Benim DemokrasimSeni Döver
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Benim DemokrasimSeni Döver

01.06.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n\n\n

Yıllardır TBMMyi dolduran milletvekili kadrolarına bakarak benim gibileri kimin temsil ettiğini anlamaya çalışır ve milletimin bağrındaki yerimi saptamaya uğraşırım. Bu arayışımda henüz başarıya ulaşamadım ve kendimi bildim bileli, niteliğini niceliğini benimsediğim, paylaştığım birini bulamadım. Özü benzese sözü, yanlışı benzese doğrusu benzemiyor. Sanırım size de benzemiyorlar.

\n

Oysa bu kişiler, demokratik yoldan seçiliyorlar ve madem demokrasi halkın temsiliyeti, azınlık bile olsak, bizim de iktidar koltuklarında değilse bile muhalefet koltuklarında vekillerimiz bulunması gerekirdi, diye düşünüyorum. Seçimden önce biraz benzeyenler var, Meclise girince değişiyorlar. En çok benzeyeni bile en azından pısırıklaşıyor, kendisine oy veren bir yığın insanı temsil etmekle uğraşacağına tek bir genel başkana teslimiyeti ve elini genel başkan yönünde indirip kaldırmayı yeğliyor.

\n

Zamanla benim gibilerin millet bağrında öksüz, demokrasi içinde yetim kaldığına inancım pekişti.

\n

Aristoteles, demokraside yönetimin demos, yani halkın elinde olduğunu, ancak bu halktan sokaktaki kalabalığın anlaşıldığını söyler ve; Sokaktaki kalabalığın demokrasi yönetimi, ülkenin halk tarafından bütün toplumun çıkarını gözetecek biçimde yönetilmesi değildir der. Aristotelese göre demokrasi sisteminde sıradan insanlar, sahip olacakları gücü kendi çıkarları için kullanmak isteyecekler, yeterli bilgi ve bilgeliğe sahip olmadıklarından, demagoji yapmakla yetineceklerdir.

\n

2400 yıl sonra ve en azından Türkiyede, Aristoteles haksız mı çıktı sizce?

\n

Demokrasi diye bir çoğunluk diktasıaltında eziliyoruz. Kuşkusuz çağdaş demokrasilerin önde gelen niteliği, çoğunluğun yönetim hakkı. Ama bu hakkın kullanılması, önceden belirlenmiş sınırlar içinde gerçekleşmeli. İşte bizim zurnanın zırt dediği yer burası ve demokrasinin sınırlarını esnete esnete, bugün o sınırları hiçe sayanların çoğunluk diktasını demokrasi ve Tayyiplere tahammülü demokrasi gereği sanmaya başladık.

\n

***

\n

Yukardaki satırlar, 3 Ekim 1998te yayımlanan Çoğunluk Diktasıbaşlıklı yazımdan alıntı olup, AKP henüz kurulmamıştı ve Sayın Tayyip Erdoğan belediye başkanıydı.

\n

O günden bu yana ben demokrasikonulu yüzlerce yazı yazdım, başkaları binlerce yazdı. AKP iktidarında sekiz yılı devirdik, Türkiyeye 60 yıldır demokrasi diye dayatılan çoğunluk diktasıazalmadı, azmanlaştı. İnsan hakları ve özgürlükler, dün Yassıada, Selimiye kışlasında bitiyordu, bugün Silivride bitiriliyor. Dün de iktidar tıkıyordu muhalifleri içeri, bugün de iktidar tıkıyor. Dün asker tepeliyordu iktidarları, bugün iktidar tepeliyor orduyu. Dün, ordu ve iktidar bir olup kısıtlıyordu düşünce ve ifade özgürlüğünü. Bugün çoğunluk diktası”, yargısı, polisi, maliyesi ve maşallah ordunun istihbaratına rahmet okutan, çünkü çakma kanıt da üretebilen elektronik uzmanı jurnalcileriyle -sıkıysa konuş, sıkıysa yaz, Silivride on yıl tutuklu yargılanmak var- Edirneden Ardahana memleketin ses tellerini kesti!

\n

İnternet sansürlü, telefonlar böcekli, kitaplar çıkmadan sansürlü, medya grupları ya yandaş ya da iflas, sokaktan yatak odasınamobesekayıtlarında gönülsüz oyuncuyuz.

\n

***

\n

Neden, nasıl böyle olabildi?

\n

Çünkü Türkiyede politikacılar başta, kamu yönderleri dahil çok az kişi, demokrasinin masuniyet karinesini ithamdan, savunma hakkını cezadan üstün kılan Roma hukukuna dayalı olduğunu anladı ve kabullendi. Bu halk, yandaşı ve muhalifiyle, öç hukuku demek olan kısas şeriatıyla demokrasinin değil, ancak zulmün taraf değiştirerek geleceğini asla öğrenemedi!

\n

Ergenekondu, Balyozdu, KCKydi, kimi darbeci, kimi ayrımcı diye asker, sivil, hatta seçimle işbaşına getirilmiş belediye başkanları, kesinlikle güvenirliği kalmayan suçlamalar, çoğu çakma kanıtlar, yalancı tanıklıklarla içeri tıkıldıkça, hatta porno kasetlerle siyasal partiler tasfiye edilirken, Ooooh, bir zamanlar tepeleyen, şimdi tepeleniyor!diye seviniyorlar. Bazılarına demek isterdim ki: Bu demokrasi yarın da seni döver salak!

\n

Türkiyede, Osmanlıdan Cumhuriyete bakine var, ne kaldı ki senin demokrasindayansın zamana?

\n\n\n

‘G’ NOKTASI

\n\n\n

Değerli araştırmacı ve siyasetçi Bülent Tanla, 2007 seçimlerinde 42 milyon 799 bin olan seçmen sayısının bu seçimde 52 milyon 700 bin diye açıklandığına dikkat çekerek, çok yerinde saptamalarda bulundu. (Cumhuriyet/Cihan Oruçoğlu, 28.05.2011)

\n

4 yılda 10 milyon seçmen yaratan bu acaip üreme, anayasa referandumu öncesi fark edilmişti. Bakıyorum, 12 Eylül 2010dan 12 Haziran 2011e hız kesmemiş, on ayda 700 bin seçmen daha türemiş!

\n

Liderler oy toplayacağız diye meydanlarda gırtlak patlatıyor. Oysa seçim sonuçlarını insan eli değmeden elektronik ortamda çoğaltılan bu tüp oylarbelirleyecek.

\n

Acaba CHP ve MHP bu çoğalmayı araştırdı mı? YSK laboratuvarlarını soruşturdu mu?

\n

On milyon seçmenlik artış açıklanmadığı takdirde, boşuna soluk tüketiyorlar çünkü...

\n

\n\n\n

Düşünmek, Hayır!demektir

\n

\n

ALAIN

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025