Kriz mi dediniz?
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Kriz mi dediniz?

01.10.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Demeyiniz! Cumhurbaşkanı “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. O çok deneyimli ve bilgili bir liderdir.

Veriler önemli değil...
Verilere bakarak, Cumhurbaşkanı’nı sorgulamak size düşmez. Doğru, ekonomi yavaşlıyor, enflasyon artıyor, işsizlik ve işçi eylemleri de. Bir stagflasyon söz konusu. Yine de siz kriz mıriz demeyiniz, çünkü Cumhurbaşkanı, “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. O çok bilgili bir liderdir.

Peki, dolar kuruna, Merkez Bankası’nın hızla eriyen rezervlerine ne diyeceğiz! Sizi bilmem ama, Cumhurbaşkanı “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. O çok bilgili bir liderdir
Türkiye’de Ekonomik Güven Endeksi, ağustos ayında 83.9 iken eylül ayında 71’e gerilemiş. Yılbaşında 72.3 olan Tüketici Güven İndeksi de 59.3’e gerilemiş. Öyle olabilir, ama Cumhurbaşkanı “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. O çok bilgili bir liderdir
İyi de, Reuters’in “Türkiye’nin AVM inşaat humması sonuna geldi, sert bir frenle duruyor” haberinin anlamı ne? Tüketici talebi gerilerken, fiyatlar artarken, dükkânların ciroları geriliyor, dövize bağlanmış kiralar ödenemiyor. Şimdi kiracılar, o sert frenle adeta otomobilin ön camından sokağa fırlıyor. AVM sahiplerinin, bankalara 15 milyar dolar borcu varmış. Tüketim çöküyor (1990’ların sonunda Brezilya ve Arjantin krizlerini anımsayarak) adeta “madendeki kanarya” sayılabilecek AVM’ler ölüyor. Yalnızca AVM’ler değil ki. Büyük şirketlerin de başı dertte. Yılbaşından bu yana 200 şirket konkordato ilan etti. Kimi otomotiv şirketleri üretimi durduruyor. Olsun, yine de siz krizden söz etmeyiniz. Cumhurbaşkanı, “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. Ve o çok bilgili bir liderdir.
Diyor da, ülkenin dış borçları 475 milyar dolar, bir yıl içinde 181 milyarını çevirmek gerekiyor. Acilen 75 milyar dolar bulunamazsa borç krizi kapıda. Doğru, Akbank’ın kanıtladığı gibi dış kredi almak olanaksız değil, ama aldığı kredinin maliyetinin yılbaşına göre ikiye katlandığı da bir gerçek.
Yabancı bankaların Türkiye bankalarına güveni iyice zayıflamış. Moody’s, Fitch gibi kredi notu veren kuruluşlardan da bir süredir benzer yönde sinyaller geliyor. Fitch, bankaların gelecek 12 ay içinde 50 milyar doları çevirmeleri gerekeceğine işaret ediyor. Faizine katlanabilen bu borcu çevirebilecek...
Hollanda Bankası ING’nin yükselen piyasalar müdürü Nick Smallwood’un “Kredi maliyeti önemli değil önemli olan kredinin çevrilebilmesidir” sözleriyse 1980’lerdeki borç krizi sırasında IMF direktörü Larosiere’in, “Önemli olan borçların ödenmesi değil, servis edilmesidir. Herkes borcunu geri öderse dünya mali sistemi çöker” sözlerini anımsatıyor.
Önemli olan ineği öldürmeden sağmaya devam etmek.
Sakın, “Bu yüksek faiz, bankaların borçlarını daha da artırmayacak mı? Bu faiz hangi kaynaklardan çıkacak? Bu kaynak çıkışı, ekonomik büyümeyi, halkın refahını nasıl etkileyecek” diye sormayın. Kriz sözcüğünü ağzınıza almayın, çünkü Cumhurbaşkanı “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. Ve o çok bilgili bir liderdir.

