Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Laiklik için iktidara teşekkür (!)

01.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Sadece 168 aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir bildiriye imza attı.

Erdoğan “Hezeyan içinde azgın bir güruh”, “Millete nefret kustular” diyerek onları hedef gösterdi.

Bahçeli, “Hepsini toplasan bir insan etmez” ve “Alayınız karanlıksınız” diyerek bu işi de her nasılsa CHP’ye bağlamayı seçti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin okullara, küçük çocuklara yönelik genelgeyle ramazanı siyasallaştırdıktan sonra, ramazandan çok önce hazırlanmış açıklamaya dava açacağını ilan etti.

Sonuç: 168 imza, birkaç günde 50 bin imzaya dönüştü. Üstelik bu şiddet, baskı, tehdit, gözaltına alma, tutuklama furyasında... Üstelik millet korkudan, karamsarlıktan, bıkkınlıktan, umutsuzluktan, yokluktan kırılırken. Neyse ki Erdoğan, Bahçeli ve Tekin sayesinde laikliğin önemini millet artık daha çok anlamaya başladı.

Elbet bu arada laikliği savunma açıklamasında hiç olmayan kavramlar, yalanlar da bildiride varmış gibi yapıldı. İmza kampanyası dolu dizgin devam etmekte. En iyisi ben şu açıklamanın linkini buraya bırakayım ki hepiniz doğrusunu okuyun ve isteyen imzalasın: www.laikligisavunuyoruz.org

İlericilik gericilik mücadelesi yalnız bugünün değil, her zamanın meselesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka meselesi. Demokrasilerin olmazsa olmazı.

İTİRAZIM VAR

Çevremiz ateş çemberiyle sarılıyken, İsrail İran’a saldırıya geçmişken, İran karşı hamleye hazırlanırken, Ortadoğu’da haritalar yeniden çizilirken, emperyalizm diktalarla el ele vermişken bizim uğraştığımız şeye bakın!

Anımsatmak zorundayım. Tarihimize bakın. Bu ülkede Cumhuriyet, dinle pazarlık yaparak kurulmadı. Tam tersine: Din, devletin tepesinden indirildi ki vicdanlarda özgürleşsin. Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değildir. Bir nefes alma hakkıdır. Tüm dinler, tüm mezhepler, inananlar ve inanmayanlar için. Demokrasi, çağdaşlık, insan hakları, adalet, asla laiklik olmadan ayakta duramaz. Laiklik yalnızca bir ilke değil, bir yaşam biçimidir.

Şeriat isteriz demek serbest, laikliği savunuyoruz demek sakıncalı öyle mi! Üstelik bu ülkenin hafızasında Çorum, Maraş, Sivas Madımak varken...

Laikliği savunma bildirisini ben de imzaladım.

Çünkü dinin ve inancın siyasete, adalete, okullara, askerlik kurumlarına, gösterişe, çıkara, ranta dönüşmesini ahlaki bir çöküş olarak görüyorum.

Çünkü inancın sömürüye, istismara, hırsızlığa, yozluğa alet edilmesine itiraz ediyorum.

Çünkü bilimin, eleştirel düşüncenin, yaratıcılığın nasıl geri plana itildiğini, eğitimdeki karşıdevrimi görüyorum. “Dindar ve kindar” değil, hoşgörülü, akılcı, barışı yücelten, şiddetten, kin ve intikam duygularından arınmış kuşakların yetişmesini istiyorum.

Çünkü dinin ve inancın bir araç değil, bir var olma, bir vicdan meselesi olduğuna inanıyorum. Devletin değil, insanın kalbinin ve ahlakının alanı olduğun inanıyorum.

BEYLER KENDİNİZE GELİN!

Günümüzde güç sahibi yöneticiler, tüm bakanlar vb. laikliğe karşı çıktıkça hem devlet hem bireyler yara alıyor.

İnanın Allah’ın ve herhangi bir tanrının siyasete ihtiyacı yoktur. Ama siyaseti, inanç ve din adına konuştukça gücünü değil; zaafını, beceriksizliğini, yeteneksizliğini, çaresizliğini ortaya koyar.

Hiçbir kutsal, insanın özgürlüğünden daha büyük değildir.

Hiçbir inanç, bir çocuğun gülüşünden daha güzel değildir.

Hiçbir dogma, bir kadının, bir gencin, bir insanın hayatından daha değerli değildir.

Bu yaşıma geldim ve gördüm ki: İnsan, ancak vicdanıyla büyür. Toplum, ancak özgürlükle nefes alır. Ve inanç... Ancak özgür kaldığında kutsaldır. O nedenle kendinize gelin, biraz da vicdan sesinizi dinleyin. 

Yazarın Son Yazıları

Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025