Bir demokrasi sorunu: Hizbut Tahrir - Çiğdem Bayraktar Ör
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bir demokrasi sorunu: Hizbut Tahrir - Çiğdem Bayraktar Ör

11.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

 

Image

Köktendinci Hizbut Tahrir’in uzantısı “Köklü Değişim” grubu Ankara’nın dört bir yanına şeriat ve hilafet çağrıları içeren pankartlar astı. Açıkça bir “düşman” tanımı yapıyor, üstelik bunu “İslam” adı altında sunuyorlar. Toplumu, değerleri üzerinden ayrıştıran ve kaosu besleyen son derece tehlikeli bir söylemleri var. Bu yazı yazılırken henüz cezalandırılmamışlardı. Oysa; laiklik talebini pankartlarla dile getiren SOL Partililer ev hapsine çoktan gönderilmişti. Bu yalnızca bir yargı kararı değil, demokrasiye ilişkin ciddi bir çelişkidir.

Sorun yalnızca bir pankart meselesi değildir. Anayasal düzeni hedef alan bir ideolojinin, ifade özgürlüğü kılıfı altında normalleştirilmesidir. Laiklik, bir yaşam tarzı dayatması değil, tam tersine, inananın da inanmayanın da güvencesidir. Bunu kavrayamayan fanatik dinci yapıların anayasaya aykırı faaliyetleri, yalnızca bugünün Türkiye’sini değil, yarının dünyasını da tehdit etmektedir.

Afganistan’da Taliban, “İslami düzen” vaadiyle iktidara geldi; sonuçta kız çocukları okulsuz, kadınlar kamusal alandan yoksun, toplum ise nefessiz kaldı. İran’da molla rejimi, dini otorite adına siyasal muhalefeti susturdu; genç bir kadın başörtüsü gerekçesiyle yaşamını yitirdi, ülke ayaklandı. Sudan ve Yemen’de de benzer yapılar, “ilahi düzen” söylemiyle hukuku askıya aldı; geriye iç savaş, yoksulluk ve kitlesel göç kaldı.

Hizbut Tahrir’in tasarladığı düzen de bundan farklı değildir: Sandık, çoğulculuk, itiraz hakkı yoktur, “Biz ve düşmanlarımız” dili vardır. Bu dil nerede konuşulduysa, orada demokrasi ya boğulmuş ya da kanla bastırılmıştır.

KİM BUNLAR?

Hizbut Tahrir, Kudüs’te kurulduğu 1953’ten günümüze değin, hedeflediği tüm İslam ülkelerinde etkili bir örgütlenmeyi gerçekleştirirken kendisine biçtiği rolü, İslam ümmetinin gerilemesinin nedeni olarak gördüğü “küfür devletlerinin ve sistemlerinin egemenliğinin etkisinden arınmış bir hilafet devleti kurmak, ümmeti kurtarmak” olarak çerçevelemiş. “Raşidi Hilafet Devleti”ni kurmak istiyor. “Doğru yolda olanlar” anlamına gelen “raşidi” sözcüğü, Hz. Muhammed’in ölümünün ardından gelen dört halife dönemine bir atıftır. Hizbut Tahrir bunu, kurmak istediği İslam devletinin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatmak için kullanır. Öyle ki üç halifenin suikastla öldürüldüğü, İslamı mezhepsel bölünmelere götüren iç çatışmaların sertçe yaşandığı bu dönem, örgüt ideolojisinde idealize edilmektedir. Hizbut Tahrir’in amacı, yalnızca hilafeti tesis etmek değil, bu dönemi canlandırmaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için -Müslüman olsun ya da olmasın- ulus devletlere karşı çalışmak önemlidir. Onlara göre; ulus devlet düşüncesi, ümmet birliğine aykırı olduğundan haramdır. Uluslar kendi kimlikleriyle var olduklarında, diğer Müslümanlardan bir biçimde ayrılırlar. Oysa; hilafet bayrağı altında bütün Müslümanlar birleşmelidir. Milli kimlikler yaşatılırsa, ulusların kendi özdeğerleri üzerinden yönetim esasları ve ilkeleri belirleyici olur; kendi çıkarları ve gelecekten beklentileri diğerlerinden ayrışır; tek bir çatı altında yönetilecek geniş bir ümmet kitlesi parçalanır. Bu da halifenin otoritesini sarsacaktır.

Örgüt için şeriat yasaları esastır ve dünyevi alanda uydurulan demokrasi, anayasal düzen, yasa yapma ve uygulama, çokseslilik ve çoğulculuk gibi kavramlar Tanrı’nın ilahi kurgusuna karşı çıkmaktır ve ortadan kaldırılmalıdır. Anayasal düzenlemelerin hepsi; yoldan çıkmış, küfre saplanmış ümmetin “geriye düşme” nedenidir. Böyle bir yapıda demokrasiye gerek yoktur; biat kültürüyle seçilen, sorgulanamayan bir halifenin mutlak otoritesi yeterlidir. Halifenin yönetim esaslarının tek belirleyeni, Tanrısal hükümlerdir. Bunların ötesine geçilemez; hükümler tahrif edilemez, ancak halifelerce yorumlanabilir. Söylemeye gerek yok: Kadından halife olamaz. Kadını erkekle hiçbir surette eşit görülmez.

