Tekke ve zaviyelerin kapatılması - Doç. Dr. Hüner Tuncer
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Tekke ve zaviyelerin kapatılması - Doç. Dr. Hüner Tuncer

02.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tekkeler ve zaviyeler, İslamdaki tarikatların dinsel tören, toplantı ve eğitim yerleridir. Bu dinsel tören yerlerinin büyükleri tekke, dergâh; küçükleri zaviye olarak adlandırılır. Tarikatlara mensup kişiler zaman zaman tekke ve zaviyelerde toplanırlar; törelerine, inanışlarına göre törenler düzenler, özel giysileriyle bu törenlerde sözlü, müzikli gösteriler yaparlar.

Osmanlı toplum yapısında tarikatların önemi her dönemde etkisini göstermiş; özellikle devletin zayıflaması ve güçsüzleşmesi sonucunda, tarikatlar güçlerini daha da artırmıştı. Ancak şu hususu da göz ardı etmemek gerekir ki bazı tarikatların tekkeleri, ahlaksızlık ile her türlü fesatçılığın, çıkarcılığın, vurgunculuğun yapıldığı dinle ilgisi olmayan bağnazlık yuvalarına dönüşmüştü.

TOPLUMUN SÖMÜRÜLMESİ

Tekke ile zaviyelerin dışında, Osmanlı toplumunda türbelerin (dince, mezhepçe, tarikatça ulu kişilerin anıtsal mezarları) de ayrı bir önemi bulunmaktaydı. Ancak türbeler de tekkeler ve zaviyeler gibi giderek birer vurgun ve soygun yeri haline gelmişti. Muskacılık, falcılık, gaipten haber vericilik, kader okuyuculuk, üfürükçülük tekke ulularının, türbedarların geliştirip yaydıkları, halkı sömüren toplumsal hastalıklardı.

30 Kasım 1925’te kabul edilen bir yasayla tekkeler, zaviyeler ve türbeler kapatılmıştı. “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlıkla Birtakım Unvanların Yasaklanmasına ve Kaldırılmasına İlişkin Yasa”, üç maddeden oluşmaktaydı. Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan tarikatlar yasaklanıyor; şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, naiblik, emirlik unvanları kaldırılıyor; büyücülük, üfürükçülük, falcılık, muskacılık vs. gibi sıfatların kullanılması ve bunlara ilişkin kıyafetlerin giyilmesi yasaklanıyordu. Ayrıca, sultanlara ve tarikatlara ait bütün türbeler de kapatılıyordu.

Image

ÇAĞDAŞLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGEL

Mustafa Kemal, tekkeler ile zaviyelerin kapatılması kararının ardından şu konuşmayı yapmıştı: “Ey ulus, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar (tarikata bağlı kişiler) ülkesi olamaz! En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır!”

Atatürk şöyle demekteydi: “Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve yazgılarını ve canlarını falcıların, büyücülerin, üfürükçülerin, muskacıların ellerine bırakan insanlardan oluşan bir topluluğa uygar bir ulus denebilir mi? Ulusumuzun gerçek niteliğini yanlış olarak gösterebilen ve yüzyıllarca göstermiş olan bu gibi insanların ve kurumların yeni Türkiye Devleti’nde, Türkiye Cumhuriyeti’nde varlıklarını daha da sürdürmeleri doğru olur muydu?”

Çağdaş düşünebildiği ve kendi çağını aşabildiği içindir ki Atatürk, özgürlük ve bağımsızlığa kavuşturduğu Türk toplumunun çağdaşlaşmasını amaç edinmişti. Çağdaşlaşmanın önündeki en önemli engellerin başında, hiç kuşkusuz, halkın zihnini bulandıran ve onun doğru düşünmesini engelleyen tarikatlar gelmekteydi. Bu nedenledir ki Atatürk, hiç duraksamadan tarikatların, tekkelerin ve zaviyelerin yasaklanmasını Kasım 1925’te yaşama geçirmişti.

Şu hususu özellikle vurgulamak isterim ki Atatürk’ten ve İsmet İnönü’den sonra ülkemizi yöneten kadrolar, dini politikalarına alet etmekten kaçınmamışlar, hatta bunu özellikle yapmışlar ve tarikatçılık, mezhepçilik ülkemizde yeniden canlandırılarak son derece endişe verici boyutlara ulaşmıştır. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye’de, tarikatların ve tarikat şeyhlerinin hâlâ halkımız üzerinde hiçbir etkilerinin olmadığını söyleyebilir miyiz?

Doç. Dr. Hüner Tuncer

İlgili Konular: #tekke #zaviye

Yazarın Son Yazıları

Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026
Eğitimde güvenlik sorunu - Levent Nayki

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa’da bir okulda silah patladı.

Devamını Oku
04.05.2026
Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026