Miyase İlknur

Boğaziçi Şıngır Mıngır

09 Ocak 2021 Cumartesi

Salah Birsel, Boğaziçi’nin geçmişte kalan güzelliklerini, tarihi eserlerini, sakinlerini ve Boğaz’da yaşanan tarihi olayları ayrıntılı bir şekilde aktardığı eserini bugünlerde kaleme alacak olsa herhalde adını da “Boğaziçi Şıngır Mıngır” yerine “Boğaziçi Şangır Şungur” ya da “Boğaziçi Tangır Tungur” koyardı belki de. Hatta Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atama yöntemine ve gerek atanan rektörün gerekse onu savunmak isteyen kesimin açıklamalarına bakıp “Boğaziçi Dangıl Dungul”u da münasip bulabilirdi.

Türkiye’nin yüz akı iki üniversitesi ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi, sağın, özellikle de siyasal İslamın öteden beri hedefi oldu. Bütün enerjilerini bu iki üniversiteye hükmetme, akademik kadrosu ile öğrencilerini hizaya getirmeye harcadılar. Bu kafaya göre bu iki üniversite “elitist” ve anarşi yuvasıydı. Öğrenci eylemlerinin en yoğun olduğu 1968’de bile bu iki üniversitede yaşanan boykot, işgal ve öğrenci eylemleri diğer üniversitelerde olandan daha fazla değildi. 1971’de Robert Kolej’in devletleştirilmesi sonucu kurulan Boğaziçi Üniversitesi, öğrenci eylemlerinin en az görüldüğü üniversite olarak kayıtlara geçmiştir. 1970’li yıllarda Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Derneği, Marksist solun hâkim olduğu diğer üniversitelerin tersine hep sosyal demokratların yönettiği bir dernek olmuştur.

Peki, sağın ve siyasal İslamın bu iki üniversite ile derdi ne ola ki?

En önemli nedeni kedi-ciğer meselesi. Buraya girmeye hak kazanan çocuklar sizin çocuklarınızdan çok daha zeki olduğundan değil, ortaöğretimde aldıkları formasyon ve emeklerinin karşılığında ODTÜ ve Boğaziçi öğrencisi olabiliyorlar. 

Boğaziçi de ‘kılıç hakkı’ mı?

Bir diğer nedeni, gerek akademik kadrosu gerekse öğrencilerinin özgürlükçü bir zihin dünyasına sahip olmaları. Bu özgürlükçü eğitim sistemi bu kesim için zaten yeterince sinir bozucu. AKP iktidarı, YÖK eliyle bu iki üniversite dışında kalan gerek kamu gerekse birçok vakıf üniversitesini KİT gibi yönetme anlayışını yerleştireli çok oldu. Bu üniversitelerde istediği partiliyi rektör, dekan, bölüm başkanı yaptığı yetmezmiş gibi ABD’deki think-thank kuruluşlarına özenerek kurdurduğu ve kamu paralarıyla fonladığı üfürükten düşünce kulüplerindeki trollerine akademik unvan dağıttı. Televizyondaki tartışma programlardaki konuşmalarına bakarak zekâ düzeyini kolayca ölçümleyebileceğiniz bu tiplerin isimlerinin önünde Prof., Doç. ya da Dr. unvanlarının hangi ünversitelerden verildiğine baktığınızda durum anlaşılıyor zaten. Ama bu onları kesmiyor anlaşılan. Boğaziçi ya da ODTÜ’yü de diğer üniversiteler gibi arpalık olarak kullanma amacı var. 

Başka bir amaçları da seküler kesimin bilim yuvaları olarak gördükleri bu üniversiteleri fetih yoluyla kendilerini tatmin arzusu olabilir. Ayasofya gibi buraları da “kılıç hakkı” olarak görüyorlar herhalde. Binaları fethetmek kolay da kafaları ve gönülleri fethetmek sandıkları kadar kolay değil. 

Atamayı yapan Cumhurbaşkanı’nın kişisel belleğinde unutamadığı bir olayın da bunda katkısı olabilir. İBB Başkanlığı döneminde 12 Mayıs 1994 tarihinde davet edildiği bir konferansta, laiklik karşıtı sözleri nedeniyle öğrenciler tarafından protesto edilmişti. Anlaşılan bu olayı unutmamış Erdoğan.

Sizden daha milli ve yerlidir

Öğrenciler ve öğretim üyeleri hiçbir şiddete başvurmadan demokratik protesto hakkını kullanmalarına rağmen terörist gibi evleri basılarak, dövülerek gözaltına alındılar. 1991 yılında Zonguldak’ta maden işçilerinin ölümü üzerine öğrenciler maden işçileri ile dayanışma adına rektörlük binasını bile işgal etmişlerdi de ne kapıya kelepçe takılmış ne bir öğrenci gözaltına alınmıştı.

Rektör Bulu’nun açıklamaları ise hayli eğlendirici. Kendisini öğrencilere sevdireceğim diye Metalica dinlediğini söyledi ya, koptum. Sanki bu üniversite öğrencileri homojen bir kafa ve ruh yapısına sahip ve hepsi aynı müziği dinliyor. Boğaziçi Folklor Klübü, üniversitenin en faal kulübü oldu yıllar yılı. Halkoyunları, halk müziği ve Türk müziği koroları çok başarılıydı. Halk müziği korosunu Ruhi Su yönetti uzun süre. Bu kulübün 1962-2015 yılları arasında yayımladığı “Folklora Doğru” dergisi halkbilimine önemli katkılar sundu. 

Şu anda Kardeş Türküler diye hayli popüler olan grup, bu üniversitede kuruldu ve ilk adı “Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu”ydu. Ünlü besteci Melih Kibar bu üniversiteden mezundur. Başarıları ile ulusça övündüğümüz Nuri Bilge Ceylan üniversitenin fotoğraf kulübünün üyesidir. Hani millilik ve yerlilik kavramını çok seviyorsunuz ya. Hatırlatayım dedim.

Rektör Bulu öğrencilere şirin gözükmek için büyük çaba sarf ediyor. Üniversitenin geleneksel “bira partisi” günü geldiğinde bakalım nasıl bir tavır alacak? Bu parti ayran partisine dönüşecek mi?  


Yazarın Son Yazıları

Hacı Fışfış uzayda 13 Şubat 2021
Ferda senin! 6 Şubat 2021
Vali diye biri... 30 Ocak 2021
Aşı kaynatma 16 Ocak 2021
Hafiyesi Mahmut 26 Aralık 2020
Beyni Allah’tan iste! 19 Aralık 2020
Sayım suyum yok 5 Aralık 2020