Enver Aysever

Esas mesele!

28 Mayıs 2020 Perşembe

Bizde köşe yazarlığı hem kolaydır hem güçtür. Kolaydır; bir günde, Batı’nın herhangi bir ülkesinde aylarca olmayacak işlere tanıklık edersin, yaz yaz bitmez. Güçtür; aslında temel sorun hiç değişmez, bir türlü esas meseleyi tartışma olanağı bulamazsın. Elbette köşeciliğin popüler kültürle olan bağını da hesaba katmak gerek. Eğer kalemin kıvraksa, toplumda belli yer elde edersin, okurun alkışına alışırsın. Tehlikelidir bu durum. Hakiki aydınlanmacı geniş kesimleri irkiltme görevini gönüllü üstlenir. Oysa çoğu köşeci kitlesini hoşnut etmek için lafı geveleyip durur.

***

Bilişim olanaklarının gelişmesi yeni sorunlar getirdi. Artık herkes köşeci oldu. Sade köşeci değil elbette, şair, romancı, programcı, şarkıcı, sanatçı aklınıza ne gelirse. Ölçüler yitti. Eleştiri kurumu çöktü. Haliyle estetik, etik sorunlar göz ardı edilir oldu. Toplum kolaycıdır. Derinlemesine uğraşmak, çabalamak istemez. Hal böyle olunca da “ortalama” olan her zaman kazanır. Beceri bu “ortalama” çıtayı yukarı çıkarabilmektedir. İfade özgürlüğü açısından yeni çağ türlü olanaklar sağlıyorsa da önümüze özgünlük, derinlik türü sorunlar koyuyor. Elbette siyaset de buna göre biçimleniyor.

***

Dünya yıkıcı muhafazakârlık, milliyetçilik pençesinde kıvranıyor. Neo-liberal düzen, bencilliği özendirdiği için genel kanaat “ben paçayı kurtarayım da benden sonra ne olursa olsun” yönünde. Bunun nedeni değer yitimi. Sorumluluk üstlenen, erdem sorunu üzerine düşünen kimseler toplumdan dışlanıyor. Güruh anlamadığını lanetler, öyle de oluyor. Din bu bağlamda nasıl da kullanışlı hale geliyor. Kanıta dayanmadığı için üstüne dilediğince kalem oynatmak, palavra sıkmak mümkün. Üstelik riskli tartışma alanı olduğundan, kimseler buraya girmek istemiyor. Özellikle de siyasiler. Kutsalları tartışmaya açmak cesaret ister ama hepsini. Bundan kaçındıkça gericiliğin bataklığına saplanıp kalırsınız.

***

Güncel siyasal sorunlar, hakikati gizlemek için köpürtülür. Siyasetçi açısından sığ düşünsel iklim işe yarar. Temel karşıtlıklar üzerinden gevezelik etmek herkesi korur. Hele de RTE gibi buna her gün zemin hazırlayan bir Cumhurbaşkanı varsa, iş daha da kolaydır. Her sözüyle toplumu kutuplaştıran, popülist siyasetle bugüne dek gelen Türk siyasal İslamcılar şimdi çatışıyor. Kapitalizm için her dönem kullanışlı olan bu siyasal figürler, kaynaklar tükendiği için birbirini yer halde. Şimdilik su yüzüne çıkan bölüm bile dehşet verici. Ama nihayetinde hep “düzen” içinde kalarak konuşuyorlar. Oysa sorun onları var eden, kullanan düzenin ta kendisidir.

***

Siyaset kurumu “entelektüel” insan istemez pek. Dahası, önceki yaşamında akademisyen, sanatçı, yazar, bilimci olan kişi bile bu bataklık içinde kaybolur, yönünü yitirir. Herhangi bir düşünce insanı: “Ben şimdi bunu söylersem siyaseten maliyeti ne olur?” diye adım atmaya başladı mı, artık ölüdür. Yığınların davranışlarına göre biçim almak, kaçınılmaz olarak gerici yapar insanı. “Siyaset yapmayacak mıyız” sorusu geliyor önümüze. Elbette yapılmalı, üstelik ısrarla, inatla yapılmalı. Ama cesur, risk alarak yapılmalı. Hakikatin er ya da geç kazanacağını bilerek, rüzgâra karşı durma cesareti göstererek yapılmalı. Siyasetçi kesimin genel olarak tüccar, cahil olduğunu bilerek dirençle yapılmalı.

***

Dünya bazı dönemlerde önemli olanaklar sağlar. Bu “salgın” günleri örnektir. Bizim yerel koşullarımızı da ekleyince, hakikati ısrarla söylemenin tam zamanı olduğu açıkça görülüyor. Artık Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, insan hakları, hukukun üstünlüğü, bilimin bağımsızlığı tamamen ortadan kalkmış durumda. Enerji, tarım başta olmak üzere tamamen dışa bağımlı ülke. Güvenlikçi politikalar her gün artıyor. Piyasa koşulları dünyada ağır, bizde daha da ağır! O halde neden bunlardan söz edilmez ki? Bugün dinciliğin, ilkel milliyetçiliğin neler doğurduğu açık değil mi? Salgın bir kez daha gösterdi ki, halk yoksulluk içinde kıvranıyor. Neden işçiden, emekçiden, üretimden, bağımsızlıktan söz edilmesin?

***

Bayramlarda sürekli telefonlarımıza ileti geliyor. Bize kutlama iletisi gönderenler kimler? Cumhurbaşkanı, bakanlar, vekiller, belediye başkanları ve benzerleri. Her özel günde milyonlarca iletiden söz ediyoruz. Amaç ne peki? Siyasal reklam! Peki, bu iletilerin kaynağı neresi? Kamu! Parayı kim veriyor? Halk! İşte palavra demokrasi, liberal iktisat budur. Sana, senin paranla tanıtım yaptırır, geçmediğin köprünün, uçmadığın havaalanının parasını ödetir.

***

Diyeceğim; köşecilik hem kolaydır hem zordur. Kendi mahallene seslenip gününü gün etmek var, bir de çomak sokmayı göze alıp, doğru yoldan gitmek var! Esas meseleyi konuşalım!


Yazarın Son Yazıları

Küllenmeyen yangın! 2 Temmuz 2020
Demokrasi için yürümek! 25 Haziran 2020
Bit yavrusu! 18 Haziran 2020
Ya o polis sen isen? 1 Haziran 2020
Esas mesele! 28 Mayıs 2020
Yeni normal! 18 Mayıs 2020