Hitler kazandı...

04 Şubat 2018 Pazar

Sağlıklı canlılar üretmek için yapılan biyolojik, genetik çalışmalara ve hatta kimi canlılara toplumsal ahlak kazandırmak için yapılan iyileştirmelerin tamamına, tür ıslahı ya da bilim dilinde “öjenizm” deniyor.
Öjenik çalışmaların uzun bir tarihçesi var. İnsanlar, kullandıkları bitkileri ve hayvanları yüzyıllardır tür ıslahına tabi tuttular, tutuyorlar.
Daha etli sığırlar, daha sütlü inekler, daha yünlü koyunlar, daha hızlı koşan atlar vb. elde etmek için damızlıklar seçtiler, çiftleştirdiler. Dayanıklı ama verimsiz bitki türlerini dayanıksız, ama verimli bitkilere aşıladılar, çok da başarılı oldular.
Antikçağdan beri çoğu toplumlarda da sağlıklı ve güçlü erkeklerin kadınları döllemesine özen gösterildi. Bu özen bazı kültürlerde sağlıksız doğan çocukların yok edilmesine bile yol açtı...
İnsan türünün ıslah fikri de daima vardı. Ama bir ideoloji olarak karşımıza çıkması için Alman faşizmini beklemek gerekti.
Hitler’in Nazizmin ideali olarak uygulamaya koyduğu “üstün Aryen ırkı” projesi, insan türünün ıslahından ibaretti.

***

Nazi Almanya, bir yandan alt ya da kusurlu diye damgalanan ırklardan insanların gaz odalarında metodik “itlafını” gerçekleştirirken; bir yandan da “üstün” Aryen ırkının çoğalmasına gayret ediyordu.
Naziler sarışın, mavi gözlü, kas yapısı düzgün Alman damızlık erkekleri; aynı ölçütlerde Alman damızlık kadınlarla çiftleştiriyor; döllenme olduktan sonra erkekler serbest bırakılıyor, hamile kadınlar küçük Aryenlerini doğurana kadar bir Lebensborn’da (Nazi doğumevi) tutuluyorlardı. Doğumdan sonra bebeği, gerçek bir Nazi olarak yetiştirileceği devlet yurduna terk etmek zorundaydılar.
Almanya’nın yenilgisi ve Hitler’in intiharından sonra, savaşı kazanan demokrat dünya, Nazizmin “üstün ırk” idealini insanlığa karşı suç niteledi, ırkçılık sözü resmi söylemden çıkarıldı, insan türünü ıslah fikri de etik dışı ilan edilerek güya yasaklandı.
Oysa biyoloji biliminin ilerlemesi durmadı, özellikle insan genom haritası çözüldükten sonra iyice hızlandı!

***

Bugün geldiğimiz noktada, doğal döllenmede genetik hastalıklı ya da kusurlu ceninlerin yaşamına son verilmesi; suni döllenmede ise kusursuz ve sağlıklı spermlerin seçilerek rahime yerleştirilmesi, insan türünün ıslahından başka hangi tanımla açıklanabilir?
Giderek yaygınlaşan erkek kısırlığının çaresi olarak, sperm bankaları kuruldu. Bunlardan en büyüğü, en revaçta olanı, Danimarka’da. Elbette her “sağlıklı” erkeğin spermini kabul ediyorlar. Ama yapılan araştırmalar, dünyanın her yanına, her renkten ve soydan insanların yaşadığı ülkelere ihraç eden bu bankalardan, ezici çoğunlukla Kuzey Avrupalı, sarışın mavi gözlü donör spermi talep edildiğini ortaya koyuyor!
Dahası, taşıyıcı anneliğin bir ticaret sektörü haline gelerek Nazilerin parasız köle olarak kullandığı kadınları paralı işçiye dönüştürmesi.
Taşıyıcı annelik ticaretinde 2.3 milyar dolar gelirle dünya birincisi olan Hindistan’da, açlıktan nefesi kokan doğurgan kadınlar karınlarını 5000 ile 8000 Avro arası kiralıyor. İki yılda bir taşıyıcı annelik yapabiliyorlar. Ve 9 aylık hamileliklerini, kiralandıkları hastane yurtlarında geçiriyorlar.

***

Günümüzdeki öjenik evrede, sözüm ona demokrasi ve insan hakları dahilinde yapılan bu uygulamalarla Nazilerin “parasız yatılı” zorunlu ve doğal çiftleştirmesi arasındaki fark, köle kadınların sadece “paralı yatılı” olup suni döllenmesi...
Hitler öldü, ama fikirleri yaşıyor ve Nazizmin ideali üstelik para kazandırarak gerçekleşiyor.
Asıl öjenizm ve “üstün ırk” projesi tam gaz!
Çünkü gerek sperm bankalarına, gerekse taşıyıcı anneliğe ancak zenginler ulaşabiliyor ve soylarını genetik anlamda sağlıklı, kusursuz ve çoğu sarışın, mavi gözlü, uzun boylu çocuklarla sürdürmeyi amaçlıyorlar.
Doğal döllenmeler, kusurlu embriyonun ayıklandığı ülkelerde yoksullara da sağlıklı soylar verecek elbette.
Ama diğerleri, her işin Allah’a bırakıldığı üçüncü dünya ülkeleri ise ne yazık ki çok uzak olmayan bir gelecekte “seçkin” yani seçilmiş embriyolardan üreyecek kuşakların insafına kalacak.
Üstelik kaderin cilvesine bakınız ki, sahneye çıkmaya hazırlanan “üstün ırkı” totalitarizm değil, demokrasi yaratıyor!  


Yazarın Son Yazıları

Varlık, yokluk, NAVTEX! 20 Eylül 2020
‘Survivor’ gazileri 6 Eylül 2020
Künye 23 Ağustos 2020
Maarem 16 Ağustos 2020
Tavşanlar da ateş eder! 9 Ağustos 2020
Suat Derviş’in romanı 2 Ağustos 2020
Diriliş: Engizisyon 12 Temmuz 2020
Asla vazgeçme, asla! 5 Temmuz 2020