Metin Tükenmez

Kızıl Kraliçe ve Alice

26 Mayıs 2012 Cumartesi
\n

\n

Tek bir insan hücresinde 30 ciltlik Britannica Ansiklopedisinin tümünü üç dört kez kaydedebilecek bilgi kapasitesi vardır. Ama gelin görün ki, insan hücrelerindeki genetik bilginin yalnızca yüzde birinin kullanılıyor olması şaşırtıcıdır. Kabaca düşünürsek ansiklopedinin tek bir cildi kullanılıyor. Geri kalan hücre içi bilginin yüzde 99unun neden orada olduğu bilinmiyor. Bu konu üzerine araştırmalar yapan bilim emekçileri yüzde 99luk kısmın asalak olabileceği ve yüzde 1lik kısmın harcadığı emekten otlanıyor olabileceği üzerine güçlü bulgulara varmışlardır. \n

\n

Bu yüzdelerden söz ederken konuyu futbol dünyamıza getirmeye kesinlikle niyetim yok. Üstelik mikrobiyoloji ile futbolun benzerlikleri de yok. Bizim futbolumuzda asalaklar var mı ki? Herkesin bir şekilde, bir erek uğruna koşuşturduğu ortamda asalaklar olmaz! Gerek futbol alanındaki karşılaşmalarda gerekse kulüpleri ve kurumları yönetenlerin içinde hiçbir üretim etkinliğine katılmadan birbirinin sırtından geçinen ya da sırtına binen birini gördünüz mü?\n

\n

Futbolumuzun içinde ve çevresinde öylesine hızlı bir koşuşturma var ki, futbol alanlarında ve oyunun kendi çevresinde soluklanmak yerine soluğu Silivride alanlar bile var. Bu nefes kesen yarışın sonunda futbolumuz nereye varacak kestirmek zor. Ancak koştuğumuzu ve ileriye doğru hamle yaptığımızı düşünenler için bir öyküden söz etmek isterim.\n

\n

Lewis Carrollun Through the Looking Glass (Aynanın İçinde) öyküsünde, Kızıl Kraliçe, Alicei kolundan yakalar ve kırlarda çılgınca bir koşuya sürükler. Gittikçe hızlanırlar ama ne denli hızlı koşarlarsa koşsunlar, hep aynı yerde kalırlar. Alicein kafası karışır: Benim ülkemde, bu denli uzun süre, bu denli hızlı koşsaydık genellikle bir yerlere varırdık.Kraliçe, Pek de yavaş bir ülkeniz varmışder, Buradaysa, görüyorsun ya, aynı yerde kalabilmek için olabildiğince hızlı koşmak gerek. Ve eğer bir yerlere varmak istiyorsan, bunun en az iki katı hızla koşmalısın.\n

\n

Bırakın dünyamızı, ülkelerimizi kendi çevremizdeki değişim anlarında, aynı yerde kalabilmek için bile normalden daha hızlı koşmak gerekirken biz yan yollara saparak zaman kaybediyoruz gibi geliyor bana. Ya daha hızlı koşabilecek olanları koşu yolunun dışına itiyoruz ya da koşanların sırtına fazla yük bindiriyoruz. Bunca genç nüfus ve dolayısıyla insan kaynağına karşın yarış söz konusu olduğunda çıkışta kalmamızın hücre içi bilgi kullanım oranıyla bir benzerliği var mı acaba?

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

TandemsizTakım 27 Ağustos 2012
Futbolun Spartaküs'ü 26 Ağustos 2012
Yakup Durmuş ve Erol Togay 10 Ağustos 2012

Günün Köşe Yazıları