Kanlı ve canlı marşlar
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Kanlı ve canlı marşlar

08.10.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mehmet Akif Ersoy’un dizelerinden doğan İstiklal Marşı’mız1, duygulu ve coşkulu bir şiirdir. 

İlginç bir rastlantı sonucu, dünyada içinde “kan” sözcüğü geçen iki ulusal marştan biridir. Öteki, Fransız ulusal marşı La Marseillaise’dir. 

La Marseillaise, 1789 Büyük Fransız Devrimi sırasında Rouget de Lisle tarafından yazılıp bestelenen bir devrim türküsüdür. 1795’te resmileşip Napolyon’la başlayan imparatorluk döneminde yasaklanmış ve 1879’dan öteye cumhuriyetçi Fransa’nın ulusal marşı olarak yasalaşmıştır.

İki marş arasındaki “kan” farkı, İstiklal Marşı yaşadığımız topraklar için dökülen yurtsever kanı anarken La Marseillaise’in Fransızları devrim karşıtı hain kanı dökmeye çağırmasıdır.

Cumhuriyet rejiminden artık emin olan Fransa’da, Marseillaise zaman zaman tartışılır, “Artık bu kadar kanlı ve savaşçı bir sembole ihtiyacımız yok” denir. En çok göze batan bölümü de “Silahlaraaa yurttaşlar! Taburlarınızı kurun, hücum! Süngülerimiz pis kana doysun!” nakaratıdır.

KALÇA KIVIRTAN ULUSAL MARŞ

Fransa’nın unutulmaz müzik sanatçısı Serge Gainsbourg, 1979’da Karayipler’in “reggae” ritmine takmıştı kafayı. Fransız Ulusal Marşı’nı “süzgeçten geçirilmiş” nakaratıyla, bu ritimde söylüyordu.

Şöyle ki elinde viski bardağı ve sigarasıyla sahneye çıkıyor, Marseillaise’in birinci kıtasını oluşturan:

“İleri vatan evlatları

Zafer günü yaklaştı

İstibdada karşı

Kanlı bayrak açıldı...” 

Sözlerini reggae ritminde okurken ardındaki Karayip asıllı, abanoz tenli, yarı çıplak kızlar korosu da marşın nakaratını, yurttaşlara yüklenen görev bölümünü kısaltıp yuvarlak kalçalarını sallayarak “Silahlaraaa vesaire, silahlara vesaire...” diye tekrarlıyorlardı.  

Gainsbourg’un artık “Silahlara vs.” diye anılan Marseillaise’i, her şeyle dalga geçebilen Fransızları gülümsetirken ulusalcı sağı ve orduyu ayaklandırdı.  

Kıyamet, 4 Temmuz 1980’deki Strasbourg konserinde koptu. 

KOMANDOLARA KARŞI TEK BAŞINA

Strasbourg’da Fransa’nın en büyük komando birliği konuşlanıyordu. Müzisyenlerin kaldığı otele bomba ihbarı yapıldı. Emekli komandolar birliği UNAP, kent valisini konserde “Silahlara vs.” Marseillaise okunursa “Var olan tüm gücümüzle biz engelleriz” biçiminde bir ültimatomla tehdit etti. 

Vali tehdide boyun eğmedi. Ne konseri yasakladı ne parçayı. Ama Serge Gainsbourg’a eşlik eden orkestra elemanları ve korodaki kızlar korkup kaçtılar. 

Salon hınca hınç dolmuş ve izleyicilerin arasına 100’den fazla, sivil giyinmiş Fransız komando sızmıştı. Serge Gainsbourg, sapsarı bir yüzle tek başına sahneye çıktı. Konserin iptal edildiğini söyleyecekti ki son anda caydı ve kafa tutmaya karar verdi.

Sıkılı yumruğunu havaya kaldırıp Marseillaise’i özgün bestesiyle “a capella”, yani müziksiz ve orkestrasız seslendirdi. 

HAZIR OL, BU DA KOL!

Sanatçı, Fransız Ulusal Marşı’nın resmi versiyonuyla salondaki komandoları tuzağa düşürmüştü. Hepsini hazır ola geçip, kendisiyle birlikte marşı söylemek zorunda bıraktı. 

Tam sahneden çıkarken, yumruğu sıkılı kolunu içine vurup doğrultarak zaten yenik hasımlarını “S... gidin” işaretiyle çıldırtmayı da ihmal etmedi.    

Tabii ki şahsına karşı başlatılan linç de bitmedi. 

Strasbourg konserine komando baskınından sonra uzunca bir süre, ne Gainsbourg konserlerinde söylemeye cesaret etti “silahlara vs.” nakaratlı ulusal marşı ne de medya çalmaya... 

İşte bu gayri resmi sansür sırasında bir gün, Drouot müzayede salonlarında, La Marseillaise’in 1792 tarihli elyazması, yani ozanı ve bestecisi Rouget de Lisle’in kaleminden orijinali açık artırmaya çıkarıldı.

‘VESAİRE’NİN ZAFERİ

Fransız büyük burjuvazisinin katıldığı müzayedede, kimde kaldı dersiniz el yazması Marseillaise?

Tabii ki elinde sigarasıyla (o tarihte her yerde sigara içilebiliyordu) salonda yerini alan Serge Gainsbourg’da!

Daha da şaşırtıcı olan, zamanın parasıyla sanatçının 200 bin Frank’a satın aldığı tarihsel belgedeki müthiş ayrıntıydı: Marseillaise’in notalarının altına kendi el yazısıyla güfteyi yerleştiren ozan besteci Rouget de Lisle, “Silahlaraaa yurttaşlar!” diye başlayan nakaratın tamamını yazmamış, “Silahlaraaa vs.” diye not etmişti. 

Tıpkı Gainsbourg’un seslendirdiği gibi, “Silahlara vesaire...”

Başka bir deyişle, kendisi de ozan ve besteci Serge Gainsbourg’un yıllarca sansür edilen Marseillaise’i, en azından nakarat sözleriyle, orijinalinden başka bir şey değildi!


1 Şiir, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir.

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025