KÜRESEL VE SİYASAL 

Örgüt; silah kullanmadığını, kurumsallık elde ettiği ülkelerde bir parti gibi davrandığını iddia etse de birçok ülke onu terör örgütü listesine aldı. Türkiye’de, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından da terör örgütü olarak kabul edildi. Her ne kadar, silahsız bir hareket iddiası taşısalar da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi; “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal rejiminin yıkılması ve yerine şeriat esaslarına dayalı bir devlet kurulması amaçlandığına göre bu amaç zaten kendi içerisinde şiddeti öngörmektedir” diyerek bu hedefin gerçekleştirilmesi için halk nezdinde sempati ve yakınlık hissinin uyanmasının olanaksız olması nedeniyle, doğal olarak silaha başvurulacağını belirterek örgütü terör listesinde değerlendirmişti. AYM ise gerekçeyi yeterli bulmadığından örgütün listedeki konumu hâlâ belirsiz. Barışla hilafeti getirmek mi? Anayasal düzeni, Devrim Yasalarını ortadan kaldırmaya çalışan bu yapıların yasadışı olarak nitelenmesi, bunlara karşı önlem alınması büyük önem taşıyor. Laiklik Meclisi sürekli buna dikkat çekiyor. Özetle; Hizbut Tahrir, köktendinci zihniyetiyle, rejimi yıkmayı hedeflediğinden son derece tehlikelidir. Silahsız olmaları, anayasayı ve gayrimeşru gördüğü devleti ortadan kaldırma niyetlerini yok etmiyor. Silah kullanmamakla övünseler de hilafet çağrıları nedeniyle, kan dökmeye hazır silahlı fanatiklere zemin hazırlıyorlar. Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirirken, Türk makamlarına karşı nefret söylemleri ile silahlı dinci grupları sokağa çekme provokasyonları da raporlara geçti. Lozan Barış Antlaşması’nı reddeden, “Raşidi Hilafet Devleti” tasarımında tüm ümmeti tek bir erk altında toplamayı amaçlayan bu yapı Türkiye’nin yalnızca rejimini değil, varlığını da hedef alıyor.

HÜDA PAR’DAN FARKI NE?

Tek farkı; rengi. Hizbut Tahrir, HÜDA PAR gibi köktendinci kodlarla örülmüş siyasi bir fırsat arayışını sürdürürken hilafet rejimini, bitirildiği topraklarda yeniden canlandırmayı parti programı gibi sunuyor. Demokrasiye, meclise, seçime karşılar. Partileşirlerse küfür olarak niteledikleri demokrasiye meşruiyet kazandıracaklarını düşünüyorlar. Öte yandan; demokrasiden nefret eden örgüt, ondan fazlasıyla yararlanarak, başkentte hilafet konferansı düzenleyebiliyor; Atatürk’e, Cumhuriyete, laikliğe karşı belgesel hazırlayıp sunabiliyor.

ÖLDÜRMEYE BAKIŞI 

Şeri hükümler temelinde kurgulanan düzende; dinden çıkanlar idam, zina yapanlar recm ile cezalandırılır. Kadınların kamusal varlığı son derece sınırlıdır, gerekli görülürse kolayca fiziksel cezalar da alabilirler. Hükümleri uygulamayan yöneticiler de ölümle cezalandırılabilir. Yani “öldürmek” adeta bir devlet programıdır. Aynı gökyüzü altında böyle bir yönetim isteyenlerin olduğunu bilmek son derece ürpertici.

İLGİNÇ BİR SAHİPLENME: KIBRIS HEDEFİ 

“Raşidi Hilafet Devleti”nin vilayetlerinden biri de Kıbrıs’mış. Hizbut Tahrir; büyük bir hilafet devleti kurmayı amaçlarken tarih boyunca Müslümanlara ait olan her yeri sözde bu şeriat ülkesinin sınırlarına katmayı da hedefliyor. Örgüt bildirilerinde Kıbrıs’ın kıyamete kadar Müslüman toprağı olarak kalacağı özellikle vurgulanıyor. Adada; iki bölgeli federasyon ya da bir güç odağı altında uzlaşma ve yönetim formüllerinin kabul edilemeyeceği de belirtiliyor. 50’ye yakın ülkede örgütlenmiş, hedefleri çoktan belli bu örgütün üstüne gitmek için daha ne bekleniyor?

DR. ÇİĞDEM BAYRAKTAR ÖR

Yazarın Son Yazıları

Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Bir demokrasi sorunu: Hizbut Tahrir - Çiğdem Bayraktar Ör

Köktendinci Hizbut Tahrir’in uzantısı “Köklü Değişim” grubu Ankara’nın dört bir yanına şeriat ve hilafet çağrıları içeren pankartlar astı.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026