Geçen haftaki yazımda AKM’deki bir önceki İDSO dinletisinin salondaki konser dinleyicisini kutlamıştım. Yeniden anımsatayım: Şef G. Mengoli, solist Cem Babacan’dı. Ve AKM’ deki artık alışageldiğimiz yersiz alkışlar yoktu. Ben de artık bu hep böyle gidecek sandım. Ne cehalet! Geçen hafta ise bırakın bölüm aralarını, her nefeste alkışlar vardı, kıyamet kopuyordu! Önceki yazımı okumuş bir okurum bana yaklaşıp bakalım bu hafta ne yazacaksınız, dedi. Bırakın alkışı, tam yanıbaşımdaki sırada oturan iri yarı bir beyefendi, topluluk her nefes aldığında “bravo”ları ve dinmeyen alkışlarını esirgemedi. Ne olur bir sayfalık program notu basılsa. Herkes gidip karekodundan okutmayı akıl etmiyor veya bilmiyor. Böylece yapıtların kaç bölüm olduğunu, hatta hangi besteciye ait olduğunu öğrenirler. Daha önce de yazmışımdır: Bizler gençliğimizde o program notlarını saklardık.
HER YERDE ŞOSTAKOVİÇ VAR
Dimitri Şostakoviç bizim konser salonlarımızda sıklıkla programa alınır. Bu bestecinin 1942’de yazdığı, anılarından oluşan “Tanıklık Tutanağı”nı ve “Orkestra Şefi (Leningrad Senfonisi)” (İlknur Özdemir çevirisi) başlıklı yapıtlarını elimden bırakamamıştım. Hâlâ onlar başucu kitaplarımdır.
BİFO bu mevsim 9 Ekim 2025’teki açılış konserinden başlayarak sık sık Şostakoviç yapıtlarını programına almış. İlk konserde bestecinin 2 numaralı Fa Majör, op 102 piyano konçertosunu şef Carlo Tenan yönetiminde İlya Maximov seslendirmişti. 5 Şubat’ta dinlediğimiz piyano, trompet ve yaylı çalgılar için konçertosunu Belçikalı şef Martin Dendievel yönetiminde ve 12 Mart’ta Carlo Tenan yönetiminde dinleyeceğimiz konser de Rus ve Kırgız temaları üstüne Op.115 Prelüdü ile başlayacak. 16 Nisan’daki konseri yine Carlo Tenan yönetiyor ve yine Şostakoviç’in 6 numaralı, si minor, op.54 Senfonisi yer alacak. Yok hiç şikâyetçi değiliz. Şostakoviç’i dinleyiciler de yorumcular da çok seviyor.
NİL VENDİTTİ VE İDSO
AKM’deki İDSO DenizBank Konserleri kapsamındaki dinletiyi geçen hafta Nil Venditti yönetti. Dünyanın en ünlü salonlarında çalan saksafoncu Jess Gilliam solistti. Nil’i her dinlediğimde daha güçlü bir şef olarak buluyorum. Ama neyse ki o çocuksu sempatik tavrından hiçbir şey eksilmiyor. Örneğin solist bis yaparken o da bağdaş kurup sahnenin bir köşesinde yere oturuveriyor! Programda İngiliz besteci Anna Clyne’ın çağdaş müziğin fantastik dünyasına kapı aralayan Glasslands adlı yapıtı ile Wolfgang Amadeus Mozart’ın 35 Numaralı Senfonisi vardı. Anna Clyne yapıtında, İrlanda folklorundan “Banshee” ruhunun fantastik dünyasını yansıtmıştı. İrlanda’da “Banshee ruhu” neymiş derseniz, “Ölüm habercisi, çığlık gibi ağıt sesi” olarak tanımlanıyor. İlginç bir programdı.