Hangi Niyetle Yersen...

11 Ağustos 2011 Perşembe
\n

\n

Medyamız Suriye gelişmelerinin değerlendirilmesinde kamoyunun iki kutba ayrıldığı haberini veriyor... İki kutba ayrılmadığımız, cepheleşmediğimiz bir konu varmış gibi. Laf aramızda, haberin haber değeri yok. Başbakan ve Dışişleri Bakanımız, hükümet politikalarını eleştiren Suriye değerlendirmelerine çok kızgın, dünkü açıklamalarında kabaca ABD eksenli politik dayatmalarla uzaktan yakından ilişkilerinin olmadığını kanıtlama yarışı içinde oldular.

\n

En çarpıcı açıklamaya açıklama Suriye bizim iç işimiz diyen Başbakanın bu sözleri ile başka bir ülkenin iç işlerine karışmayı kastetmediğini, bu açıklamanın Türkiye aleyhine doğuracağı sakıncaları sayanlara, ana muhalefet partisi başta art niyetlilik içeren ağır hakaret üslubu ile yanıt vermesiydi. İç işimiz kavramı ile kastının Suriye ile olan yakınlıklarımız, kader birliğimiz olduğu üzerine verdiği uzun örneklemeler ise, Dışişleri siyasetinde büyük pot sonucu doğurabilecek sözlerin aleyhimize olası geri dönüşlerinin bir tür onanması gibiydi.

\n

Başbakan ve bakanın açıklamalarında Türkiyenin sorumluluk inisiyatifi olarak özetlenen Davutoğlunun Suriye ziyaretinin öncesi, sonrasında dünya kamuoyunun gözünün içine sokula sokula gerçekleştirilen başta ABD, AB ülkeleri, Dışişleri ile yapılan görüşmelerin içeriğinden tek satır yoktu. Oysa ülkemiz ve dünya medyasında bu görüşmelerin içeriği Esad pazarlığı olarak özetlenmişti. Türkiyenin Batı dünyası adına Esada bir zamanlar Saddama yapıldığı üzere son bir uyarı ile görevlendirildiğinin aksine bir gündem, olasılık yok gibiydi.

\n

Bir satır arası gerçeği daha anımsamakta yarar var.. Dış politika dengeleri, çıkarları, sanatı söz konusu olduğunda, gizlenmek istenen sadece sonuç alınmak istenen gelişmeler ile, resmi dış politika dilinde söze dökülmeden gözün içine sokulmak istenen gelişmeler arasında üslup farkları olduğudur. Yani Türkiyeyi zor duruma sokmadan ya da işin içinde göstermeden de etkin arabuluculuk, son tehdit, pardon uyarı mesajını göndertme görevi yaptırılabilirdi. Davutoğlunun Suriyeye çok fazla gürültü koparılarak, Son çok önemli mesajları götürüyorduyurusu dünyaya Türkiye ve ABD odaklı duyurulmuş olarak yaptığı ziyaretten bir gün önce, hükümet katında ABD, AB elçilikleri aracılığı ile saatler süren görüşmeler yapılıyorsa, ve de yine gürültülü dünyaya duyuruluyorsa... amaçlananlar çok farklıdır..

\n

***

\n

Dış politikanın resmi söylem dilinde söylenenlerin anlamı rafa kalkmıştır.. 6 saatlik Esad-Davutoğlu görüşmesine ilişkin yapılan resmi açıklamaların çok da bir anlamı yoktur. Resmi sorumluluğun söz konusu olmadığı açıklamalarda bilerek verilen imajların, açıklamaların gerçekliği, sonuçları çok daha fazla ciddi anlam taşır. Türkiye-Suriye-ABD-dünya kaynaklı haber ve yorumlar ise, Türkiye’nin kendi çıkarları, öznel koşulları, tam da hükümetimizin ağzından düşmeyen sıkı akrabalık bağları göz önüne alındığında, Türkiyeye biçilen, hükümetimizin de kabullendiği rollerin giderek daha kaygılandıran boyutlar kazandığıdır. Biz ne olup bittiğini bile anlayamadan, rejimi demokrasi olan bir ülkede asla olamaması gereken bir biçimde oldubitti ile bataklığın içine bulaşıyoruz.

\n

İsterseniz kendinizi, yakın çevrenizi yoklayarak Libya bataklığındaki gerçek konumumuz ile algılamadaki yüzeyselliğimiz arasındaki farkı sorgulamayla başlayalım. Gelinen son noktada dünya medyasındaki bilgilendirmelerin satır aralarından Kaddafinin pazarlandığı gibi çok kolay gidici bir konumda olmadığını öğreniyoruz. Hani şu suikasta kurban giden muhalefetin askeri gücü komutanı olayı var ya.. Muhalefet hareketi kırıldığı, bölündüğü, tekrar Kaddafi ile uzlaşılmaya çalışıldığı için kendi içinden, büyük olasılıkla ABD desteğinde suikasta kurban edilmiş.. BM kararının NATO eliyle uygulanmasında ise üs merkezi Türkiye; yapılan her yanlıştan ilerde en çok din kardeşliği adına o yargılanıp hesap verecek, bedel ödeyecek. Oysa savaştan kaçanların Akdenizde boğulup ölmeleri bile NATOnun duyarsızlığını önleyemiyor. Malum, Dışişleri Bakanımız doğrudan direnişçilerin merkezine giderek para yardımını götürdü. Libyanın kirli iç savaşı, aşiretler çatışmasında doğrudan bulaşık, işin içindeyiz. Kimseye yaranamayacağımız da ortada...

\n

Suriye hem en uzun sınırlı komşumuz hem de İslami mezhep, ırk çatışmaları ekseninde bizi daha büyük bir bataklığın içine sokmaya aday konumda.. Ortadoğu dengelerindeki yeni hesaplaşmaları, İranı, Türkiyenin sayısız gündemli iki arada bir derede kalmasını ekleyin.. Irakı çok başka havalarda işgal ederken, Sizin topraklarınız üzerinden ben gireceğim, ama siz gelmeyeceksiniz..” diyen ABD, şimdi doğrudan işin içinde olmadan Türkiyeyi neden önden itiyor? İktidarımız bunları elbet görüyordur, elbet Suriye gündemli bir savaşın içinde olmaya gönüllü değildir. Ama şu hangi niyetle yenilecekse yenilsin vitrininde olmak var ya.. ABDnin ekonomik krizi, çıkar savaşlarında örneğin savaş lobilerinin yine yıldızları parlamakta ise...

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları