Yakamadığınız cadıların torunları

13 Mart 2019 Çarşamba

Kadınlar...
Her yıl sadece bir gece...
Farklı mahallelerden, farklı evlerden, farklı dünyalardan çıkarak bir araya gelir;
Ellerinde sansürsüz cümlelerle bilenmiş pankartlar...
Dillerinde müdanasız sloganlar...
Her yıl sadece bir gece ve birkaç saatliğine...
Bir caddeyi ve bu ülkeyi bir bıçak gibi boydan boya keser;
Kadınlığa dair söylenmesi gereken ne varsa hiç sakınmadan telaffuz eder;
Taksim’den Tünel’e kararlı adımlarla yürürler... di.
Tarihin üzerine.
Gelenek ve göreneklerin üzerine.
Tabuların ve yasakların üzerine.
Eril iktidarın üzerine.
Üzerine üzerine.
O birkaç saat içinde...
Caddenin olağan kalabalığı ve ülkenin eril aklı kutsal bir asayla ortadan ikiye ayrılmış gibi kenarlara sıkışır;
Kadınlığın her halini en gerçek şekliyle sergileyen muazzam bir cesaretin varlığında...
Bir cadde ve ülke eşitlik ve bağımsızlık inadına mecburen uyanır... dı.
Yol kenarında duran ve önünden geçip gidenlere meraklı gözlerle bakan başka kadınlar, başka adamlar, başka çocuklar...
O yürüyüşe dair haberleri gören ve dili o ana kadar sadece bambaşka bir lisana dönen insanlar...
O birkaç saat içinde her zaman gördüklerinden başka şeyler görür;
Her zaman duyduklarından başka şeyler duyar;
Her zaman düşündüklerinden başka şeyler düşünürler... di.
Bitti.
Belli ki iktidarda kaldıkları sürece o feminist gece yürüyüşünü o caddede bir daha yaptırmayacaklar.
Tüm enerjilerini, ülkeyi sırtında sopası, karnında sıpası, evlere kapatılası kadınlarla doldurmaya harcayacaklar.
Kendilerine muhalif herkesi ölümüne yalanlarla terörist olarak damgalayacaklar.
O damgalı insanları kendi halklarından saymayacaklar.

***

Karşılarında;
1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’ndan sürdüklerinde susmayan...
Gay Pride yasaklandığında ayağa kalkan...
Galatasaray Meydanı, Cumartesi Anneleri’ne kapatıldığında kıyametler kopartan bir ülke olmadığı için...
Anayasal hakların üzerinden silindir gibi geçebiliyorlar.
Olmadı bu hakları anayasadan bir kalemde silebilecek kadar denetimsiz bir sistemi her geçen gün biraz daha meşrulaştırıyorlar.
Ülkenin böğründe gitgide ağırlaşan dev bir taş.
En büyükten en küçüğe herkeste, bu iktidar elden gitmesin diye bir telaş.
O telaşın nefesiyle körüklenen dev ateş boşuna yakılmadı.
Kadınların yürüyüşüne o iştahlı iftira boşuna atılmadı.
Bir caddeyi ve bu ülkeyi bir bıçak gibi boydan boya keserek...
Kadınlığa dair söylenmesi gereken ne varsa hiç sakınmadan telaffuz ederek...
Kararlı adımlarla şehrin ve aklın içinden geçen kadınlar;
İktidarların yakalayamadıkları ve yakamadıkları cadıların torunlarıdırlar.
Ve her çağda, her coğrafyada, o tehditkâr ateşlerin inadına, hayatta kalmaktadırlar.


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021
Fuhuş bir nedir? 18 Aralık 2020
İfşa ediyorum 11 Aralık 2020