Beni 19 yaşıma gönderen bir öykü atölyesi
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Beni 19 yaşıma gönderen bir öykü atölyesi

30.10.2022 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

Antalya güzel şehir. Her daim puslu mor dağları, kıyılarda dalgalara dirençli kayaların oluşturduğu falezleri, yeraltı dehlizleriyle, görkemli bitki örtüsüyle, turist kafilelerinin girmek için kapısında sıra bekledikleri Kaleiçi evleriyle sadece güzel değil, şiir gibi bir kent. Ayrıca her gidenin mutlaka görmesi gereken Antalya Müzesi ve görkemli ören yerleriyle cümle aleme gelip geçmiş uygarlıkların tüm sırlarını fısıldayan bir kent.

Şimdi bu Antalya methiyesi nereden diyeceksiniz. Öyleyse ben de bir sırrımı ifşa edeyim. Bu ara İstanbul’da kös kös oturuyorum ve alışkanlık edindim, insanların ülkemin mavi, yeşil denizlerinde, gizli koylarında çektikleri fotolara bakıp iç geçiriyorum. “Ah” diyorum “Ah şimdi bu sulara atlamak vardı!” Temiz kalpli olmalıyım, telefonum çalıyor ve âşık olduğum falezli kıyıların en güzellerine sahip Muratpaşa Belediyesi’nden bir çağrı. Beni bu yıl 17-24 Kasım’da yedincisi gerçekleştirilen Edebiyat Günlerini kapsamında kentin gençlerine küçük bir “Öykü Atölyesi” yapmam için çağırıyorlar. Hem atölye yapacağım hem de ne olursa olsun falezlerden denize atlayacağım. Bavul yapmaya hemen başlıyorum,

(Antalya Müzesi insanı büyüler.) 

Bavul hazır, Antalya’ya iniyorum. Atölye Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde. Yoğunlaştırılmış bir atölye, ilk gün 34 genç insan beni karşılıyor. Ta Finike’den gelmişler. Ben hemen gençlerin yeni sevgilisi cep telefonlarını toplayıp hayat, aile, eğitim hakkında oldukça aykırı bir anlatıma başlıyorum. Yeri geliyor cep telefonlarına izin veriyorum ve hep birlikte Pink Floyd’un efsane şarkısı Another Brick in The Wall’a (Hey öğretmen çocukları rahat bırak! Hey ben duvardaki bir tuğla olmak istemiyorum!) diyerek eşlik ediyoruz. 

Dakikalar nasıl geçiyor bilemiyorum, herkes el kaldırıyor, herkesin bir hikâyesi var. Hep birlikte belediyenin gönderdiği öğle yemeğini yiyip atölyeye devam ediyoruz. Bu arada tuvalet aynasında kendime bakıyorum, o da ne 19 yaşımda gösteriyorum. İşin sırrı gençlerden öğrendiklerim beni gençleştirmiş. 

 Alkışlar arasında atölyenin birinci günü tamamlanıyor. İkinci gün yeni gelen 36 genç insanla yeniden başlıyoruz. O da ne gencecik bir kız şiir kitabıyla yanıma geliyor, öteki bir hikâye kitabını bitirmek üzereymiş. Cesaretlerine şaşırıyorum, sanırım bizim zamanımızda da böyleydi ama biz şiirlerimizi, düşlerimizi kurşun kalemle saman kâğıdına yazardık, onlar direkt telefonlarına yazıyorlar. Bir dinazor olarak ben de bir tek buna itiraz ediyorum. “Kalem ve kâğıdın büyüsü başkadır” diyorum. Beni kırmamak için başlarını sallıyorlar ve atölye başlamadan onlar için hazırlanan kurşun kalem ve küçük not defterlerine usulca el uzatıyorlar. 

 Atölye bitiyor ama onların işi bitmiyor. Şimdilerde yaşadıkları olaylardan, duyduklarından, gördüklerinden, endişelerinden, umutlarından söz eden bir hikâye yazacaklar. Yarışma var. Ödüller 17 Kasım’da 7. Edebiyat Günleri’nde verilecek. Şimdilerde ödüller üstüne epey bir tartışma var ama genç birinin ödüle ihtiyacı var!

 Şimdi biraz da Antalya aslında (yeni Dünya) izlenimlerime gelelim. Birincisi, pandemi sonrası insanlar işlerini uzaktan halletmeye alışmışlar. Kaldığım otelde çok rahat bir çalışma alanı vardı. Tabii çalışmasam da merak bu ya ben de bir koltuğa oturdum. Çevremdeki 10-15 kişi duvara asılı, yeryüzünün değişik kentlerinde zamanı gösteren saatlere bakıp bekliyorlar, önlerinde bilgisayarlar. Saatler niye bu kadar önemli diye kafa yoruyorum ve birden anlıyorum, insanlar oturdukları yerden hangi ülkede borsa açılmış, hangi ülkede bankalar kapısını açmış, hangi ülkede çalışma saatleri başlamış onu bekliyorlar. Ve başlıyorlar çalışmaya, bu çalışma iki üç saat sürüyor sonra herkes asıl sevdiği işi yapmaya gidiyor, kimi denize, kimi kentin merkezi Kaleiçi’ne. Kadın-erkek fark etmiyor. Bence artık Rusların, Ukraynalıların, İranlıların, Nijeryalıların, adeta istilasına uğramış Antalya bana başka bir dünyayı gösteriyor.

 Bu arada Antalya Belek’teki çok yıldızlı beş otelin Ruslar tarafından alındığını öğreniyorum. Bana eşlik eden gencecik belediye çalışanları kaldıkları evlerde artık komşularının ya Rus ya Ukraynalı olduğunu söylüyorlar. Zaten tüm kahveler, açık olan birkaç plaj, silme ülkemizi pek bir beğenen yabancılarla dolu. Bu arada bu yıl kış aylarında kapanan otel yok. Kış sezonu şimdiden dolmuş. Plajdaki görevli biraz canı sıkkın şöyle diyor : “Bu yıl buraya her gün 300 insan geldiyse sadece 25 tanesi Türktü.” Bu arada oteldeki gencecik stajyer öğrencinin kendisine Türkçe teşekkür ettiğimde gözleri ışıdı.

 Ve ben İstanbul’a döndüm. Döner dönmez TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı tutuklandı. Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker, Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” davetine neden katılmadığını anlatan yazısıyla hepimizi uyardı. İstanbul Barosu başkanlığına Filiz Saraç seçildi. Galiba ülkeyi kadınlar kurtaracak! Bir de gençler!

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025
Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Devamını Oku
27.04.2025
Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Devamını Oku
20.04.2025
Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Devamını Oku
13.04.2025