Zeytin saldırı altında - Çağatay Güler
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Zeytin saldırı altında - Çağatay Güler

25.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemiz uzmanlarının değişmez bir kaderidir aynı doğruyu defalarca yazmak zorunda kalmak. Görünmez bir el bilimin, aklın, sağduyunun söylediğinin tersini yaptıkça bir kez daha, bir kez daha yazmak zorunda kalırsınız bilimin, aklın, sağduyunun gereğini.

15 Kasım 2014 tarihinde “Zordur yazmak zeytini” başlığıyla bu köşede dile getirilmişti zeytin ağaçlarına yapılan kıyım. Bu kıyım kim bilir daha başka kaç uzman tarafından dile getirildi.

Türkiye’de, başlangıçta zeytinliklerin korunmasını (yok edilmesini, azaltılmasını veya başka amaçlarla kullanılmasını kısıtlayan); zeytin ağaçlarının kesilmesi için bakanlık onayı gerektiren ve zeytinlik arazilerinde inşaat yapılmasını sınırlayan bir “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun” (Kanun No. 3573, 1939) bulunmaktadır.

Bu yasanın 20. maddesine göre zeytinliklerin en az 3 km yakınında, zeytin yetiştiriciliğine zararlı kimyasal atık, toz veya duman yayan hiçbir tesisin (zeytinyağı fabrikaları hariç) kurulamayacağını belirtmektedir. Zeytin ağacının izinsiz kesilmesi para cezasına tabidir.

Ancak son zamanlarda, zeytinliklerde madencilik veya enerji projelerine izin veren tartışmalı teklif ve düzenlemeler aracılığıyla zeytin ağaçlarının korunmasını neredeyse ortadan kaldırmaktadır. Örneğin, kesilen her ağaç için iki yeni zeytin fidanı dikilmesini gerektiren madde sadece zeytin ağaçlarının kesilmesini “kolaylaştırmaktadır”.

İTALYA ÖRNEĞİ

Yasa büyük oranda işlevsizleştirilmiş; ekonomik gerekçelerle yapılan değişiklikler nedeniyle tampon bölgeler, izin gereklilikleri, zararlı salımların (emisyonların) yasaklanması gibi hükümlerin içi boşaltılırken, zeytin ağaçları korunamaz duruma gelmiştir.

İtalyan hukuku, zeytin ağaçlarına uygulanan, örtüşen üç yasal çerçeve içermektedir: tarım hukuku, peyzaj/ çevre hukuku ve “anıt/kültürel miras” koruması. Önemli bir tarihi yasal düzenleme, 26 Temmuz 1916 tarihli 1117 sayılı Lieutenant’s Decree, valinin önceden izni olmaksızın zeytin ağaçlarının (ve asmaların) kesilmesini veya sökülmesini yasaklar. Daha sonraki yasalar (örneğin 29/1955 sayılı kanun), zeytinlik kullanımına ilişkin yetki ve kamu denetimi gerekliliğini pekiştirmiş ve güçlendirmiştir. İtalyan adli veya idari makamları, Puglia bölgesinde, gereklilik kanıtları tartışmalı olduğu halde Xylella fastidiosa hastalık etkeni bahane edildiğinde; zeytin ağaçlarının büyük ölçekli kıyımını engellemek için müdahale etmiştir.

KÜLTÜREL MİRAS, GIDA GÜVENLİĞİ

Aslında zeytin ağaçlarını ve zeytinyağını korumak yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda halk sağlığı, çevresel sürdürülebilirlik, kültürel miras ve gıda güvenliği sorunudur. Zeytinyağı, özellikle de sızma zeytinyağı tekli doymamış yağ asitleri ve biyoetkin bileşiklerden zengindir. Bu bileşiklerin kalp-damar hastalığı riskini düşürdüğü, lipit tablosunu iyileştirdiği ve yangısal tepkileri azalttığı bilinmektedir. Oksitleyici strese, metabolik sendroma ve bazı kanser türlerine karşı koruma sağladığı gösterilmiştir.

Zeytin ağaçlarının korunması, kalite ve özgünlüğü garanti eder. Üretim azalıp zeytinyağı pahalandığında sızma zeytinyağının yerini; sahte veya tağşiş edilmiş zeytinyağı, rafine edilmiş çekirdek yağları alabileceğinden sağlık yararlarını çok azaltır.

Zeytin ağaçları uzun ömürlüdür (yüzlerce, binlerce yıl), çok yıllık tarımsal ekosistemler oluşturur. Özellikle Akdeniz yamaçlarında toprak erozyonunu ve çölleşmeyi önler. Karbon tutulumunu artırır, bir hektarlık zeytinlik yılda 5-6 tona kadar CO₂ tutabilir. Böcekler, kuşlar ve mikroorganizmalar için yaşam alanı sağlayarak biyolojik çeşitliliği destekler.

“Zordur yazmak zeytini” demiştik, yüreğine sokmak ister gibi zeytin ağacına sarılan kadınlara görünce, zor olanın zeytin ağaçlarını çıkarlarını doğayı ezip parçalamakta görenlerin kıyımından korumak olduğunu anlıyorsunuz.

PROF. DR. ÇAĞATAY GÜLER

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026