Piliç değil bilinç
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Piliç değil bilinç

14.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir. Bu sorunun yanıtı hem sosyoloji hem felsefe mahallerindeki adres(ler) olacaktır.

Yanıt aileden soy soptan başlar sosyoloji mahallesinde: ana-baba, yaş ve meslek, medeni durum...

Lukács, “Sınıf Bilinci” başlıklı metne “öznel imkân” kavramını dahil eder: “Bilinç toplumun bütününe taşındığında, insanların, belirli bir yaşamsal durumda, bu durumu ve gerek dolaysız eyleme gerek bütün toplumun bu çıkarlara uygun yapısına göre bu durumdan doğan çıkarları kusursuzca kavramaya muktedir olmaları durumunda sahip olabilecekleri düşünceler ve duygular keşfedilir; yani nesnel durumlarına uygun olan düşünceler vs. keşfedilir.” Yazar bu gibi durumların ancak sınırlı sayıda ortaya çıktığını belirtir fakat o zaman üretim sürecinin şekillendirdiği bu tipte bir duruma verilmesi gereken uygun rasyonel tepki, bütünlük olarak sınıfın tarihsel olarak belirleyici eylemine komuta eden sınıf bilincinden başka bir şey değildir. Sınıf bilincini proleter bireylerin ya da kitlelerin psikolojik bilinciyle karıştırmamak da önemlidir çünkü sınıf bilinci, sınıfın tarihsel durumunun, bilinçli hale gelmiş olduğu anlamındadır. İhale mantığına bağlı olan sınıf bilinci, sınıf çıkarlarıyla “yüklenmiştir”. Lukács, metninin başında Sartre’ın da atıfta bulunduğu Marx ile Engels’ten bir alıntı yapar: “Filanca ya da falanca proleterin, hatta bütünüyle proletaryanın geçici olarak hangi amacı hayal ettiği önemli değildir. Önemli olan tek şey, bu varlıkla uygunluk içinde tarihsel olarak yapılmak zorunda kalınan ve kalınacak olandır.”

Benzer birçok çözümleme Lukács’ı, yalnız proletarya için, toplumun özünün anlaşılmasının sınıf bilincinin onun için yerine getirdiği “yegâne işlev”e borçlu olduğu sonuca götüren bir silah, ayrıcalık olduğunu anlamadıkları için “kaba Marksistler”e sitem etmeye yöneltir: Bu anlayış proletaryayı, toplumu merkezinden itibaren tutarlı bir bütün gibi anlamaya ve aynı zamanda merkezi şekilde etkin olmaya muktedir kılar; proleter sınıf bilinci teori ile pratiği uzlaştırır.

Merleau-Ponty, Sartre’ı çok sert bir şekilde eleştirdiği bu kitapta, muhalifleri karşısında “öznelliği bir epifenomen haline getirmeden tarihe sokan bir Marksizm’i savunduğu” için kutladığı Lukács’ın tezlerini olumlu karşılar.

Lukács’ın kanıtlamasından aktardıklarımız ile Merleau-Ponty’nin bu yargısı Sartre’ı tatmin etmiş ve onu, Lukács’ı bir öznellik düşünürü, nesnel denen koşulları diyalektik denen harekete geçirmekle yetinen bir Marksizmin muhalifi olarak kabul etmeye sevk etmiş olmalıdır.

Jean-Paul Sartre Les Temps Modernes dergisini sunuş yazısında bilinç ve sorumluluk durumunu incelerken şöyle der:

“Geleceği olmazsa bir toplum sadece bir hammadde yığınıdır; bu gelecek ise o toplumu oluşturan milyonlarca insanın, güncel durumların ötesinde, kendi kendileri hakkında yaptıkları tasarımlardan başka bir şey değildir.”

“İnsan bir ‘durum’dan ibarettir: Bir işçi, bir burjuva gibi düşünüp duymakta özgür değildir ama bu durumun gerçek ve bütün bir insan olabilmesi için yaşanması ve belli bir amaca doğru aşılması gerekir. Bir insan özgürlüğü tarafından kendisine bir anlam yüklenmedikçe ‘durum’ kendi başına kişilik taşımaz. Bir özgürlük ona katlanmadıkça ya da karşı çıkmadıkça; başka deyişle, bir insan kendini oraya yerleştirerek ona bir anlam seçmedikçe, ‘durum’ ne katlanılır ne de katlanılmaz diye nitelenebilir. Ancak bu yapılmışsa bu özgür seçimin içinde durum belirleyici olur çünkü kendisi de üst düzeyden belirlenmiştir.”

