Piyanonun ikiz kardeşlerine Alman nişanı

20 Ocak 2021 Çarşamba

Dünyaca ünlü piyanistlerimiz Güher ve Süher Pekinel kardeşlere Almanya Federal Cumhuriyeti’nin Liyakat Nişanı takdim edildi.

Dünya tarihinin sayılı ikili virtüözlerinden Güher ve Süher Pekinel, Almanya Federal Cumhuriyeti’nin en yüksek dereceli nişanı olan “Liyakat Nişanı” ile onurlandırıldı. Bu ödül, önceki gün Alman Başkonsolosluğu’ndaki törenle Başkonsolos Regenbrech tarafından Cumhurbaşkanı FrankWalter Steinmeier’ın imzası ile takdim edildi. “Bundesverdienstkreuz” nişanı, dünya çapındaki çalışmaları ve hayat boyu kültür-sanat alanında global diyaloğu güçlendiren kariyer ve katkıları nedeniyle alanındaki sıra dışı kişilere 1951 yılından bu yana veriliyor.

Törende Cumhurbaşkanı Steinmeier’e teşekkür eden Pekineller, “Müziğimizin bu kadar çok insanın kalbine ulaşmış olması bizim için bir mutluluk kaynağı” dedi.

Ankara’da dünyaya gelen Pekineller, Türkiye’deki ilk müzik eğitimlerinden sonra lise ve üniversite eğitimini Almanya’da tamamlamışlar, ilk birinciliklerini Almanya’da solist olarak kazanmışlardı. 1977’de Bratislava’daki UNESCO Uluslararası Müzik Yarışması’nda Alman Federal Cumhuriyeti adına birincilik ödülünü almışlardı. Dünkü konuşmalarında, “47 yıldır müzikal dilimizle, profesyonel kariyerimizde müziğin birleştirici, iyileştirici ve paylaştırıcı gücünü kültürler arası yoğun diyalog yoluyla iletmeye çalışıyoruz. Üniversite eğitimimiz sırasında yoğun bir şekilde Almanya’daki göçmen ve sosyal sorunlarla ilgilenirken kendimize her zaman ‘Biz ne yapabiliriz’ diye sorduk. Goethe Üniversitesi’ndeki çalışma gruplarına katılarak Alman ve Türk kültürü içindeki toplumsal sorunlara somut çözümler aradık ve cevabı yine müzikte bulduk. O andan itibaren, huzurevlerinde, anaokullarında ve özel ihtiyaçları olan çocuklar için müziğin olumlu etkileriyle, farklı kültürlerin uyum ve hoşgörü içinde bir arada var olabilmeleri adına çalıştık. Bu ödül, vizyonumuzun ayrılmaz bir parçası olarak hayatımızın geri kalanında bizi her zaman motive edecek” dediler.

Bugüne kadar, kendilerine özgü stilleri, kusursuzluktan ödün vermeyen yorumlarıyla uluslararası müzik camiasında özel bir yer kazanan Güher ve Süher Pekinel, dünyanın en ünlü orkestraları, tarihi şefleri, en prestijli konser salonları ve konser serilerinde, en seçkin festivallerinde yer almışlardır. Dünyanın en önemli şirketleriyle (Deutsche Grammophon, Warner Classics, CBS, Chandos, Arthaus, Unitel, vb.) yaptıkları albüm çalışmaları onları dünyada böylesi kariyer yapabilen az sayıda tanınmış ve saygın müzisyenin arasına yerleştirir.

Ayrıca on beş yıldır devam eden ve gelecek kuşaklara büyük bir hizmet olan müzikte eğitim projeleri ülkemizde çok özel bir yer tutar: “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler”, “Güher & Süher Pekinel Anadolu Orff Müzik Eğitimi” ve “Tevitöl GS Pekinel Müzik Bölümü” gibi. Onları ve projelerini daha iyi tanımak için www.pekinel. com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

MÜZİK EĞİTİMİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

1983 yılında Muammer Sun ile yaptığım bir söyleşiye bakıyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz: O zaman 38 yaşında olan besteci ne söylemişse, o günden bu yana hep aynı fikirleri savunmuş, hep Türk müziğinin modal yapısını ve Kemal İlerici’nin yöntemini korumuş.