 
Bağımsızlık filan da...
Kriz mıriz yoksa, YEP niye var? Devletin maliyesini yönetmek için Sayıştay diye bir kurum varken, yönetim neden McKinsey adlı bir ABD şirketine devrediliyor, ülkenin ekonomik sırları bu şirkete açılıyor, hem de ülke ABD ile bir ekonomik savaş içindeyken? Burada bir ulusal egemenlik kaybı sorunu yok mu? Türkiye bağımsız, dünya lideri olarak yükselen bir ülke değil mi? Bunlar önemli değil! İçiniz rahat olsun, Cumhurbaşkanı “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. Ve o çok bilgili bir liderdir.
Niye, dün Nazileri anımsatan politikalar izlemekle suçladığımız Almanya’nın, bize “ekonomik savaş” ilan eden ABD’nin kapılarındayız? Reuters büyük Çin şirketlerinin, Türkiye’de şirket satın almaya geldiğini aktarıyor. Neden, “borçlandır kendine bağla” taktiği izleyen Çin’in, YTL düşmeye, borç krizi olasılığı artmaya başlayınca Türkiye piyasasına ilgisi arttı? Çin’in kredi karşılığı, Kanal İstanbul’a, dünyaya ne kadar büyük bir ülke olduğumuzu gösterecek bu “çılgın projeye” talip olduğu doğru mu? Yoksa ülkenin şirketleri ve değerleri “batan geminin malları” gibi mi görülüyor. Sakın, yükselen güçler, ekonomik krizi, Türkiye’yi geleneksel müttefiklerinden koparma, bu kez kendi manipülasyonlarına uygun hale getirmek için bir fırsat olarak görüyor olmasınlar?
Bakın, hâlâ ekonomik krizden, bağımsızlıktan filan söz ediyorsunuz. Bunları kafanıza takmayın. Cumhurbaşkanı “Kriz mıriz yok, hepsi manipülasyon” diyor. Ve o çok deneyimli, bilgili bir liderdir.
 

Yazarın Son Yazıları

İran’ı düşünürken

İran’da halk yine büyük cesaretle molla rejimine başkaldırıyor. Molla rejimi yine bu isyanları şiddetle bastırıyor. Yine Batı medyasında “Bu kez farklı”, “İran rejimi artık dayanamaz” filan... Peki “Daha fazla dayanamazsa ne olur”?

Devamını Oku
19.01.2026
Neoliberalizmden sonra: ‘Maddenin’ geri dönüşü

Financial Times’ta Gilian Tett, “Trump’ın eski moda petrol talanının arkasında ne var?” başlıklı yazısında...

Devamını Oku
15.01.2026
‘Muktedir yapar, zayıf çaresiz katlanır’

Miller’in bu sözleri, Trump’ın New York Times söyleşisindeki “Beni ancak kendi ahlakım, kendi aklım durdurabilir; uluslararası yasalar umurumda değil” açıklaması aklıma, Hubris ve Nemesis kavramlarını, kendi zamanının süper gücü Atina ile küçük Melos adası arasındaki ünlü Melian Diyaloğu’nu getirdi. Melos adası, Atina’nın aşırı talepleri karşısında adaletten söz ederken Atina, “Muktedir olan yapar zayıf olan çaresiz katlanır” diyordu. Atina adayı işgal etti, tüm erkekleri öldürdü, kadınları köle olarak sattı (MÖ 416). Atina’nın bu “güç zehirlenmesi” (Hubris) 12 yıl sonra bir Nemesis ile belasını buldu: Peloponez savaşları bittiğinde (MÖ 404) Atina teslim olmuştu; insanlığa demokrasi düşüncesini trajediyi hediye eden uygarlığı hızla çöküyordu.

Devamını Oku
12.01.2026
Dolar ve ‘Donroe’

ABD özel güçleri Maduro’yu kaçırdı, tutsak aldı.

Devamını Oku
08.01.2026
2026’ya girerken ‘büyük resim’

Bu jeopolitik ortam, içeride yeni bir devlet biçimini de besliyor. Güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünün daraltılması, algoritmalarla gözetim, sürekli olağanüstü hal dili, muhalefetin “iç düşman” olarak kodlanması artık sıradanlaşıyor. Dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimler alsa da otoriterlik ve totaliter teknikler, “süreç olarak faşizm” içinde normalleşiyor.

Devamını Oku
05.01.2026
Neoliberalizmden sonra: Yeni model arayışı

Yeni model arayışına IMF ve Dünya Bankası da katılmış.

Devamını Oku
01.01.2026
2026’ya girerken Avrupa

Avrupa Birliği, 2026’ya Trump Amerika’sının ve Putin Rusya’sının basınçları altında “Birliğin bir geleceği var mı” sorusuyla giriyor. Ancak, bu sorunun cevabı öncelikle AB’nin iç çelişkilerinde, yapısal sorunlarında yatıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yeni ‘model’ arayışında bir seçenek

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in neoliberalizmden farklı modeli, büyük güç rekabetine bakışı, “Çin mi kazanacak ABD mi” sorusunun ötesinde uzun vadeli bir stratejiyi yansıtıyor. 2026’ya girerken Çin modeli yalnızca çevre ülkelerin değil, merkez ülkelerin liderliklerinin de ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
25.12.2025
‘Ruh mühendisliği’

Türkiye, yıllardır siyasal İslam rejiminin “toplumsal ruh mühendisliği” projesinin baskısı altında yaşıyor.

Devamını Oku
22.12.2025
‘Erkeklik krizi’!?

