İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik. Seçimi kazanan Uygarlık Mühendisleri Grubu’nun sonucu neredeyse “düşmana karşı kazanılmış zafer” gibi sunması; içlerinden birkaç kişinin tekbir getirerek karşı tarafı (Çağdaş Mühendisler Grubu) düşmanlaştıran bir hava üretmesi kuşkusuz rahatsız edicidir. Meslek örgütleri, ideolojik ya da inanç temelli kutuplaşmaların sahnesi değildir. Oda seçimleri bir savaş değil, mesleğin geleceğine ilişkin tercihtir.
Ancak bütün enerjimizi bu görüntülere harcarsak asıl soruyu ıskalarız: Biz neden yitirdik?
Türkiye’de uzun yıllardır sağ siyasetin en güçlü araçlarından biri, dinin siyasallaştırılması oldu. Yoksulluğun ve yolsuzluğun gölgesinde bile, bu dil üzerinden siyasal destek üretilebildi. Bugün oda seçimlerinde ortaya çıkan bazı simgesel tavırlar, bu siyasal kültürün yansımasıdır. Bunu sert biçimde eleştirmeliyiz. Sorunu yalnızca buraya indirgersek kendimizi rahatlatır ama gerçeği ıskalarız.
Gerçek şu ki bu seçim Uygarlık Mühendisleri Grubu’nun dramatik oy artışıyla değil, Çağdaş Mühendisler Grubu üyelerinin önemli bir bölümünün sandığa gitmemesiyle yitirildi.
BU TABLO BİR UYARIDIR
12 Eylül sonrasında kazanıp uzun yıllar sürdürdüğümüz bir yönetim pratiğinin ardından bugün geldiğimiz noktada içten bir özeleştiri yapmak zorundayız. Uzun süre yönetimde kalmak, zamanla kendini yineleyen bir dile, daralan bir kadroya ve zayıflayan bir heyecana dönüşebiliyor. Değişimi ve yenilenmeyi yeterince gerçekleştiremediysek, bunu kabul etmek güç değil, erdemdir.
Meslek örgütleri daha güçlü, daha bağımsız ve mesleğin kimliğini daha açık savunan yapılar olmalıydı. Odamız, üyelerinin günlük mesleki sorunlarıyla ülkenin kamusal gereksinimleri arasında güçlü bir köprü kurabilmeliydi. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede, inşaat mühendislerinin örgütünün hem meslektaşının haklarını savunan hem de kamu güvenliğinin güvencesi olan bir ağırlığı olmalıdır.
Peki üyelerimiz ne bekliyor?
Daha görünür, daha elle tutulur bir mesleki dayanışma.
Daha somut çözümler.
Daha kapsayıcı bir dil.
Daha açık, daha katılımcı bir yönetim anlayışı.
Meslek örgütlerinin üyeleriyle bağı zayıfladığında ilk yitirilen şey heyecandır. Heyecan olmadığında sandık boş kalır. Sandığın boş kalması ise yönetimin değişmesine yol açar.
MESLEK ODALARI YAŞAMSAL ÖNEMDE
Seçimin ardından yapmamız gereken, mazeret üretmek değildir. “Onlar şöyle yaptı” diyerek savunmaya çekilmek de değildir. Yapmamız gereken, üyelerle yeniden bağ kuracak bir program geliştirmek, odayı yeniden meslektaşların evi haline getirmektir.
Meslek odaları bu ülke için yaşamsal önemdedir. Çünkü inşaat mühendisliği yalnızca bir işkolu değil, doğrudan insan yaşamıyla ilgilidir. Güvenli yapılar, planlı kentler, kamusal sorumluluk... Bunlar ideolojik tartışmaların değil, mesleki ciddiyetin konusudur.
Eğer üyelerimizin gereksinimleri ile ülkenin gereksinimlerinin kesiştiği noktayı yeniden tanımlayabilirsek; mesleğin onurunu, kamusal sorumluluğunu ve kurumsal kimliğini yeniden güçlü bir zemine oturtabilirsek yitirilen bir seçim yeni bir başlangıcın kapısını aralayabilir.
Sorumluluğu başkalarına yüklemeden, kendi payımıza düşeni üstlenerek yürümek zorundayız.
Yitirdiğimiz yalnızca bir seçim değildir. Yenilgiyi getirenin, bir dönemin yanlış alışkanlıkları olduğunu da görmeliyiz..
Şimdi yeni bir dil, yeni bir coşku ve yeni bir örgütlenme anlayışı üretme zamanıdır.
AYKUT NUHOĞLU
İNŞAAT MÜHENDİSİ, ESKİ KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANI