Bataklıktayız ama bir türlü batmıyoruz
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Bataklıktayız ama bir türlü batmıyoruz

24.09.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım mahallede ve pazarda esnafla muhabbet etmeyi pek bir severim. Çok şey öğrenirim. O günde öyle oldu. Sürekli alışveriş yaptığım kasap arkadaşla laflıyoruz, hadi özel bir şey ama sorayım dedim; “Senin işlerde bir azalma oldu mu?” “Olmaz mı? Eskiden haftada bir et alan müşteriler, on beş günde bire düştü. Sana bir şey söyleyeyim mi, başka bir ülkede bu zamlar olsa vallahi billahi cümle ülke açlıktan ölür ama biz ne olursa olsun ayaktayız. Hani şimdi herkesin dilinde bir söz var, ‘Coğrafya kaderdir’ diyorlar. Doğrudur, biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bataklıktayız ama batmıyoruz” dedi. Ben anlamadım, “Nasıl batmıyoruz?” dedim. 

Bak” dedi, “Şimdi coğrafyamızın bize nasıl bir faydası var anlatacağım. Şimdi mesela Karadeniz’in en doğusuna gidelim, oradaki dört beş kenti Gürcistan’ın Batum kenti besliyor. Gürcüler çalışkan, toprakları çok verimli. Bizimkiler haftada bir bazen iki Batum’a geçip fileleri dolduruyorlar. Sigarayı, içkiyi oradan alıyorlar. Artık gümrüktekiler de alışmış, herkes birbiriyle ahbap. Gördün mü coğrafyanın nimetini. Sadece orada mı? Trakya tarafına geçelim. Bulgar parası bizim paramızdan değerli, vize de yok. Bulgar aileler aklına ne gelirse bizden alıyorlar. Yeni ev kuranlar, buzdolabını değiştirmek isteyenler kamyonetlerle geçip her bir ihtiyaçlarını alıp gidiyorlar. Eh bizim oralardaki esnaf da bataklıkta batmıyor.

O anlattıkça benim de zihnim açılıyor ve “Coğrafya kaderdir” sözünü destekleyen bazı görüntüler aklıma geliyor. Örneğin deprem bölgesi Maraş’ın girişinde neredeyse yarısı açılmış bine yakın kasanın bulunduğu kasa mezarlığı geliyor. Açılmamış ve sahipleri gelmemiş kasaların başında hem polis hem jandarma bekliyordu birbirlerine güvenmedikleri için. Anlattılar, açılan kasalardan 22 ayar altın kemerler, külçe altınlar çıkmış. 22 ayar altını da en iyi işleyen ülke bizim komşu İran. Şu coğrafyanın zenginliğine bir bakın!

Aynı zenginliği Hakkâri’de görmüştüm. Bir sabah vakti üşenmeyip caddelerdeki tekel ve kuyumcu dükkânlarını saymıştım. 14 tekel, 17 kuyumcu dükkânı vardı. Ve daha sonra gittiğim bir kuyumcu dükkânında satıcı parasız olduğumu anında sezip bana öyle bir bakmıştı ki çıkmaktan başka çarem kalmamıştı. 

Hay Allah sabah sabah et almaya gittim, kendimi ülkenin neden bataklıkta olup batmadığını konuşurken buldum. 

Ben böyle düşünürken kasap dostum, “Sen” diyor “Van’ı bilirsin sınırda. Düşün bizde köylerde insan kalmadı, en verimli topraklarda tek bir koyun bile otlatılamıyor. Peki en güzel etler Doğu’dan geliyor, bu nasıl oluyor? Bizim sınırlar yol geçen hanı, insanların elini kolunu sallayarak girdiği ülkeye et geçirmek, hayvan geçirmek zor olmasa gerek.

O bunları söyledi ya, gene aklım deprem bölgesine gidiyor. İskenderun’dayım, her yer yıkılmış, uzaktan İskenderun Limanı gözüküyor. Depremi ve sonrasını yaşayanlara soruyorum: “Arkadaş bu limanda tam on gün bir şeyler yandı; konteynerler yanmaz çünkü demirden yapılır. İtfaiye yardımı engellendi hatta limanı yaklaşan bir yangın söndürme gemisi hemen uzaklaştırıldı. Ne yandı?” Biri dayanamayıp şöyle dedi: “Arkadaş yangın biraz daha sürseydi hepimiz kafası iyi dolaşırdık.” Şu coğrafyanın güzelliğine, nimetine bir bakın! 

Arkadaşım kasap, “Hiç mi okumuyorsun, duymuyorsun?” diyor. “Ülkemiz dünyanın en vahşi mafyalarının çöktüğü ülke olmuş. Her gün bir mafya, öbür mafyaya saldırıyor, gün ortasında cinayetler işleniyor, vallahi billahi film olduk. Bu mafyalar işsiz güçsüz bırakılan gençlerimize çengel atıyorlar, böylece normalde ekmek bulamayan aileler en azından ayda bir kilo et alabiliyor.

Ben gene deprem bölgesindeyim, deprem sadece evleri yıkmamış, insanları öldürmemiş bizim gelir kaynaklarımızı da tüm çıplaklığıyla bize gösteriyor. Maraş’tan ilerliyoruz, yol boyunca adını sanını hiç bilmediğimiz benzin istasyonları, çoğunun binaları yıkılmış ama benzin pompaları duruyor. Bir de yakıtın parasını gösteren ışıklı levhalar var. Yol boyunca iş edindim akaryakıt fiyatlarına bakıyorum. Benzin 16 lira. İstanbul’da o günlerde 28 liraydı. Eh Irak bu kadar yakın olunca tabii kaçak akaryakıt bu kadar ucuz olur. 

Bizim kasap fevkalade bilgili, bana ülkemizin bir fuhuş cenneti olduğunu söylüyor. Göçler nedeniyle bu işler artmış. 6000’e yakın kayıp çocuk var. Organ mafyası, çocuk pornosu merkezi olmuşuz.

Bu kadar yeter. Şimdi anladınız mı neden bataklıkta yaşadığımız halde batmıyoruz! Vallahi benim kasabım milletvekillerini cebinden çıkarır. 

Yazarın Son Yazıları

Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025