Erkek fantezilerini meşrulaştıran faşist ve siyasal İslamcı ideolojilerle hesaplaşmadan algoritmaları suçlamak kolaydır ama asıl nedeni görünmez kılan politik bir kaçıştır.

Devamını Oku
18.12.2025
Birlik yoksa iktidar da yok

Sağın bu birlik refleksi, ideolojik bir tutarlılıktan değil, son derece sade bir siyasal sezgiden besleniyor: İktidarı istiyorsan yan yana duracaksın.

Devamını Oku
15.12.2025
UGS: Emperyalist-faşist moment!

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne (UGS) bu kez emperyalizm ve faşizm kavramlarının ışığında bakacağım.

Devamını Oku
11.12.2025
2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm

Önümüzdeki dönem dünya siyasetini yalnızca büyük güç rekabeti değil; milliyetçi, hatta uygarlıkçı reflekslerle donanmış yeni bir “teknolojik kapitalizm” biçiminin, faşist ideolojinin küresel ölçekte (öncelikle de UGS’nin, “göç dalgaları altında kimliğini kaybeden, gerileyen uygarlık” olarak tanımladığı Avrupa’ya), dayatılması belirleyecek.

Devamını Oku
08.12.2025
2026’ya girerken militarizm ve faşizm

Pazartesi günü, 2026’ya girerken ABD ekonomisinin çok kırılgan, küresel ekonominin resesyon eşiğinde olduğunu vurgulamıştım.

Devamını Oku
04.12.2025
2026’ya girerken dünya ekonomisi

Dünya ekonomisi 2026’ya girerken resesyon sınırında (yüzde 3) yavaşlamaya devam ediyor, riskler ve büyüme önündeki engeller artıyor.

Devamını Oku
01.12.2025
‘Süreç’ gerçek değil!

“Komisyon”, hukuki, idari ve anayasal bir zeminden yoksun.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Evrenin yeni efendileri’

The Economist 1990’larda, bir sayısında, finansallaşma başlarken 10 dev ABD bankasını kastederek “evrenin yeni efendileri” diyordu. Bu bankalar dünya borç piyasasında egemendi.

Devamını Oku
24.11.2025
Arjantin’de Milei zaferinin şifreleri

Serbest piyasa Ayetullahları sevindiler...

Devamını Oku
20.11.2025
Küresel Organize Suç Endeksi ve Türkiye

Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 raporu açıklandı. Türkiye 2020’de 6.9 puanla 12. sıradayken bugün 7.2 ile 10. sıraya yükselmiş. Küresel ortalama 5.08. Bu endeks, sadece mafyanın gücünü ya da kaçakçılık hatlarını ölçmüyor; devlet içi yapılardan finansal suçlara, yargı bağımsızlığından ekonomiye sızmış suç ağlarına kadar geniş bir tabloyu ortaya koyuyor.

Devamını Oku
17.11.2025
COP30: Gel de kötümser olma

Küresel ısınma üzerine “Taraflar Konferansı” (COP30) Brezilya’da toplandı.

Devamını Oku
13.11.2025
Demokrasi ve emperyalizm

Emperyalist sistemin ABD, AB gibi merkezlerinin Türkiye gibi çevre ülkelerle ilişkilerinde demokrasi arzusu hiçbir zaman gerçek bir faktör olmadı. Bu ilişkiler her zaman çevre ülkenin ekonomik, jeopolitik açıdan kullanılabilir olma ilkesine dayandı.

Devamını Oku
10.11.2025
Mamdani, panik ve umut

Trump’ın başkanlığından hoşnut olmayanların oranı yüzde 60’ı geçti.

Devamını Oku
06.11.2025
Busan’da ‘büyük resim’

Busan’daki Trump-Şi zirvesi, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret savaşında geçici bir ateşkes anlamına gelmiyor; aynı zamanda, 21. yüzyılın jeopolitik dengelerinde güç, liderlik gibi kavramların yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. Zirvenin sonunda Trump’ın “12 üzerinden 10’luk bir görüşme” sözleri, Şi’nin ise “Dev gemiyi birlikte yönetiyoruz” vurgusu, ”yeni” bir durumu sergiliyor: Amerika artık “tek süper güç” değil.

Devamını Oku
03.11.2025
Noktaları birleştirmek

Gözlerimizi gerçeğe açmamız gerekiyor.

Devamını Oku
30.10.2025
Teknoloji, oligarşisi ve faşizm

Z kuşağının emeğin, doğanın, LGBTQ ve kadın haklarının değersizleştirilmesine, ırkçılığa gözetim kültürüne ve kurumsal otoriterliğe karşı zaman zaman isyana varan direnişi, yalnızca bir kuşak çatışması değil, sermayenin denetim kapasitesini sınırlayan tarihsel bir başkaldırı biçimi. Tam da bu nedenle, işletmelerinde kontrolü yitirme korkusu, teknoloji sermayesini giderek demokrasi düşmanı, hatta faşizan reflekslere sürüklüyor.