“Hayır işçi burjuva gibi yaşayamaz; bugünkü toplumsal düzen içinde ücretlilik durumunu sonuna kadar yaşaması, çekmesi gerekir. Bundan hiçbir kaçış yolu, başvurulacak hiçbir ‘merci’ yoktur. Fakat insan bir ağacın ya da taşın var olduğu gibi var olmaz: İşçi, kendi kendini işçi yapmalıdır. Sınıfı, ücreti, işinin niteliği tarafından bütünüyle; duygularına ve düşüncelerine varıncaya dek koşullanmış iken kendinin ve yoldaşlarının durumuna verilecek anlamı kararlaştıran odur; kendini boyun eğen ya da başkaldıran olarak seçmesine göre, tamamen özgür olarak emekçi sınıfına ya süresiz bir ezilme ve aşağılanma geleceği ya da bir kazanım ve zafer geleceği sunan da odur. Ve işte bu seçimin sorumluluğunu taşır. Seçmemekte özgür değildir.”

***

20 yaşımdan bu yana yazarım ve söylerim: Kendine “Ben kimim?” diye soracaksın. Adını söylemeye gerek yok. Ya işçisin ya köylüsün ya emekçi (memur, hizmetli...) ya da burjuvasın (serbest meslek ve işyeri sahibi). Ya da herhangi bir meslekte emeğini satıyorsan gene emekçisin, gene işçisin! İşçi olduğunun bilincide isen bilesin ki sömürülmektesin; hakkını tek başına savunamazsın, o zaman emekçi bilinci seni yoldaşlarının yanında olmaya zorlar; sendikalı olmaya zorlar. Her dinden patron, her dinden ve kendi dininden emekçileri sömürür. Patronun dinlisi dinsizi olmaz; işçinin ve emekçinin de dinlisi dinsizi olmaz. “Paranın dini olamaz” derler ya... Tam böyle.

***

NOT: MHP’li Semih Yalçın aklı sıra bana cevap vermiş ama gazeteye reklam ücreti ödemeyi unutmuş. Önce reklam ücreti öde, cevap sonra.

Yazarın Son Yazıları

Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025
AKP’yi iktidara getiren seçim

1 Kasım 2002 günü “İki gün sonra 3 Kasım 2002” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında...

Devamını Oku
23.11.2025
Devri sabık yaratmak

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir.

Devamını Oku
21.11.2025
Toplu iğne ve nankörlük

Basında yer alan haberlere göre, Cumhuriyetin kuruluşunun 102. yıldönümü münasebetiyle savunma sanayisindeki gelişmeleri anlatan AKP genel başkanı ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, “Dünya genelinde satılan her 100 İHA’dan 65’ini biz tedarik ettik, 180 ülkeye ürün ihraç ettik. Sizleri 25 yıl geriye götürmek istiyorum, ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk” demiş.

Devamını Oku
18.11.2025
‘Entel-dantel Özdemir Bey’in itirazı

“Eşit anayasal vatandaşlık...

Devamını Oku
16.11.2025
Bir veda için adagio*

Değerli okurlar, bir terslik yüzünden 28 Mart 2025 günü yayımlanan bu yazıyı bir kez daha okumak zorunda bıraktığım için lütfen bağışlayın beni.

Devamını Oku
14.11.2025
Karakuşi siyaset

Kuzey Kıbrıs’ta cumhurbaşkanlığı seçimini ana muhalefetin adayı Tufan Erhürman’ın kazanmasının ardından, genel kanıya göre, MHP lideri Devlet Bahçeli önemli bir açıklama yaptı.

Devamını Oku
11.11.2025
İşin aslı

Kürtçülerin, Türkiye’nin demokrasi bağlamında atacağı ilk adımın “ilkokuldan üniversiteye Kürtçe anadilde öğrenim hakkının anayasada yer alması talebinin yerine getirilmesi” olduğunu biliyoruz.

Devamını Oku
09.11.2025
Bir kez daha emriniz olur!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili olarak düşüncelerini eleştiriyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Kurtarıcının adı toryum (3)

CERN’in (European Center for Nuclear Research-Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkesi) evrenin oluşumuyla ilgili olarak yapmaya başladığı deney Türkiye’yi birden bilim dünyasının göbeğine getirdi.

Devamını Oku
02.11.2025
Kurtarıcının adı toryum (2)

Özdemir İnce: Uranyum bu kadar belalı bir madde, tehlikeli, radyasyon yayıyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Dreyfus A la Turca

Hüseyin Gün 4 Temmuz 2025 günü tutuklandığına göre işlem çok daha önce başlamış olmalı. Demek ki Merdan Yanardağ’ın casusluğu (!) o günden çok daha önce belli olmuş olmalı. Öyle değil mi? Gecikme operasyon icabı mı aceba? Yoksa kerrat cetvelini (çarpım tablosunu) bilmeyen kasap hali mi?

Devamını Oku
28.10.2025
Kurtarıcının adı toryum (1)

21 Ekim 2025 Salı günü yayımlanan “Toryum dedikleri şey” başlıklı yazımla “toryum” adlı ender elementle tanıştınız.

Devamını Oku
26.10.2025