Akit adlı mizah gazetesi (1)
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Akit adlı mizah gazetesi (1)

15.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir. “Ciddiyet”in bir düzeyi olduğu gibi mizahın da komedinin de bir düzeyi vardır. Edebiyatımızda hiciv ustası mizah yazarlarımızın adlarını anacak olursak: Vala Nureddin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Orhan Seyfi Orhon, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Peyami Safa, Yusuf Ziya Ortaç, Refik Halit Karay, Ahmet Haşim... Akit’in mizah yazarı Muharrem Coşkun’a gelince ona yazar denmez ancak yazıcı denebilir, o kadar. Bu komik yazıcı aklı sıra benim 6 Şubat 2026 günü yayımlanan “Şeriata Karşı Çıkmak” başlıklı yazımdan dolayı bana “tokat gibi bir irtica dersi” veresiymiş. Görelim bakalım kim kime ders veriyor. “Tokatçı” yazarın yazdıklarını siyah harflerle okuyacaksınız. Altında benim cevaplarım yer alacak.

***

Başını SOL Parti’nin çektiği İslam düşmanı kesimlerin “Kahrolsun şeriat” sloganları atarak sokaklarda halkı kışkırtan korsan yürüyüşüne ve destekçilerine soruşturma açılması, İslam ve Müslüman karşıtı Cumhuriyet’in gerici yazarı Özdemir İnce’yi rahatsız etti. İnce’nin irticanın tanımını yaptığı yazısına cevap veren Akit TV Haber Koordinatörü Muharrem Coşkun ise İnce’ye tokat gibi bir irtica dersi verdi. Coşkun’un İnce’nin köşesinin kupürünü alıntılayarak paylaştığı “Asıl İrtica Nedir” başlıklı yazısı şöyle:

Durum anlaşılmıştır: Kim olursan ol, ister Cumhuriyet yazarı ol ister laikçinin kendisi ol, “irtica”nın bir tek tanımı vardır: Çağdışılık ve despotluk...

- Vikipedi’de irticanın tanımı şöyle: “Türk siyaset literatüründe önceleri geriye dönüşü, daha sonra bilhassa mevcut düzeni dini esaslara dayandırmayı amaçlayan düşünce ve eylemler için kullanılan bir terim.” Osmalıca-Türkçe sözlüğe göre: “Eskiyi isteme; geri dönücülük.” “Çağdışılık”la ilgisi var ama “despotluk” öznel ve zorlama bir seçim.

Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucu ilkeleri olan İslam ve şeriata karşı yapılan her türlü girişim ve eylemlere, “irtica” denir.

- Lahavle... Bu Muharrem Coşkun adlı muhterem zat, kendini arpa ambarında sanmakta galiba. Komiklik, budalalık: İslam ve şeriat Türkiye Cumhuriyeti’nin “kurucu ilkeleri” imiş. İsterseniz yukarıdaki irtica tanımını bir kez daha okuyun. Tam anlamıyla falakalık bir durum. (Son cümle için okurun bağışlamasına sığınırım!)

Zira Cumhuriyetin ilk iki anayasasında (1921-1924) laiklik yok, İslam ve şeriat vardır. Kurucu Meclis (1923), cuma günü dualarla, kurbanlar kesilerek ve “şeriat ve hilafete sadakat” sözüyle açılmıştır.

- “Arpa ambarı” durumu devam ediyor. Yukarıda dedikleri doğru amma velakin bu kişi tarih konusunda geçer not alamaz. Çünkü o bir süreç olan tarihi durağan sanıyor. Ama tarihte fren ve geri vites yoktur. Şimdi şu satırları okuyalım:

“Laiklik ilkesi, 1924 Anayasası’na 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle; 2. maddeye devletin nitelikleri olarak ‘Türkiye Cumhuriyeti cumhuriyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır’ biçiminde girmiştir. Daha sonra 1961 Anayasası’nda ve son olarak 1982 Anayasası’nın 2. maddesinde laiklik ilkesi Cumhuriyetimizin nitelikleri arasında ‘Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzur, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir’ şeklinde yer almıştır. Anayasamızın 4. maddesinde laiklik ilkesi, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez temel nitelikler arasında sayılmıştır.”

Cumhuriyet süvarisi 1921’de, 1923’te, 1924’te, 1937’de durmadı. Tarihin süvarisi yapması gerekeni yapmak için durur ve bunu yaptıktan sonra yoluna devam eder. Bu kadar cehalet ancak Akit’in zavallı yazıcılarında bulunur.

Kurtuluş Savaşı’nın komutanı gördüğünüz Mustafa Kemal, hutbe okumuş (7 Şubat 1923) ve “Anayasamız Kuran-ı azimüşşan, rehberimiz Hz. Muhammed’dir” demiştir.

- Mustafa Kemal kuşkusuz Kurtuluş Savaşı’nın muzaffer komutanıdır. Bu komutanlık bizim gözümüzde değil tarihin kitabında yazmaktadir. Küncü beyinleriyle güya onu küçümseyecekler. Hadi oradan bre!!! Mustafa Kemal, hutbe okumuş (7 Şubat 1923) ve “Anayasamız Kuran-ı azimüşşan, rehberimiz Hz. Muhammed’dir” demiştir. Bunu 7 Şubat 1923 günü söylemiş. Doğru! Laikliği 1937 yılında tanımlayan da odur. Laikliğin anayasaya girmesiyle İslamın hükümleri metin dışında kalmıştır. Laiklik ne dine ne de dindarlığa karşıdır. Laiklik ne dinleri ne de dindarlığı yasaklar. Sadece dinin ilkelerine devlet yönetiminde yer vermez.

Bunu bile anlamaktan aciz bu adamlar.

Yazarın Son Yazıları

Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025
AKP’yi iktidara getiren seçim

1 Kasım 2002 günü “İki gün sonra 3 Kasım 2002” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında...

Devamını Oku
23.11.2025
Devri sabık yaratmak

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir.

Devamını Oku
21.11.2025
Toplu iğne ve nankörlük

Basında yer alan haberlere göre, Cumhuriyetin kuruluşunun 102. yıldönümü münasebetiyle savunma sanayisindeki gelişmeleri anlatan AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, “Dünya genelinde satılan her 100 İHA’dan 65’ini biz tedarik ettik, 180 ülkeye ürün ihraç ettik. Sizleri 25 yıl geriye götürmek istiyorum, ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk” demiş.

Devamını Oku
18.11.2025
‘Entel-dantel Özdemir Bey’in itirazı

“Eşit anayasal vatandaşlık...

Devamını Oku
16.11.2025