Devamını Oku
27.10.2025
İsyan ve kriz çakışmaya başladı

İsyan ve ekonomik kriz dinamikleri tarihte zaman zaman çakışıyor.

Devamını Oku
23.10.2025
Yine bir finansal krizin eşiğinde

Geçtiğimiz günlerde, Altın 4 bin dolara ulaştı, piyasalarda “Borsa aşırı değerli” uyarıları sıklaştı. Jamie Diamond, Warren Buffet gibi ünlü yatırımcılar bu durumun sürdürülemezliğine işaret ediyorlar.

Devamını Oku
20.10.2025
Gazze’de ateşkes

Gazze’de savaşın yerini alan ateşkes, ilk bakışta bir nefes alma imkânı sundu.

Devamını Oku
16.10.2025
‘Yapılamaz’ kültü (The cult of can’t)

Cuma günü, Aurelien adlı bir yazarın “The cult of can’t” başlıklı denemesine rastladım. Perşembe yazımı okumuş olanların ilgisini çekeceğini düşünerek özetliyorum.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Aydınlanma’nın alacakaranlığında...

Kapitalizmin merkezlerinde (Anglosakson dünyada) uzun yıllar küreselleşmenin, teknolojinin (özellikle internet ve dijitalleşme) bizi “bugünden daha iyi” (özgür, demokratik, bolluk) günlere taşıyacağı anlatıldı.

Devamını Oku
09.10.2025
Bazen bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir

Bu kez şanslıyım, önümde iki fotoğraf var. Meclis’in açılışında ve akşamında verilen davet sırasında çekilmiş bu fotoğraflar bugünkü siyasi şekillenmenin, “sağını-solunu”, çok güzel betimliyorlar.

Devamını Oku
06.10.2025
‘Gizli (stealth) sömürgecilik’ ve Türkiye

Cumhurbaşkanının ABD ziyareti, MAPEG’in, 33 ilin topraklarını doğrudan madencilik yatırımlarına açması emperyalizm tartışmalarını yeniden canlandırdı.

Devamını Oku
02.10.2025
‘Aynanın’ öte yanında

Bilimde bazen bir sıçrama yalnızca araştırmacıların dar çevresini değil, tüm insanlığın geleceğini etkiler. 2020’de DeepMind’in geliştirdiği AlphaFold sistemi böyle bir andı.

Devamını Oku
29.09.2025
Yapay zekâ dünyayı yutuyor

“YZ dünyayı yutuyor” artık abartılı bir iddia değil.

Devamını Oku
25.09.2025
Güney Avrupa’da demokrasiye geçiş

Tsiridis’in çalışmasının en güçlü yanı, somut tarihsel analizleri belgelerle destekleyerek sivil toplumun (çoğunlukla göz ardı edilen) rolünü vurgulaması.

Devamını Oku
22.09.2025
Üzüm üzüme bakarak...

Dünya siyaseti ve ekonomisi, daha önce hiç görülmemiş bir biçimde birbirine benzeşen güç dinamikleriyle şekilleniyor.

Devamını Oku
18.09.2025
İsrail Gazze’de ne yapıyor?

Gazze’de yaşananlar, uluslararası medyada sıklıkla “çatışma”, giderek soykırım olarak tanımlansa da Prof. Jiang Xueqin olanların arkasında çok daha karanlık bir gerçeğin yattığını söylüyor.

Devamını Oku
15.09.2025
11/9/01: Nereden nereye

ABD yönetimi, yeni savunma stratejisi raporunu, (QDR2001), 11 Eylül 2001 “olayının” tozu yatışmadan açıklamıştı.

Devamını Oku
11.09.2025
Endonezya’da isyan

Endonezya, yaygın protesto gösterileriyle sarsılıyor. Başkent Cakarta’dan ülkenin dört bir yanına yayılan bu olaylar, sadece yerel bir huzursuzluk değil, aynı zamanda küresel kapitalizmin çevre ülkelerde yarattığı derin eşitsizliklerin, devlet şiddetinin bir ürünü. İsyanın temelinde rejimin tüm kilit kurumların, parlamento dahil, içini boşaltmasıyla, demokratik haklarını kaybetmekte olduklarını hisseden geniş kitlelerin tepkisi yatıyor.

Devamını Oku
08.09.2025
Küreselleşmeden sonra, üç fotoğraf

“Küreselleşme” yerini parçalanmaya bırakıyor, bir yeni-jeopolitik şekilleniyor.

Devamını Oku
04.09.2025