19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI. Sunduğu programda bir konuğun ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ sözlerine, ‘Şeriat burada yok. Ortadoğu’da var’ yanıtını veren Esra Erol, iktidara yakın çevrelerin hedefi oldu. AKP ve HÜDA PAR’a yakın isimler Erol’a yönelik peş peşe açıklamalar yaptı. HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir, Esra Erol ve ATV yönetimine sert tepki göstererek konuyu Saray’a taşıdığını açıkladı. RTÜK üyesi Paşa Yaşar da sosyal medya hesabından Erol’u hedef aldı. Yaşar, ‘Şeriat adalettir’ ve ‘Osmanlı adaleti’ etiketiyle yaptığı paylaşımda Esra Erol’u eleştirdi.”
İlkin televizyon programcısı değerli ve saygıdeğer Esra Erol’u Türkiye Cumhuriyeti Anayasası “Başlangıç İlkeleri” ile 2. maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” ilkesi bilincine sahip olmasından dolayı kutlarım, bu davranışından dolayı kendisine barbarca saldıran bütün kişi ve kuruluşları da şiddetle kınarım.
Kal neymiş, HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir, Esra Erol ve ATV yönetimine sert tepki göstererek konuyu Saray’a taşıdığını açıklamış. “Saray”dan kasıt R.T. Erdoğan’ın “külliye” dediği yer ise bu olay külliye makamını hiç mi hiç ilgilendirmez. Adam milletvekili olmuş ama yaşadığı ülkenin yasalarından haberi yok. Mevcut anayasanın başlangıç ilkelerini okuyup ezberlemesini tavsiye ederim. Gene ezberlemesi için anayasanın 2. maddesini yazıyorum:
“Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”
Gene aynı bağlamda, sosyal medya hesabında “Şeriat adalettir” ve “Osmanlı adaleti” etiketiyle yaptığı paylaşımla Esra Erol’u eleştiren “RTÜK üyesi Paşa Yaşar”ı da şiddetle kınıyorum.
Demek ki neymiş, Paşa Yaşar Bey: Türkiye Cumhuriyeti “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” imiş. Ve Cumhuriyetin ilkeleri arasında “şeriat adaleti” diye, “Osmanlı adaleti” diye çağdışı, Cumhuriyet ve demokrasi düşmanı herzeler (saçma sapan söz ya da davranış) yokmuş. Bay Paşa Yaşar Bey, anayasanın 2. maddesini iyi öğrenin ve bu konuda ileri geri laf edip mahcup olmamak için bu maddeyi bir ayet gibi ezberleyin. Görevinizdir!
1982 Anayasası’nın 81. maddesinde yazılı, miletvekillerinin göreve başlarken yaptıkları yemini anımsatalım ki laik Cumhuriyet düşmanı HÜDA PAR’ın Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir okuyup biraz utansın: “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Sosyal medya hesabından Esra Erol’u hedef alıp zaman aşımına uğramış “Osmanlı adaleti” etiketiyle yaptığı paylaşımda “Şeriat adalettir” şeklinde bir cılk yumurtayla Esra Erol’u eleştiren RTÜK üyesi Paşa Yaşar’a gelince... Kendisi İngilizce biliyormuş, evli ve iki çocuk babasıymış. 1948 yılında Turhal’da doğmuş. Gazi Lisesi’ni (1965) ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu (1969) bitirmiş. TRT Haber Merkezi’nde muhabirlik yapmış. (1969).
Çok iyi. TRT Haber Merkezi’ni Doğan Kasaroğlu, Muammer Yaşar, Haluk Tuncalı, Basri Balcı dönemiyle çok iyi bilirim. O dönemde televizyonda öndenetim ve redaksiyon şube müdürü ve program ve yayın planlama müdürü idim. Televizyona giriş sınavlarında jüri üyeliği ve başkanlığı yaptığım için basın yayın yüksek okulu mezunlarının çaplarını da gayet iyi bilirim. Adam kalkmış Osmanlı’nın çağdışı adaletinden, şeriatın erdemlerinden söz ediyor. Bre Allah’tan korkmaz, peygamberden utanmaz adam, bize ne senin şeriatından! Medeni Kanun diye bir yasa var, haberin yok mu? Hele bir de anayasanın 174. maddesi var ki kafana dank etsin.
Anayasa 174. madde: Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen Devrim Yasalarının, anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:
1. 3 Mart 1920 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu (Öğrenim Birliği Yasası);
2. 25 Kasım 1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka Kullanımı Hakkında Kanun;
3. 30 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (yasaklanmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;
4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Medeni Kanunu ile kabul edilen, evlenme akdinin (sözleşmesinin) evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110’uncu maddesi hükmü;
5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Rakamların Kabulü Hakkında Kanun;
6. 1 Kasım 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Uygulanması Hakkında Kanun;
7. 26 Kasım 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa Gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;
8. 3 Aralık 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kıyafetlerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.
Bizim Toros köylüsü Göde Omar bile bilir bunları. İnsan biraz utanır!