiştiriyor. Evet, yeni değil tüm bunlar. İmzalı kitaplar vesikasıdır. 40’larda baskı vardı; Rıfat Ilgaz’ın Karartma Geceleri kitabından söz etmiştim daha önce. 50’lerde baskı arttı. Darbeler ve sonrasında da düşünen, yazan, değiştirmeye çağıran bilinçler baskılandıkça, demokrat, ilerici yazarların dilekleri hep aynılaştı.Özgürlük”, “gerçek demokrasi”, “baskıların son bulduğu aydınlık bir gelecek” dileği imzanın altında ya da üstünde kalıcılaştı.

Fikri soyağacımız

Galiba bu yüzden her kuşak, kendisinden önceki kuşakların özlemlerine köprü kurduğu o gelecek zamana doğuyor. Geçmişteki dileklerin gerçekleşip gerçekleşmediğini bir sonraki kuşak sınıyor. İşte o imzalı kitaplar, bu devamlılığın işareti. Doğrudur; kaygıların, beklentilerin ve korkuların değişmediğini görmek, kimi zaman umutsuzluğa yol açabilir. Açmadığını söyleyen de kendisini kandırır. Yine de geçmişte yazılmış o dilekleri, gerçekleşmemiş olsa da bugün keşfetmek, verdiğimiz mücadelenin bize ve bu döneme özgü olmadığını hatırlatır; kendi sıkıntılarımızı merkeze almaktan, bizi bu yıldırılarla ilk kez karşılaşan kuşaklarmışız gibi düşünmekten de alıkoyar. Az buz şey değildir bu. Namık Kemal’den günümüze bir devamlılık hissidir; tarihsel bir mücadelenin, hürriyet için, halk için, demokrasi için verilen nice mücadelenin kökleri toprağa sımsıkı tutunmuş soyağacını keşfetmek; uzun erimli mücadelelerde kalemle, kâğıtla, kitapla, fikirle ve eylemle birlik olmuş zihinlerin yaşadıklarına eğilmek; kendi yalnızlığımızı aşarak, geniş ve kalabalık bir ailenin bugüne uzanan dalları olduğumuzun bilincine varmak, karamsarlığa kapılmaktan daha anlamlıdır. O zaman Bedrettin’den Pir Sultan’a, Karacaoğlan’dan Dadaloğlu’na, Nâzım Hikmet’ten Yaşar Kemal’e, Sabahattin Ali’den Asım Bezirci’ye ulaşırız.

Türkiye elbette bir gün baskıların son bulduğu, demokrasinin ve özgürlüklerin yerleştiği, halkı soğan gibi soyan ekonomik düzenin yerine hakça bir düzenin kurulduğu günleri görecek. Bu da yazarınızın geleceğe imzasıdır.

Not: Bu yazıyı yazmama, Adana’da ailesine konuk olduğum, 13 yıl önce yaşamını yitiren Dr. Hüseyin Darıcı’nın kitaplığı ve 80’lerde imzalattığı kitaplar vesile oldu. Anısına saygıyla.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021