Savaşın Meşum Kökleri
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Savaşın Meşum Kökleri

09.04.2014 02:08
Güncellenme:
Takip Et:

Suç kolektif değil, kişiseldir. Kendinizi kötülükle bir tutmayın. Kötülük yapıldı, bununla uğraşılmalıdır. Bu bölgeden kötülük talimatı verilmiştir. Bunu artık bütün dünya biliyor. Ve bu gerçek, kaybolmayacaktır. Ne şimdi ne de hiçbir zaman. Çocuklarınıza verebileceğiniz en güzel hediye doğru, demokratik, güvenli ve açık bir Republika Sırpska olmalıdır, Bosna-Hersek’in bir parçası.
Gerçeği inkâr ederseniz, gelecekte çocuklarınızın kalbine ve ruhuna ve hatta çocuklarınızın çocuklarının onuncu nesline kadar yakın geçmişin kötülüklerini gömersiniz: Saraybosna kuşatması, Srebrenica, Omarska, Keraterm ve diğer vahşetlerin hepsi yapıldı. Bu vahşet, Müslümanlar tarafından, Marslılar tarafından, uluslararası toplum tarafından yapılmadı. Hiç kimse, diğerini ayıplamamalı. Vahşet kötü niyetli, savaş suçundan mahkûm liderlerin talimatıyla hareket eden bazı Sırplar tarafından yapıldı. Dolayısıyla söz konusu bir ders değil, bir davettir. Böyle bir kötülüğün parçası olmayınız ve sizin parçanız olmasına da izin vermeyiniz. Kendinizi kötülükten uzak tutun. Saygın dünyaya katılın ve barışı yeniden inşa edin.

***

Böyle bir barış ve ümit dünyası kesinlikle çocuklarınızın, onların çocuklarının gerçekten istediğidir. Bu onların en büyük ümididir.
Ama seçim sizindir.
Uluslararası toplumun amacı Republika Sırpska’daki ailelere ekonomik yardımın akmasıdır. Fakat Republika Sırpska halkı Dayton Anlaşması’nın bazı bölümlerinin onlardan saklandığının farkındalar mı? Mültecilerin geri dönüşünü engellemenin dünya tarafından lanetlendiğinin farkındalar mı? Kendi liderleri ve basın tarafından onlardan nelerin saklandığının farkındalar mı? Lahey Mahkemesi’nin bütün dünyada geleceğin temel taşlarından biri olarak kabul edildiğinin, herhangi bir ‘siyasi mahkeme’ olmadığının farkındalar mı?
‘Müslümanlarla birlikte yaşamak istemiyoruz’ gibi açıklamaların dünyada en ileri cahillik ve en geri ilkellik görüldüğünün farkındalar mı? Bütün dünyanın Sırpların değil, halkını başıboş bırakan suçlu liderlerin aleyhinde olduğunun farkındalar mı? Saraybosna’ya atılan bombaların Sırpların, Müslümanların, Hırvatların, Yahudilerin, Agnostiklerin, yabancıların, erkek, kadın ve çocukların üstüne düştüğünün farkındalar mı?

***

Bu ve benzeri suçların her kıtada nasıl bir nefret topladığının farkındalar mı? Uluslararası toplumun bu binaya barışı görüşmek amacıyla ne sıklıkta geldiğini, ama onlara sadece yalan söylendiğini ve heyet döndüğünde Saraybosna’ya bomba yağdığının farkındalar mı?
Yoksullaştırılan varlıklarının ve gerçeği görmeden kefalet ödenemeyeceğinin farkındalar mı?
Sırpların cesaretine ihtiyaç vardır. Savaş alanındaki cesarete değil. Fakat insanın kendisiyle hesaplaşma cesaretine.
O cesaret ve beceri sizde var. Bir kimse sadece kendisiyle hesaplaşmalıdır, suçu başkalarında aramamalıdır. Kendisinin yanlışlarını düzeltmeye çalışmalı, başkalarını da kendi yanlışlarını düzeltmeye bırakmalıdır.
Gerçek kabullenilmeden barış olmaz. Çocuklarınıza bunu borçlusunuz.(*)

***

Okuduğunuz satırlar, Bosna Savaşı sırasında BM Yüksek Temsilcisi’nin özel danışman ve sözcüsü, insan hakları savunucusu İrlandalı yazar Colum Murphy’nin, 1997’de Sırplarla yapılan barış görüşmeleri sırasındaki bir basın toplantısında yaptığı konuşmadan alıntıdır. Murphy’nin bölgedeki görevine, Sırpların yüzüne karşı söylediği bu sözlerden sonra son verilmiştir.
Çünkü Bosna Savaşı, tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndaki ırkçılık gibi, tarihsel ve duygusal kökeni çok derinlerde olup, soykırıma katılmayanların bile soykırımcılarla bilinçaltında aynı önyargıları taşıdığı, kirli bir savaştır. Savaşın gerçek yüzü, salt savaş suçlularını saklayıp korusunlar diye bazen Batılı müttefikler tarafından bile Sırp halkından gizlenmiş, böylece halkın bir iç muhasebe yapması, vicdan azabı duyması engellenmiştir. Colum Murphy’nin konuşması da Sırp halkını böyle bir hesaplaşmaya çağırdığı için hoşa gitmemiştir.
Türkiye’de Alevilere karşı meşum bir Sünni cephesinin özenle oluşturulduğu bu günlerde, eski Bosna-Hersek Büyükelçisi Sina Baydur’un çok güzel çevirisiyle Türkçe’ye kazandırdığı Colum Murphy’nin Bosna savaş günlüğü olan “Aza Beast” başlıklı anı kitabını ibretle okudum.
Benzer bir savaşın makus kökleri yaşadığımız topraklarda da mebzul ve kulağı keskin olanlar duyuyorlar. Birileri, “Kanla sularsak canlanır!” diye fısıldaşıyor...

* Aza Beast - Savaşın Köklerine İnmek, Colum Murpy, Terazi Yayıncılık, 2013.

>“Ayrımcılık, insanın kendisinden duyduğu tiksintiyi başkasına yöneltmesinden ibarettir.” ROBERT SABATIER

G N O K T A S I
Çarşamba Nisan 2014’te bir gün
yolum Çarşamba’ya düştü
Çarşamba’dayım günlerden de tam
Çarşamba geldi eller götürdüler sevdiğimi nerdesiniz seller
ah...
sizi gidi yalancı türküler.

A.Kadri Ergin  

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025