Geçen hafta yitirdiğimiz değerli bestecimiz Muammer Sun’un büyük çaplı yapıtları bir yana, çocuklar için müzik bestelemeyi ciddiye alması çok önemli bir özellikti. Osmanlı döneminde çocuklar için bestelenmiş hiçbir eser yoktur; çünkü müzik yüzyıllar boyunca ya sarayda ya tekkede ya da mehterhanede icra edilmiştir. Çocukların kendi ortamında çalıp söyleyebileceği, memleket renkleriyle örülmüş müzik, Cumhuriyet ile birlikte yeşermiştir. Cumhuriyet bestecilerimizden Muammer Sun, Cenan Akın ve Yalçın Tura çocuk müziğine önem veren bestecilerin başında gelirler. Muammer Bey koro, solo, marş, radyo oyunu, müzikal gibi eğlendirip eğiten müziği yaratmıştı. Çocuklara kendi seslerini kullanmayı öğreterek şarkıyla müziğe daha kolay girebilmelerini sağladı. Böylece onlar en güzel çalgıya, kendi seslerine sahip olduklarını öğrendiler. Yoksa her çocuğun eline bir müzik aleti veremezdiniz.

Muammer Sun kendisini İlhan Baran ve Cengiz Tanç ile birlikte 3. kuşak Cumhuriyet bestecisi olarak kabul etmişti. 1983 yılında onunla yaptığım bir söyleşiye bakıyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz: O zaman 38 yaşında olan besteci ne söylemişse, o günden bu yana hep aynı fikirleri savunmuş, hep Türk müziğinin modal yapısını ve Kemal İlerici’nin yöntemini korumuş. Belki giderek daha geniş çalgı-koro katmanları eklemiş ama müziğinde hep aynı kimliği taşımış: “Ben kendimi klasik Türk müziği yazan bir besteci ya da halk müziği yazan bir ozan gibi görüyorum. Benim için bu müziklerden yararlanmak değil, kaynaklanmak söz konusudur. Onları gerçekten içimde duyuyorum. Bach, Beethoven, Bartok, Saygun gibi.”

Ankara Devlet Konservatuvarı’nda 41 yıl görev yapmış ve kendinden sonraki kuşakların nice bestecisini yetiştirmiştir. Yalnız besteci değil, orkestra şefleri ve birkaç kuşağın virtüözü de vardır aralarında. MEB Kültür Müsteşarlığı Müşaviri olduğu sırada “MEB Çocuk ve Gençlik Koroları Talimatı”nı hazırlamış, ilkokul müzik programının yeniden yazılmasına çaba harcamıştı. TRT Müzik Dairesi’nin ve TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu’nun kurulmasını sağlamıştı. TRT Yönetim Kurulu üyesi olarak da çeşitli raporlar hazırlamış ve radyoda çoksesli müzik eğitim programları yapmıştı. Çocuk koroları ve karma korolar için besteleriyle Anadolu sathında kendi özüne bağlı yapıtlarla bir koro müziği ekolü oluşturmuş, çocuklara kendi topraklarındaki sanatı duyurmuştu. Onun şarkıları sadece özel yetenekli çocuklara değil, bütün çocuklara ulaşmalıydı. Müzik eğitim programları, müzik kurumları ve sanatçılarıyla ilgili pek çok yönetmeliğe işlerlik kazandırmıştı.

Koroların yanı sıra orkestra, bale, oda müziği, şan, sahne müziği ve çocuk oyunları için müzikler bestelemişti. Onun büyük çaplı orkestra yapıtlarına örnek olarak: Yurt Renkleri (orkestra süiti), Çerkez Süiti, Mavi Büyü, İzmir Rapsodisi, Nâzım Hikmet Destanı, Kurtuluş (film müzikleri), Cumhuriyet (film müzikleri) ve eşliksiz koro için nice halk türküsü sayabiliriz.

Muammer Sun, geçen hafta tamamladığı 88 yıllık ömrünü çocuklara ve gençliğe adamıştı.


Yazarın Son Yazıları

Şita (kış) esinleri 24 Şubat 2021
Ayla ve yaşama coşkusu 17 Şubat 2021
Yeni yıllar eskirken 30 Aralık 2020
Kayıtlardaki emekler 23 Aralık 2020
Kadife sesler 16 Aralık 2020
Başkentte müzik zirvesi 2 Aralık 2020